|
 |
|
|
Gündemin panzehiri
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Başucumdaki kitaplar birikmeye başladı yine. Gözler bozuldu, beyin erken yorulmaya başladı, gecikmiş okumalar sırada. Okuma isteği kuvvetli ama şu uyku bu kadar kolay gelivermese..
Bu ara kitaplara daha bir düşkünüm. Gündeme baksanıza allahaşkına. Birileri Youtube’a erişimi engelliyor. Birileri türbana serbestiyle uğraşıyor!
Yıllardır süren uzun tartışmalar aynen devam ediyor, sonuç?
Dünya ekonomisinde 6 şiddetinde bir deprem oluyor, öncü de olabilir bu, biz Merkez Bankası taşınsın mı taşınmasın mı tartışması yapıyoruz.
ABD radikal biçimde faizlerini 75 baz puan yani yüzde 18 oranında aşağı çekiyor, bizim Merkez Bankası durun hele bakalım havasında.
Şu taşınma konusu bir hallolsun da!
Hergün bir Merkez Bankası gökdeleni bedeli faiz olarak ödenedursun bu arada!
Bu çarpık gündeme karşı kitaplar birebir. ‘Tutunamayanlar’dan bir iki sayfa bile kendine getiriyor insanı. Nabız normalleşiyor, beyine sıçrayan kan geri dönüyor.
Bir de Ayşe Kilimci’nin ‘Ah Benim Akordsuz Kalbim’i karıştırıyorum. 1968’den 12 Eylül dönemine kadar yazarın tuttuğu notlar. Sıcak, içten, hatırlatıcı. Nasıl da unutmuşuz!
Unutma diyenleri bile.
Ama esas NTV yayınlarından piyasaya çıkan ‘Gelecek 50 Yıl’ isimli kitap ilaç gibi. Gündemin panzehiri!
Çeşitli alanlarda çalışan bilim insanlarının geleceği tahmin denemelerini içeren kitabın önsözünde editör, ''Amaç bilimi popülerleştirmek değil, en son bilimsel araştırmaları geniş okur kitlesi tarafında da anlaşılır kılmaktır'' diyor.
Kitapta gelecek hem teorik hem pratik açıdan irdeleniyor.
‘Mutluluğun Geleceği’, ‘2050’nin Matematiği’, ‘Çocukların Bilimcilere Öğreteceği Şeyler’ gibi kimi daha ''hafif'' kimi daha ''ağır'' ilginç denemeler var.
Sayfaları şöyle bir karıştırdığınızda bilimin kimya, moleküler biyoloji, nöroloji, psikoloji, nano teknoloji, genetik, biyomatematik dalları geleceğin ana belirleyicileri olacak gibi görünüyor.
* * *
Bugünkü ülke gündemine ışık tutması açısından Yale Üniversitesi bilgisayar bilimi profesörü David Gelernter’in ‘Işınla Bağlantıya Girmek’ başlıklı çalışmasından söz etmek istiyorum burada...
Gelernter’e göre geleceğe şu kabuller yön verecek:
1) Teknolojide değişim temposunu donanım değil yazılım belirler. Yakında bir yazılım devrimi yaşayacağız diyor Gelernter.
2) Toplum daha yenisini değil, daha iyisini bulduğunda birşeyin yerine başka bir şey koyar. Elli yıl sonra da kitap kağıda basılacak, resim tuval üzerine yapılacakmış..
3) Elle tutulan kazanımlar elle tutulmayan kazanımlara ağır basar. Bu noktada Gelernter internet üzerinden eğitimin üniversitelerin yüzde 95’ini ortadan kaldıracağını iddia ediyor. Ancak mezunları itibar veya para kazanmakta zorlanmayan üniversiteler kalacak diyor. Zaten bilginin havada uçuştuğu bir ortamda eğitim sisteminin baştan aşağı değişmesi kaçınılmaz görünüyor. Türban sorunu da bu şekilde tatlıya bağlanacak inşallah!
4) Son tahlilde teknoloji bir amaç değil araçtır. Elli yıl sonra teknoloji bugünkünden çok daha yaygın ve güçlü olacak ama kafayı teknolojiye daha az takacağız diyor Gelernter. Teknolojiyi hazmetme kapasitemiz yükselecek diye yorumladım bunu.
Öngörüsü şu Gelnter’in : Elli yıl sonra internet yerini enformasyon ışınlarıyla dolu bir siber küreye bırakacak. Kuruluşların zihinleri bu siber kürede yer alacak. Siz ışınlar vasıtasıyla bağlantı kuracaksınız bu ''zihinle''. O gün geldiğinde Merkez Bankası İstanbul’dan (Ankara’dan taşınmışsa) bu siber küreye geçsin mi geçmesin mi diye tartışılır artık. Ama siber kürede İstanbul’un zihniyle Merkez’inkini yanyana koysunlar yine de!
Teknoloji tahmin edilenden hızlı ilerlese de bu öngörüler fazla fantastik olabilir. Ama bizim bugünlerdeki tartışmalarımız da ta öbür uçta!
Arasını bulamadık gitti..
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|