İngiltere’de Roma hamamında terlemek!
Pınar tanrıçası Sulis’i simgeleyen bir heykel. Altında ''Su en iyidir'' yazıyor.
Yasemin Saraç - LONDRA
On yıl aradan sonra yine bir kış ayında Londra’daydım. Ama bu sefer daha şanslıydım çünkü yüzde 75’lere varan ‘sale’ dönemine rastgeldim. Dükkân dükkân dolaşmak, alışveriş yapmak çok zevkliydi. Ama paralar suyunu çekip kredi kartı limiti zorlanınca şehir dışına çıkmak, kültür turlarına beklenenden hızlı geçmek farz oldu. Beni en etkileyen ise kaplıca kenti Bath oldu.
Bath, yani Türkçesiyle Banyo, Londra’ya arabayla 2.5 saat uzaklıkta, Avon vadisine kurulmuş ‘küçük’ bir şehir. Yani baştan başa dolaşsanız 1 saati bulmaz gezmeniz. Ama garip bir çekiciliği var. Avon nehri kentin içinde usul usul akıyor. Biz gittiğimizde nehir biraz yükselmişti. Yürüyüş yapılan alanlar, oturulan banklar sular altındaydı.
Bath’ın Romalılardan kalma hâlâ ayakta duran bir hamamı var, adı da burdan geliyor zaten. Ve bu hamam, Kuzey Avrupa’daki en iyi korunmuş arkeolojik yerlerden biri... Üstelik müze şekline getirilmiş hamama girişte Türkçe bilgilerin yer aldığı bir broşür bile veriliyor.
Bath’taki Romalı şifalı su merkezi, İngiltere’nin M.S. 43’te Romalılar tarafından işgalinden sonra kurulmuş. Adını da Romalı tanrıça Minerva’nın Kelt karşılığı olan Pınar tanrıçası Sulis’ten almış.
Romalılar gidince pagan tapınağı yıkılmış, hamamlar çökmüş. Kral Hamamı 12. yüzyılda doğrudan kutsal kaynağın üzerinde inşa edilmiş ve şifalı banyolar yüzme amaçlı kullanılmış. 18. yüzyılda şifalı su içmek moda olunca Kral Hamamı’nın yanına Pompa Odası yapılmış. Roma Hamamı’nın bir kısmının ilk ‘yeniden’ keşfi 18. yüzyılda gerçekleşmiş. Roma Hamamı’nın büyük kısmının kazısının tamamlanması ve ören yerinin gerçek boyutunun ortaya çıkması, 1880’lere rastlıyor.
Müzenin içinde ekranlar vardı. Çocuklar için özel olarak bir animasyon yapılmış. Romalı karakterler, hamamın tarihini anlatıyor, bölümler hakkında bilgi veriyordu. Büyükler için de istedikleri bölümün numarasına basarak dinleyebilecekleri bir alet dağıtıyorlardı.
Dejavu duygusu
Kazılarda çıkan paralar, taşlar, mozaikler evet ilgi çekiciydi... Minerva’nın yaldızlı bronz başı da güzel ve ürkütücüydü. Ama hamamı görünce her şey değişti. Gerçekten kendimi o döneme gitmiş gibi hissettim. Belki de o dönem giysileriyle ortada dolaşıp hamamın tarihini anlatan rehberdi bunu hissettiren; ya da belki benim bu havuzu yıllar önce rüyamda gördüğüm için yaşadığım dejavu duygusu...Bilemeyeceğim. Ama insan orada zaman tünelinden geçmiş gibi hissediyordu gerçekten de...
Romalıların o dönemde dileklerinin olması için bozuk para attığı küçük bir havuz vardı ören yerinde. Bir de not asmışlardı yanına: ''Zamanında Romalılar dileklerinin olması için bu havuza para atıyordu. Siz de para atarak, kazılar için bize yardımcı olabilirsiniz'' diyen...
Havuza para atma işini en çok 3.5 yaşındaki oğlum Derin sevdi... Attığı her parada da bir oyuncak diledi:)
Şifalı sudan içmemek olur mu hiç!
Çıkışta Pompa Odası’nda hamamdan çıkan şifalı suyu da denedim. Paslı demir gibi kokuyordu. Ama ben burnumu tıkayıp bütün bardağı kafama diktim. Oraya kadar gidip o suyu içmeden dönmek olmazdı.Şehri turist otobüsleriyle de gezdik. Ama dedim ya küçücük bir şehir. Buna rağmen tur otobüsünde, her yerden ikişer üçer kez geçerek, her ayrıntı için dakikalarca durup anlatarak haklarını verdiler doğrusu. Ünlü yazar Jane Austen’in kaldığı evi gösterdiler. Yaklaşık yarım saat anlatarak.
Nicolas Cage’in gizemli 6’sı
18. yüzyılın başlarında sosyetenin ünlü simaları İngiltere’nin bir numaralı hamam kenti olan Bath’a gelirmiş. Yöredeki Yaşlı ve Genç iki mimar John Wood tarafından yapılmış büyük bal renkli kireçtaşı George dönemi terasları şehre bugünkü kalitesini getirmiş.Bir de orada Roma dönemini yansıtan mimarisiyle ilgi çeken evleri tek tek anlattılar. Üzerinde numarası yazmayan 6 numaralı evin Nicolas Cage’e ait olduğunu, orayı 6 milyon pound’a aldığını da söyledi rehber. Ve bence herkes en çok bu bölümü ilgiyle dinledi.
UNESCO dünya mirası bölgesi olan Bath, göz alıcı George dönemi mimarisi, Roma banyoları, üniversitesi ve muhteşem vadi manzarasıyla gerçekten görülesi bir şehir. Ama daha da önemlisi, burayı yönetenlerin müzede sergiledikleri yaklaşım ve otobüs turlarının kalitesi; küçücük bir kentin nasıl bir turizm harikasına dönüştürülebileceğini gösteriyor insana...

