|
24 Ocak 2008 / Perşembe - 22:45
|
TMSF Başkanı Ertürk: Sokaktaki insan hep aynı soruyor soruyor...
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, bankacılık yaptığı dönemde TMSF'ye borçlu olanların mutlu olduğunu ifade ederek, ''Şimdi TMSF'ye borçlu olan kurumlar, başka hangi bankalara borçlu olurlarsa olsunlar, önce Fon'a olan borçluluktan kurtulmaya çalışıyor'' dedi.
Genç Yönetici ve İşadamları Derneği ile Türk Amerikan İşadamları Derneğince düzenlenen ''Liderlik Konferansı''nda konuşan Ertürk, TMSF'nin uzun yıllardır var olduğunu, ancak son 4 yıldır kamuoyunca bilindiğini belirterek, ''Keşke bilinmez bir kurum olsaydı. Peş peşe yaşadığımız krizler TMSF'yi toplumun önüne oturttu'' değerlendirmesinde bulundu.
Ertürk, bir dergi tarafından geçtiğimiz dönemde yılın bürokratı seçildiğini hatırlatarak, ''Bürokrat olmadığım için yılın bürokratı seçildim. Kamu kuralları dışına çıkma cesareti gösterdiğim için...'' şeklinde konuştu.
Türkiye'ye bir ''başarı öyküsü'' armağan ettiklerini, bundan sonraki hedeflerinin ise uluslararası ölçekte finansal sistemin stabilitesine katkıda bulunmak olduğunu ifade eden Ertürk, 2004'te göreve başladıklarında önlerinde çok sayıda şirket enkazı olduğunu, bu şirketleri devraldıktan sonra enkaz halinden çıkartıp değere dönüştürmeleri gerektiğini, bunun için gerekli yasal değişiklikleri hazırladıklarını anlattı.
Ertürk, ''Sık sık Ankara'ya ziyaretler yaptık. Meclis'i, Hükümet'i ikna ettik. Değişiklikler gerçekleştirerek, şirketlerin yönetimi ve satışı için özgün modeller geliştirdik. Öyle etkin işleyen modeller geliştirdik ki hangi sektörde olursa olsun o sektörün kuruluşları bizim satışlarımızdan sonra bize gelip, 'aman bizim şirketleri el koymadan satın' dediler'' şeklinde konuştu.
''KİMSE ARAYIP SORMUYORDU''
Ahmet Ertürk, tahsilatlara değinirken de şunları kaydetti:
''Bankacılık yaptığım dönemde TMSF'ye borçlu olanlar mutluydular. Kimse arayıp sormuyordu. Şimdi TMSF'ye borçlu olan kurumlar, başka hangi bankalara borçlu olurlarsa olsunlar, önce Fon'a olan borçluluktan kurtulmaya çalışıyor. Bu, bizim zulüm ettiğimiz anlamına gelmiyor. Kimsenin gözünün yaşına bakmadığımız anlamına geliyor. Amacımız, kamunun alacağını tahsil etmektir. Karşımızda kavga etmek isteyenler varsa da kaçmadık. Bu anlaşılınca tahsilat performansımız daha da arttı.
İlk dönemler hep dinlemekle geçti. 20 banka sahibi... Tabii bunların hepsini aynı kefeye koymuyoruz. Büyük bölümü de kasıtlı, bilinçli şekilde o durumu yaratanlardı. Biz bunları uzun uzun dinledik. İnsanın dışarıya kaçırdığını alırken bir düşmanlık havası oluşturmadan bunu yapmak gerekiyor.'' Kamuoyunun bu krizler sonucunda neyi kaybettiğini görmesi gerektiğini ifade eden Ertürk, ''Bugün 50-60 milyar dolar rakamlar dolaşıyor. Sokaktaki insan bile beni gördüğünde 'Ne olacak bizim 60 milyar dolarımız' diyor'' şeklinde konuştu.
Türkiye'de denetimin yanlış işlediğini, kendisinin de denetim işinden geldiğini kaydeden Ertürk, basına yaptığı her konuşmanın kendilerine kamuoyu desteği olarak döndüğünü, her gün mektuplar aldıklarını anlattı.
Ertürk, ''Yılbaşından hemen sonra bir mektup aldım. Adresi yoktu. Anonim bir kişi... 'Sana bir çay ikram etmek istiyorum, ama imkanı yok' diyor. Zarfın içinden 5 YTL çıktı. 'Benim adıma bir çay iç''' diye konuştu.
Sokaktaki insanın bakışının, Meclis'teki parlamenterlerin kendilerine olan bakışlarına da yansıdığını ifade eden Ertürk, ''Yasal değişiklikler için gittiğim Meclis komisyonlarında bütün parlamenterlerin bize destek verdiğini gördüm. Yaptığımız işlerin hiçbir politik tarafı yok'' dedi.
Yargının kendileri için çok kritik bir denetim mekanizması olduğunu vurgulayan Ertürk, ''Bizim yargı sisteminin arızalarını konuşmaya cesaret göstermemiz gerekiyor'' şeklinde konuştu.
| |

|
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun