Venedik’te maskeli balo
21. yüzyılda Brezilya’daki Rio Karnavalı dünyanın dört bir yanındaki insanlar için ne ifade ediyorsa, Venedik Karnavalı da 13. yüzyılda insanlar için aynı şeyi ifade ediyordu: Yani sınırsız eğlence...melteminan@aim.com
Bazı tarihi belgelere göre Venedik karnavalı, ilk olarak Serenissima Cumhuriyeti zamanında, 1162 yılında kutlanmaya başlanmış. Her yıl aralık ayında başlayan ve aylarca süren kutlamalar boyunca herkes yüzlerine maske takar, müzisyenler ve soytarılar insanları eğlendirirlermiş. Karnaval boyunca maskeler, sınıflararası farkların yok olmasını sağlayıp, insanların kimliğini gizlediğinden, herkese kendi benliğini bir kenara bırakıp, özgürleşmesini sağlarmış. Ancak aynı maskeler bir süre sonra insanların özgürlüğünü de tehdit eder olmuş. Öyle ki cinayetler, hırsızlıklar artıp, sokak ortasında sevişmeye kadar varan dejenerasyon ayyuka çıkınca, Venedik’in adı kötüye çıkmış ve bazı önlemlerin alınıp, kısıtlayıcı kanunların çıkmasına neden olmuş. Ardından 1930’da Mussolini tarafından tamamen yasaklanmış. Şehrin kaderi, 1979’da birkaç Venedikli gönüllünün atılımı sayesinde değişmiş ve şehir ile özdeşleşen karnaval eskinin popüler günlerine yeniden kavuşmuş.
En doğru adres
Karnaval döneminde insan kaldığı otelin penceresini açıp dışarı baktığında gördüğü manzara karşısında şaşırıp kalıyor. Her yer; yani sokaklar, gondoller, restoranlar ve kafeler ‘Marie Antoinette’ döneminin kıyafetleriyle dolaşan insanlarla dolu. Kral Louis ise hemen yanlarında sanki. Benim gibi penceredeki kadın olmayı bir kenara bırakarak karnavalın bir parçası olmaya karar verenler için en doğru adres ise Nicolao’nun atölyesi. Eski devir kostümleri tasarımcılığı yapan Nicolao’nun 1500 kostümünün yer aldığı deposunu görünce hayran kalmamak elde değil.Yeşil, kırmızı kadife kumaşlar, satenler, ihtişamlı karpuz kollu elbiseler, peruklar, kabarık dökümlü etekleri gören ben depoda saatlerimi geçiriyorum. Saniyeler içinde 30-40 kostüm giyip çıkarıyor, boyumu en azından 10-15 santim uzatan ve her an boynumun kırılmasına neden olabilecek ağırlıktaki perukları deniyorum. Giydiğim kostümlerin bazılarını ise gözüm bir yerden ısırıyor. Nicolao, ‘Farinelli’, ‘Wings of a Dove’ ve ‘2. Elizabeth’ gibi filmlerin kostümlerini yapmış, üstelik tüm bu kostümleri de yine bu depoda toplamış. Eski devirlerin kostümlerini yapmak için sadece o dönemin modellerini, ya da dikiş şeklini bilmek yetmiyor. Venedik’te Napolyon döneminden kalma tekstil aletlerinin kullanıldığı kumaş atölyeleri var... 2 metrelik kumaş yaklaşık 15 günde dokunuyor ve çok değerli. Dolce Gabbana gibi günümüzün dev tasarımcıları da bu kumaşlardan satın alıyormuş.
Sıra kendi kostümümü kiralamaya geldi. Eski dönem elbiseleri yaklaşık yirmi kilo geliyor. Elbiseler, göğüsleri sıkıştırarak, onların ortaya çıkmasına neden olurken , eteklerin kabararak yere kadar dökülmesini sağlamak için, belin arka tarafına bir ipe tutuşturulan bir yastık bağlanıyor. Saçlar ise geriye doğru toplanarak, üzerine beyaz kabarık peruklardan takılıyor. Çok heyecanlıyım ve içim içime sığmıyor çünkü neye benzediğimi çok merak ediyorum. Yavaşça ayağa kalkıp boy aynasının karşısına geçiyorum. Sonuç: Felaket!. Daha önce hiç bu kadar çirkin görünmemiştim. Allah’ım beni 21. yüzyıla gönderdiğin için sana bir kere daha teşekkür ederim.
Maske tasarımcısı Marilisa’nın San Paolo’da yer alan L’Arlecchino isimli dükkanında alçı ile yüzümün kalıbını çıkarılıyor. Sonra bana gösterdiği farklı maske şekillerinden en tüylü ve gösterişlisi olduğuna inandığım bir modeli seçiyorum.Ertesi akşam yeşil çiçekli kostümümle ben karnavalın en büyük olayı olan ‘Ball of the Doge’ balosuna davetliyiz...
Dönem filmi gibi
Kapıya vardığımda uzun bir kuyruk var. Benim gibi kostümlerini giymiş ve maskelerini takmış onlarca insan ana kapıdan içeri girmeyi bekliyor. Tıpkı dönem filmlerinde gördüğümüz oyuncular gibi yelpazelerini sallıyor, büyük zarafetle yürüyor, üstelik reverans bile yapıyorlar!!! .Baloda herkes günümüzde artık kaybolduğunu düşündüğü ama özlem duyduğu bir tadı yakalayabilmenin peşinde ama maalesef 21. yüzyılı bu karnavaldan söküp atmak mümkün değil. DJ kabinine girince büyü bozuluyor. Balo dönüşü otelime dönerken, karşı taraftan yine gondole binmiş, dönem kostümlerini giymiş, ve yanlarına aldıkları kemancıdan Vivaldi nağmeleri dinleyen yaşlı bir çift ile karşılaşıyorum. Tıpkı eski devirlerdeki gibi başımızı hafif eğerek birbirimizi selamlıyoruz. Sonra kendi kendime gülümsüyorum. Okumaktan, araştırmaktan ve hayranlık duymaktan vazgeçemediğim tarihin bir dönemine yolculuk yapma fırsatını bana tanıdığı için Venedik Karnavalı’na içimden teşekkür ediyorum.

