Doğuma giderken sanata veda ettim
Sekiz yıldır gözlerden uzak olan Alev Baymur bale okulunu hamileyken kardeşine devretti. Siyasete atıldı, ABD’de noter, Türkiye’de emlakçı oldu. Şimdi de siyaset sahnesiyle, sanat sahnesini buluşturabileceği bir TV programı tasarlıyor
Şükran Pakkan
Alev Baymur, devlet sanatçısı, balerin, sinema ve TV oyuncusu, sunucu, bale okulu kurucusuydu. 2000’e kadar. Evlendi; ''Artık bu oyunu oynamıyorum'' dedi. Kızı dünyaya geldiğinde, ne bale okulu vardı, ne de bir sahne planı. 2002 genel seçimlerinde bu kez, CHP’nin İstanbul 1. Bölge’den milletvekili adayı olarak ''Özcan'' soyadıyla listelerde sessiz sedasız karşımıza çıkmıştı. Evet, çok geri sıralardan aday gösterilmişti. Kazanamadı. Ama seçim gecesine kadar, kızı sırtında mahalle mahalle gezdi, oy istedi, partinin projelerini bıkıp usanmadan anlattı. Bu çabaları gözden kaçmadı, Baymur 2004 yerel seçimlerinden İl Genel Meclisi üyesi oldu.
Bugün belki yapımcı olarak yeniden sahnelere dönme hayalleri kuran, Baymur, bu sahnede sessiz ama derinden yürüyor. Bu arada, Amerika’da noter, Türkiye’de emlakçı oldu, artık portföyü ağırlıktan taşınmayacak durumda...
Neredeyse sekiz yıl önce ortadan kayboldunuz... İsteyerek mi bıraktınız sanat yaşamını?
Tamamen. Tabi, önceleri bir süre resmimi bilmecelerde görüyordum. Bu durum, gözden uzak olmayı tercih etmekle ilgili, çok iş yapıp, ön plana çıkmayı tercih etmiyor olabilirsiniz. Ben aileme konsantre olmayı tercih ettim, önde olmak çok işime gelmedi. Ayrıca öylesine ilişkilerimi koparmışım ki, beni Facebook yoluyla bulmaya çalışanlar var.
Çevrenizle de kopardınız mı ilişkileri?
Tamamen. Bu dönem hayatımda başka bir kimlik oluşturmaya çalıştım. ''Yeteneğim var, çok da iş yapabilirim'' dedim kendime. Bu yolda siyaset ilk adım oldu.
Ne oldu da başka denizlere yelken açtınız?
Evlendim ve çocuğum oldu. Bale okulumu hamileliğimin sekizinci ayında kuzenime devrettim, kızım doğunca da iki yıl boyunca evden dışarı adımımı atmadım.
Eşinizin bir yönlendirmesi oldu mu?
Hayır, karar benim. 14 yaşından beri çalışıyordum. Ev ortamı istedim, benim de bir kalem olsun, sığınayım istedim. Doğuma kadar çalışmaya devam ettim ama doğuma girmeden önce herşeye veda etmiştim. Doğumdan sonra bende müthiş bir arınmışlık, müthiş bir temizlik süreci başladı. ''Bu oyunu biliyorum ve oynamıyorum'' dedim. Evde çocuğumu kucaklamanın ötesinde bir derdim kalmadı.
Ama yine birşeyler oluyor ve siz yeniden dışarı çıkıyorsunuz.Bebeğim iki yaşındayken, kendime şöyle dedim: ''Muhteşem bir kaledeyim, buranın prensesi benim''... Ama eve fazla geldim. Bu yolu hayatımın sonuna kadar devam ettiremezdim. Sonra başka bir sahneye geçmeye karar verdim, siyasete.
Muhalif, siyasete yakın bir yanınız var mıydı öncesinde?
Ailem Demokrat Partili’ydi. Ama ben altı yaşından sonra konservatuara girdim, en küçük yaşlarda bile tiyatrocu ağabeylerimin etkisiyle, komünisttim. Hatta en yakın arkadaşımın babası komünistti, benimki ise subaydı. Bu yüzden arkadaşımı (Yasemin Alkaya) bölümden aldılar, arkadaşlığımızı, görüşmememizi engellediler. Onun kaderini değiştirdim, baleden alınmasına neden oldu arkadaşlığımız. Siyasi tohum o zamanlarda atılmıştı.
Ve CHP sizi hemen milletvekili adayı ilan etti. Ama seçilmeniz mümkün olmayan bir sıradan. Hayal kırıklığı yaşadınız mı?
Siyasette bir listeden girebilmek siyaset sahnesine girebilmek anlamına geliyordu. Hiç gücenmedim, tam tersine onur duydum. Siyasete daha yeni adım atmış biri için çok büyük bir olaydı. Benim için de talebim oydu; ''Beni çalışabileceğim yere koyun, ne yapabileceğimi görün'' demiştim. Çünkü ambalajın içerisinde ne olduğunu hiçbir zaman bilemezsiniz.
Sanat siyasette iyi bir ambalaj olarak kalıyor
''Aman ne iyi yapmışım da, siyasete girmişim'' dediniz mi?
Yok, biraz kan uyuşmazlığı çektim. Siyaseti organizasyonlu bir örgüt olarak düşünmüştüm. Türk siyasetinin aslında kendi içerisindeki anti-demokrat yapısını bilmiyordum. Kişilere yüklediğim sorumluluğun ötesinde sistemle ilgili bir gerçekle karşılaştım. Ama hiç pes etmeyi düşünmedim.
İl Genel Meclisi üyesisiniz. Umduğunuzu buldunuz mu?
Çok fazla iş yaptırmadılar. AKP’nin engellemeleri... Kültür başkenti, devlet sanatçılarıyla ilgili projelerde çok istememe rağmen yer alamadım.
Sanatçı Baymur ve siyasetçi Baymur. Hangi rol daha yakışıyor size?
Siyasetçi olarak, kötü kadını oynuyorum. Bu siyasetçi kimliğinizle ne kadar sevilirsiniz sorusunun yanıtı. İnsan kendini iyi bir rol almış gibi hissetmiyor. Ne kadar samimi olursanız olun, sorgulanıyorsunuz. Sanatçı kimliğinde bu kadar sorgulanmam.
Kadınsal görünüm kaygılarınızı aldı mı siyaset?
Siyasetçi kadında bu kaygı yok, keşke olsa. Benim gösterdiğim özen siyasetçi kadının ilerisinde kalıyor. Hele sanat kimliği siyasette zeytinyağı gibi kalıyor. ''Çok hanımefendi, çalışkandır'' iltifatlarının ötesinde ''Ne iş yaptıracaksın'' sorusuna yanıt alamıyorsun. Sanat, siyasette iyi bir ambalaj olarak kalıyor.
ARTI EKSİBu arada bir de işkadını olmuşsunuz.
Amerika’da noterlik belgesi aldım ve önceki yıl ABD’de üniversitede emlak okudum. Su International ismiyle bir emlak şirketi kurdum. İnternet sitemden California’daki tüm evleri satışa sunuyoruz.
Çalışkan bir siyasetçi misiniz?
Çoook. Hatta o kadar çalışkanım ki, yakın akrabalarımın hep bana hasret kalmaları, ''Acaba çocuğum da bunu bana söyler mi'' korkusunu oluşturuyor. Bu yüzden mesai saatleri içerisinde siyaset yapıyorum.
Teklif geliyor mu hâlâ, sahnelere çıkmanız için?
Beni hiçkimse bulamaz ki! Nerede olduğumu da bilmezler.
Var mı sizin istediğiniz?
Amerika’da Ermeni tasarısının verildiği noktada, California’da bir konser düzenleme hazırlığı içerisindeyim.
Sizi tekrar sahne üzerine çıkaracak bir proje olabilir mi?
Siyaset sahnesiyle, sanat sahnesini buluşturabileceğim bir TV programı tasarlıyorum. Bakalım.
Balerinlerin hep bir kilo takıntısı var. Aştınız mı bunu?
Evet, hayatım boyunca kilo derdim oldu, en zayıf dönemimde bile kendimi kilolu zannediyordum. Şimdi bundan kurtuldum. Ama beni hala balerin gibi görmek istiyorlar.
Partide hedefiniz nedir?
CHP’nin Parti Meclisi’ne girebilmek.

