
Hasan CEMAL
Umuda yolculuk hiç bitmez siyasette!
Siyasette umuda yolculuk hiç bitmez. Bu yolculuğun asıl motoru ise 'değişim'dir.
İnsanlar yaşamda her zaman daha iyiyi, daha güzeli özledikleri içindir ki, genellikle değişim umudu veren siyasetçinin, ya da belki bir başka deyişle, en iyi 'umut taciri'nin otobüsüne binerler.
Tabii bu yolculukta hayal kırıklıkları da hiç eksik olmaz. Bazen bir yerde umut kesilir ve durakta bir başka otobüs beklenir.
Biz 2002'de yaşadık bunu.
Özellikle 1990'larda Türkiye'nin değişime ne kadar ihtiyacı olduğu gerçeğine yan çizen koca bir siyaset sınıfından umudunu kesen halkımız, onları seçim sandığına gömerek bir başka otobüse doluştu.
Şimdi ABD böyle bir süreçte.
Değişim sözcüğü sürekli gündemde.
Ama nasıl bir değişim?..
Bu sorunun yanıtı karışık.
Amerikalıların kafası berrak değil değişim konusunda. Ülkelerinde işlerin bir süredir iyi gitmediğini, Irak'ta yaşanan fiyaskonun Amerika'ya çok pahalıya mal olduğunu, ekonominin fena halde teklemeye başladığını anlamasına anlamış durumdalar, ama çıkış yolunu henüz görebilmiş değiller.
Çıkış kiminle olur sorusu daha karşılığını bulmuş değil.
Aday adayları fena halde kapışmış durumdalar. Cumhuriyetçiler ile Demokratlar, kasım ayındaki başkanlık seçimine hangi adayla katılacaklarını belirlemek için kendi aralarında müthiş bir önseçim kavgası veriyorlar.
Demokrat kanatta Hillary Clinton'la Barrack Obama öne çıkmış durumda. Senatör Clinton burun farkıyla önde. Cumhuriyetçilerde ise John McCain başı çeker gibi. Fakat her iki tarafta da tünelin ucundaki ışık henüz kimseye görünmüş değil..
Daha 50'ye yakın önseçim var. Ancak, 5 Şubat'ta 22 eyalette birden yapılacak önseçimlerin sonuçları iki tarafta iki adayın kesinleşmesine de yol açabilir.
Aday adayları arasında beni daha çok Barrack Obama heyecanlandırıyor. Amerikalı olsam herhalde oyumu ona verirdim.
Siyah olmasının, yani baba tarafından köklerinin Afrika'ya uzanmasının,(annesi Amerikalı bir beyaz) ya da göbek adının Hüseyin olmasının da rolü olabilirdi bu tercihimde.
Amerika'da bir 'siyah'ın, yani bir 'Afrikalı-Amerikalı'nın -ve 46 yaşında bir Harvard Üniversitesi mezununun- Beyaz Saray'ın yeni sahibi olması, hiç kuşkusuz, tarihte yeni bir sayfa açacak kadar heyecan verici bir olay.
Elbette buna karşılık, Hillary Clinton'ın da ilk kadın Başkan olması öyle yabana atılamaz.
Ama bence Amerika'da değişimi en çok Barrack Obama temsil ediyor. Kendinden emin ve karizmatik bir havası var. Sakin bir güç izlenimi veriyor. Hem değişim umudu, hem iyimserlik aşılıyor, hem de uzlaşma.
Bu uzlaşma konusu önemli.
Çünkü, sekiz yıllık Başkan Bush döneminde, özellikle Irak Savaşı sonrasında olağanüstü kutuplaşan Amerika'nın uzlaşma ve birliğe belki her zamankinden daha çok ihtiyacı var.
Kim bilir belki aynı zamanda, Başkan Bush'un yüzünden dünyadaki imajı yerlerde sürünen Amerika, tarihindeki ilk siyah Başkan'la kendini yeniden toparlamaya başlar.
Barrack Obama eğer seçilirse, Endonezya'da bir süre okumuş, bu yüzden İslam konusunda da fikir sahibi bir Başkan olarak İslam'la Batı arasında gitgide derinleşen uçurum da kapanmaya başlayabilir.
Barrack Obama, ırk konusunu Amerika'nın siyasi lügatından çıkarabilecek bir çizgi, bir söylem içinde. Bu açıdan gösterdiği özen, bazı siyah çevrelerde eleştiriliyor, "Fazla beyaz davranmak"la suçlanıyor.
Ama bu konunun Obama'nın değirmenine su taşıdığı söylenebilir.
Bunun gibi, hanedan meselesi de Obama'nın elini güçlendiren bir başka konu. Başkanlığın Bush örneğindeki gibi babadan oğula geçmesinden sonra, Beyaz Saray'ın bu kez de karı-koca Clinton'lara kalması Amerikan seçmeninin bir bölümünde tepki yaratıyor.
Bu arada bir nokta daha var ilginç olan. Cumhuriyetçi oylardan Hillary Clinton'a en ufak bir kayma beklenmiyor. Buna karşılık Obama konusunda daha bir esneklik söz konusu...
Obama'nın son olarak yaptığı "İki Clinton'a karşı mücadele ediyorum!" çıkışı da kendisine dönük sempatiyi arttırmış durumda...
Amerikan Başkanlık seçimlerini yakından izlemek zorundayız.
Tüm dünya izliyor zaten.
Çünkü dünyanın tek süper gücünün Başkan'ı yalnız Amerika'yı değil, Türkiye dahil tüm dünyayı fazlasıyla ilgilendiriyor.
h.cemal@milliyet.com.tr

Cafe