Bir değil, beş Bermek çıksın
Adam çıktı, yüreklice adaylığını açıkladı. Kimseden çekinmeden, korkmadan "Futbolu yönetmeye talibim" dedi!Ama o ne?
Ayhan Bermek'in Futbol Federasyonu başkanlığına adaylığına en büyük tepki, 19 Ocak 2006 seçiminde onun önderliğindeki listede yer almayı kabul eden isimlerden geldi.
Vay efendim Bermek de kim oluyormuş?
Adaylığının resmileşmesi için 53 imzayı nasıl toplayacakmış?
Bir kez daha yenilirse milletin yüzüne nasıl bakacakmış!
Size ne kardeşim?
İnsanların hür iradelerinin tapusu sizde mi?
Tıpkı 17 Ocak'taki gibi onlara da mı ipotek koymayı düşünüyorsunuz?
Siz mi onay vereceksiniz kimin aday olup olmayacağına?
Bakın seçim kararı alınmasının üzerinden on gün geçti.
Bermek'in dışında bir Allah'ın kulu cesaret edip "ben bu işe varım" diyebildi mi?
Kapısını aşındırdıkları Şenes Erzik bir kez olsun "aday olmaktan" söz etmedi.
Aksine UEFA Asbaşkanı "Her başı sıkıştıklarında bana geliyorlar. Yeter artık, üzerimden rant sağlamaya çalışanların başına zamanı gelince bir taş gibi düşeceğim" diyerek isyan etti.
Ama Erzik "yokum" derken neredeyse "vatan haini" olacaktı!
Gelelim Türk futbol tarihinde ilk defa 192 oyu bir araya getiren muhalefete.
Böyle bir güç o kadar mı aciz, kendisini yönetecek lideri bulmakta?
Bu kadar mı yetersiz ve inandırıcılıktan uzak, adayını ikna etmekte?
Ya Kulüpler Birliği Vakfı?
Önceki gün Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım az bile söylemiş;
Yıldırım, "Burası nasıl bir yer anlamadım? Dünyanın hiç bir ülkesinde böyle bir birlik yok" diye şikayet etmiş.
Bugüne kadar tek bir konuda mutabakat sağlayamayan, sorunlarına sahip çıkamayan, çözüm üretemeyen, proje geliştiremeyen, arada bir çay-kahve muhabbeti için toplanan bu birliğin "Karakoçan'ı kalkındırma derneği"nden ne fazlası var?
Tek ezberleri "Haluk Ulusoy" gitsin.
Tamam gitsin. Yüz kere, bin kere gitsin.
Gitsin de...
Nerede futbolu temizleyip düzlüğe çıkaracak kurtarıcı?
Ulusoy'u devirmek adına herkesle her türlü iş birliğine giren, sırtını dayadığı siyasi iktidar olmasa bir kavak fidanı gibi rüzgârın önünde kırılacağını bilen zihniyetin, kendi başkan adayını yaratması kolay mı?
Arada sözünden çıkılmayacak "abiler", kendini futbol uleması ilan eden danışmanlar, kırmızı yanaklı çocuklar ve futbolu yönetmeye soyunan belediyeciler olduğu müddetçe "Bir liderin etrafında toplanmaları" çok zor!
Ya dayatmayla?..
Zaten olacağı da o!
Şimdi kafayı takmışlar Ayhan Bermek'e.
Seçilir seçilmez.
Ama dertleri o değil.
Sıkıntıları, Bermek'in "bir bölen" olması.
Keşke bir değil beş tane daha Ayhan Bermek çıksa.
Keşke daha çok aday, daha gerçekçi projeler ve vaadlerle genel kurulun karşısında kendini anlatabilse...
Bakın o zaman sağduyulu delegeler kimin peşinden gidiyor?
Topu görünce bomba sanan iş adamlarının mı, yoksa futbolun gerçek sahiplerinin mi?
Yoksa kime ne?
Önce İbrahim Kutluay, ardından Tümer Metin gitti komşuya.Kimin aklına gelirdi ebedi düşman öğretisiyle büyütülen bir neslin askerliğini erteletmek için Yunanistan'ı kurtuluş yolu olarak seçeceği!
Canım, en verimli dönemde askere mi gidilirmiş?
Yaş sınırı 38'e çıkarılmalıymış.
Tamam çıkarılsın da...
Baba ocağından, ana kucağından daha hayatı tanımadan ayrılmak zorunda kalan gençlerimizin suçu ne?
Kendini bilime adamış beyinlerin en üretken oldukları dönemde vatani göreve koşmaları neden?
Onlar Türk sporuna hizmet ediyor da diğerleri hangi ülke için dirsek çürütüyor?
İşte bu fark rahatsız ediyor sağduyulu vicdanları.
Yoksa kime ne kimin nereye gittiğinden!
Beyler komik oluyorsunuz
Gündemimiz yeni federasyon seçilinceye kadar olası hakem hatalarına karşı gard almak.
Gerekçe; "Ulusoy giderayak bizi yakacak."
Ne garip değil mi?
Genel kurulda seçim diyenlerin yüzde 90'nı kulüpler.
On kulüpten dokuzu Ulusoy'a karşı.
Ancak herkes "bizi harcayacaklar" diye ağlıyor.
Örneğin bu haftaki Kasımpaşa- Kayserispor maçı?.. İkisi de genel kurulda beyaz oy kullandı.
Ya da Konyaspor- Ankaraspor müsabakası. İkisi de Ulusoy muhalifi.
İşte Çaykur Rizespor- Trabzonspor karşılaşması. İkisi de seçim istedi.
Peki, hakemler kimi yakacak?
Geçen haftaki Denizlispor- Ankaragücü müsabakası. İkisi de Ulusoy'u destekledi. Canı acıyan Ankaragücü oldu.
Beşiktaş Ulusoy'u düşman ilan etti. Nobre'nin Kasımpaşaspor'a attığı dördüncü gol buz gibi ofsayttı!
Ligde bir takım şampiyon olacak, üçü küme düşecek.
Peki nasıl olacak bu iş?
Evet. Hakemler formsuz. Hakemler moralsiz.
Tamamı sütten çıkmış ak kaşık değil!
Ancak yarın yeni bir federasyon, yeni bir MHK geldiğinde kim yönetecek maçları?
Uzaydan hakem mi getirilecek?
O zaman "harcanmaktan" şikayet eden yöneticiler hedef tahtasına kimi koyacak?
Alıştık kulüplerin hakemler üzerinden politika yapmalarına, başarısızlıklarını onlara fatura etmelerine de...
Önümüzde bu tablo dururken laf olsun diye konuşarak komik duruma düşüyorlar doğrusu!
Biraz fedakârlık
Teklif, bir kriz döneminde değil de işler yolunda giderken gelseydi millet ayağa kalkardı.
Acaba o zaman kulüpler yayın gelirlerini ikiye katlayacak bu öneriyi, seçim yatırımı olarak değerlerdirebilir miydi merak ediyorum!
Ortada gözardı edilmeyecek bir teklif, Kulüp Birliği Vakfı tarafından da incelemeye "değer" görülen yeni bir fırsat var.
Bırakalım yayıncı kuruluşlar kendi aralarında hesaplarını kessin.
Şu bir gerçek ki, Avrupa'da pek çok örneği bulunan bu öneri er geç kabul görecek.
İşin diğer bir boyutu daha var.
Kulüpler sıkıntıda da, evlerinde maç seyreden insanlar refah içinde mi?
Tabi ki değil.
Dekoderin birincisini alamazken ikincisi hayal.
O zaman sorunu çözmek için fedakârlık yapmak biraz kulüplere, biraz da yayın yoluyla reklam pastasını genişletmek isteyen yayıncılara düşer.
Müşteri futbolsever olduğuna göre!..
cersen@milliyet.com.tr

Cafe