
Meral TAMER
Zenginler için küreselleşmeyle yüzleşme Davos'u
Siz bu satırları okurken ben, yarın başlayacak Dünya Ekonomik Forumu (DEF) için Davos yolunda olacağım.
Son 10 yıldır Davos toplantılarını hiç kaçırmadım ve hepsinden de, dünyada öne çıkacak muhtemel gelişmeleri avucumun içinde hissederek Türkiye'ye döndüm.
2 ana tür Davos gördük bugüne kadar:
1) Ekonomik kriz işaretlerinin olduğu, dolayısıyla acil olarak dünya ekonomisini yoluna koymak için bir şeyler yapılması için arayışların hakim olduğu Davoslar.
2) Ekonominin rayında göründüğü, dolayısıyla çevre ve dini kimlikler gibi daha uzun vadeli konuların öne çıktığı Davoslar.
Dünya ekonomisinin kimilerine göre son 10 yılın, kimilerine göreyse belki de son 50 yılın en ciddi kriziyle karşı karşıya bulunduğu şu dönemde yapılan 2008 Davos'u, ilk türe yakın olacak kuşkusuz.
Kriz artık merkezde
Siz bakmayın 2008 Davos'unun ana temasının "İşbirliğine Dayalı Yenilikçiliğin Gücü" olduğuna! Paniğin artmaması için ellerinden geleni yapıyorlar tabii. Ama bu yılki Davos hiç kuşkusuz, dünya çapında giderek büyüyen krize karşı ne yapılabileceğine ilişkin arayışların öne çıkacağı bir Davos olacak.
Geçmiş dönemde karşılaştığımız krizler hep Brezilya, Meksika, Rusya ya da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeydi. Bu sefer kriz, merkez ülkelerde.
Küreselleşme sürecinin bu noktasında zora girenler, küreselleşmeyi başlatanlar oldu. Belki de küreselleşmeyle yüzleşme Davos'u olacak bu seferki.
Çin ve Hindistan son yıllarda zaten hep başroldeydiler; ama bu yıl sanki ilk kez "Kurtar bizi Çin ve Hindistan" diyerek bu 2 ülkeden medet umulacak.
2 Davos türünü daha iyi anlatabilmek için kendi katıldığım Davosları birer cümleyle özetlemek istiyorum:
Geçmiş Davoslar
Not: Yarın yoldayım. Perşembeden itibaren Davos'tan yazacağım.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe