
Meral TAMER
Davos eğlencesinde Fransa'ya fark attık
DAVOS
Dünya Ekonomik Forumu'nda (DEF) her yıl adettendir; cumartesi akşamları önce bir klasik müzik konseri, ardından da 2 ülkenin ev sahipliğinde 2 farklı gala gecesi yapılır.Davos'un gala geceleri, kıyafet demokrasisinin hangi boyutlara varabileceğini görmek açısından da benzersizdir. Smokinler ve en iddialı tuvaletlerle şıklıkta birbirleriyle yarışanlar da vardır, gündüz oturumlarda giydikleri yün kazaklar ve kar botlarıyla gelenler de...
Bu yıl 2 gala gecesinden birine Türkiye ev sahipliği yapacağı için hepimiz çok heyecanlıydık. Rakibimiz Fransa'ydı; hatta Devlet Başkanı Sarkozy'nin gala gecesine sevgilisi Bruni ile katılıp, Türk Gecesi'ni gölgede bırakmasından bile endişe ediyorduk.
Salon dezavantajlıydı
Bu arada DEF'in kurucusu Prof. Dr. Klaus Schwab, Fransa Başbakanı'nın katıldığı oturumda, Davos ahalisini Fransızların Gala Gecesi'ne beklediğini anons edip de Türk Gecesi'nin adını bile anmayınca, bayağı burukluk yaşadık doğrusu. Zaten bize verilen salon da Fransızlarınkine göre epey dezavantajlıydı; yüzme havuzunun bulunduğu mekân çok sıcak ve rutubetliydi. DEF, önceki yıl Hindistan'a verdiği klimalı büyük ana mekânı, bu yıl Fransızlara uygun görmüştü.
Ne var ki Fransız Gecesi'nin, girişte onlarca küçücük pencereden dışarı fırlamış bir el tarafından uzatılan şampanyalar dışında hiçbir orijinalitesi yoktu. Koskoca, iddialı bir program kitapçığı hazırlamışlar. Hangi dakika ne yapılacağı güya dakikası-dakikasına belli. Sanhe alacak sopranolar, Fransa'nın 4 ayrı yöresinden 4 ayrı büfede yer alan yiyecekler en ince ayrıntılarına kadar sıralanmış...
Fransız fiyaskosu
Müthiş bir beklenti yaratılıyor, ama hazırlık tamamlanamadığı için kapılar tam yarım saat geç açılıyor. Karanlık bir salon, her köşeye sıkıştırılmış 4 büfe, hangisinin hangi yöreyi yansıttığı üzerine yazılmamış bile...
Bu sıkıştırılmış büfelerde insanlar, neredeyse birbirlerinin üzerine çıkarak bir şeyler kapıp, karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Bir büfeyi beğenmeyip diğer yöreyi denemek için hamle yapan, ikincisinde de aradığını bulamıyor.
Bu arada Fransızların verdiği iddialı kitapçığa bakıp da Türk Gecesi'ndeki nefis yemeklerden yeterince yemeyen bin pişman. Çoğu şansını denemek için tekrar Türk Gecesi'ne geri dönüyor ve salonun kenarlarında çepeçevre hazırlanmış büfelerde karnıyarıktan enfes balıklara, hâlâ dumanı tüten çeşit çeşit yemeklerle sadece karnını doyurmuyor, damağında unutamayacağı bir lezzet de kalıyor.
Batı tıkandı kaldıVe gecenin sonunda vestiyerde kuyruk beklerken, İngilizinden Hintlisine, Meksikalısından Suudisine herkesin teşhisi aynı: "Fransız Gecesi büyük bir fiyaskoydu; içler açısıydı!"
Sadece biz Türkler değil, Davos ahalisinin büyük bölümü, Batı'yı kendine model olarak almış insanlar. Her şeyin mükemmelini Batı'dan beklemeye alıştırılmışız. Ama bu yılki Davos toplantısının gündemi de gösterdi ki Batı, kendi üstünlük alanı olan bankacılık, finans ve etik kurallara uyma gibi konularda bile artık en mükemmelini üretmek bir yana, çok ciddi zaaflar gösteriyor.
Çok eğlendiler
Başta da belirttiğim gibi Türkiye'ye verilen salon, hayli dezavantajlıydı. Neyse ki bizimkiler havuzun üzerini kapatmışlar, dolayısıyla mekân geçmiş yıllara göre bayağı büyüyüp rahatlamış. Ama soğutma tertibatına izin vermedikleri için Fin hamamı gibiydi. Hatta iklim değişikliği oturumlarında karşılaştığımız yabancı dostlarım, "Siz bu Türk Gecesi'ni küresel ısınmaya atıfta bulunmak için yaptınız herhalde" diye takıldılar bile... Ama yine de terleye terleye gecenin sonuna kadar kaldılar bizim salonda. Çünkü çok eğlendiler. Fransız Gecesi'ne gidenler de, kısa sürede geri döndüler.
Tuncer harikaydı
Türk Gecesi'ni birkaç cümleyle özetleyecek olursam... Vakko'nun her zamanki zerafetiyle hazırlanmış şık ve klas bir ortam, lezzetli zengin bir büfe, cazla başlayıp sema gösterisiyle devam eden, ardından Burhan Öcal'ın perküsyonu ve Kenan Doğulu'nun şarkılarıyla davetlilerin ilgisini hep canlı tutan bir program. Ve de şarkılarının yanı sıra dansları ve ilginç tiplemeleriyle 10 parmağında 10 marifet bir sunucu: Çocuklar Duymasın dizisindeki Mary rolüyle tanınan Demet Tuncer.
Tuncer insanları öyle bir coşturdu ki, aralarında 20 bin çalışanı olan dev İngiliz kamu kurumu AMEC'in CEO'sunun da bulunduğu kodaman patronlar da, profesörler de, saatlerce pistten ayrılmayıp en abartılı, hatta yer yer akrobatik figürlerle dans ettiler. Daha sakin ve nisbeten serin bir ortam arayanlar ise yandaki Caz Odası'nda Sibel Köse'yi dinleyerek geceye devam ettiler.
Türk Gecesi'nin ünlü konukları arasında para sihirbazı George Soros, İsrail Merkez Bankası eski Başkanı Jakob Frankel, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres de vardı. Doğan, Doğuş, Sabancı, Koç, Eczacıbaşı, Borusan, Anadolu Endüstri ve Fiba Grubu'ndan patron ve üst düzey yöneticiler, Türk Gecesi'ne ev sahipliği yaptılar.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe