
Meral TAMER
Davos'ta Türk günleri
DAVOS
Dünya Ekonomik Forumu DEF'in kurucusu Prof. Dr. Klaus Schwab, Türk iş dünyasını Davos'a çekmek için uzun yıllar didindi-durdu; geçmişte benimle bile bu konuyu birkaç kez konuştuğunu hatırlıyorum.
Schwab bu yıl nihayet muradına erdi. Zira Türk Gala Gecesi için 50 bin euro veren ve biraz da bu vesileyle ilk kez Davos'a "ayak basan" Türkler, buradaki temaslarından öylesine memnun kaldı ki, gelecek yılki Davos günlerini şimdiden randevu defterine "sabit kalemle" yazdılar.
Örneğin Finansbank'ı sattıktan sonra dünyanın en zenginleri listesine giren Hüsnü Özyeğin, bugüne kadar Davos yerine IMF toplantılarını tercih ettiği için şimdi çok hayıflanıyor: "Davos'u gördükten sonra anladım ki, meğer IMF toplantılarında kayda değer hiçbir şey olmuyormuş."
Doğuş Grubu'nun patronu Ferit Şahenk'in önceki akşamki davetinde karşılaştığımız reklamcı Serdar Erener de müthiş bir coşku içindeydi. Erener, buradaki alabildiğine geniş konu yelpazesi içinde felsefi toplantıları tercih etmiş ve duyduklarından o denli etkilenmiş ki, gelecek yıl Davos'a mutlaka gelecek; hatta öncesi ve sonrasıyla Davos için toplam 8 -10 gün ayıracak ki, aldığı notların üzerinden geçebilsin ve duyduklarını hazmedebilsin.
Bilgi okyanusu
Daha önceki yıllarda da yazmıştım. Burada insan kendini gerçekten bilgi okyanusuna düşmüş gibi hissediyor. Bu yıl 2. kez Davos'a gelen ve özel randevularının dışında sabahtan gece yarısına kadar bir toplantıdan diğerine koşuşturan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'a göre "Burası alabildiğine geniş bir bilgi panayırı. Sizin testiniz ne kadar büyükse, o kadar çok doldurabilirsiniz; herhangi bir sınır yok."
Enerji Bakanı Hilmi Güler de ilk kez Davos'a gelenlerden; buradan o kadar etkilenmiş ki, "Ben hayatımda bundan daha verimli bir şey görmedim. Her dakikanızın bu kadar dolu dolu geçtiği başka bir yer olamaz" derken gözleri parlıyor.
Borusan'ın CEO'su Agah Uğur gibi birkaç müdavim dışında, Türk özel sektörünün Davos'u gündemine almasında, Doğan Yayın Holding Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın çok emeği var. Şimdi de Davos'ta, aralarında Vodafone'un CEO'sunun da bulunduğu telekomünikasyon ve medya dünyasının ünlüleriyle İstanbul'da ses getirecek buluşmalar planlıyor.
Türkiye oturumu
Dün Devlet Bakanı Ali Babacan, Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hanzade Doğan Boyner ve Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı Dinçer'in konuşmacı olarak katıldıkları "Türkiye'nin aşması gereken sorunlar" başlıklı oturuma ilgi yoğundu.
Artık bir Türkiye markası haline gelen 301'den Ermeni ve Kürt sorununa, Kıbrıs, Ege Denizi ve AB üyeliğinden nükleer güç olarak İran, Kerkük, enerji, Türk ordusu ve İslam ülkeleriyle ilişkilere, katılımcılardan çok geniş yelpazede sorular soruldu.
Enerji koridoru
Türkiye Ortadoğu'da bir enerji koridoru olabilir mi?
Hanzade Doğan Boyner'in bu soruya yanıtı: "Türkiye zaten bugün için de bir enerji koridoru, gerekli regülasyonları tamamlayarak ve şeffaf bir enerji stratejisiyle daha da güvenilir bir enerji koridoru haline geleceğiz," oldu.
Türkiye'nin hep Batı'ya bakmak yerine, biraz da Doğu'ya bakması gerekmez mi?
Doğan Boyner'in yanıtı ise kısa ve netti: "Türkiye için AB ile Ortadoğu ile ilişkiler birbirinin alternatifi değil, tam tersine tamamlayıcısıdır. AB ülkeleriyle birlikte Kafkasya'da, Türki Cumhuriyetleri'nde, Ortadoğu'da birlikte iş yapabiliriz."
Üçlü kazan-kazan-kazan
Konuya finans piyasaları açısından yaklaşan Sabancı Dinçer ise Türkiye'nin ortalama yaşı 28 olan 72 milyonluk nüfusu ve IMF çapasına da, AB çapasına da özenle uymasının da katkısıyla yabancı yatırımlar açısından çok cazip hale geldiğine dikkat çekti. Hızlı GSYH büyümesinin ve Türklerin düşük borçlanma oranının da, yabancı finans kurumlarının iştahını kabarttığını belirten Sabancı Dinçer, "Eğitim seviyesi yükseltildiği ve kayıt dışına karşı önlem alındığı takdirde hem Türkiye, hem AB, hem de dünya için üçlü kazan-kazan-kazan durumu olacaktır," dedi.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe