Gol at Orkun
Edu Cisse ikinci yarı başlarken yaptığı açıklamada 'Gol atmam lazım' diyordu, 'Burada buna bakıyorlar'. Çünkü hemen basit gerçeğini anladı ülkenin. Görevini yapmak yetmez. Sadece yabancılar için değil, bizim oyuncular için de.
Misal Semih gibi yaptığı onca işin yanısıra gol(ler) atmak da yetmeyebiliyor. 'Abi tamam da Semih be abi bizim çocuk' fikrinden kurtulmak olanaksız. Hapsolmuş herkes bu garipliğe. Schalke'de oynasa, türkçesi kırık olsa biraz, 10 milyon euro benservisi gözü kapalı verirler de, 7 yıl yedek bekleyince değersiz oluyor.
Gol krallığı sırasında 7 maç eksiğe rağmen en tepelerde olmak yetmiyor. Uzun olacaksın, hızlı olacaksın, yakışıklı olacaksın, havalı olacaksın, kavga edeceksin basınla. Rakibe laf sokacaksın! Milli takımda "Forma benim" diyeceksin. Menajerin sahte transfer haberleri çıkartacak vs. Bunlar olmadan değerin yok. Bu baskıya rağmen, herkesin ilah olarak gördüğü Alex'ten büyük övgüler alan oyuncu olmasına rağmen fikir değişmiyor. Belki Fenerbahçe tarihinin dakika başına gol ortalamasını hesaplasak en efektif santrforu karşımızda, ama olmuyor işte.
Zamanında Hakan Şükür de kendisini kabul ettirmek için çok uğraştı. Hâlâ uğraşıyor. Bugün onun hakkında yapılan tartışmalar hep başka tarafa çekilse de futbolculuk kalitesiyle ilgili değildir. Bir mucize adamdır Hakan. Sadece kariyerini nasıl ele alması gerektiğini bilmediği için tüm bu tartışmaların ortasında kalıyor. Yazık da oluyor! Ama oluyor işte.
Neden ikna olamıyoruz?
Cisse oyunun sigortası. Sadece savunma için değil. Gol atması gerekmez, asist yapması gerekmez. Oyunu sabit tutan, takımın temposunun ayarlanmasında başrolde olan o. Futbolu başka bir oyun sananlar, Saidou'nun, Marco'nun, Giunti'nin değerini anlamadıkları için Cisse'yi de ancak gol attığında hatırlıyorlar. Önemlisi, bir dolu genç adamın, bu pozisyonun adamlarının aklı karışıyor bu tartışmalardan ve bu bakış açısından. Mehmet Topal neyi eksik yapıyor bugün? Semih neyi eksik yapıyor?Dün Deniz, Selçuk neyi eksik yaptı? Bugün nasıl oluyor da takım takıma benzeyince yıllardır top oynamayan Kemal birden oynayabiliyor? Onun yerine Maldonado'yu getirince farklı ne yapacak?
Şimdi şöyle soğukkanlılıkla düşünelim: Orkun'da eksik olan ne? Ben de kalenin ona ve Aykut'a bırakılmasını riskli bulduğumu söyledim sezon başında. Geçen yıl genel fikir neydi? Galatasaray'ı ayakta tutan Tomas-Song-Mondragon. İkisi gitti yerlerine Servet ve Orkun geldi. Alın size risk. Ama takımın en fazla gelişim gösteren 2 oyuncusu Orkun ve Servet olunca sorun çözüldü. Neden ikna olamıyoruz buna ?
Pes doğrusu
Aslolan performanstır. Orkun neyi eksik yaptı şans bulduğu zamanda? Neden onun hakkındaki fikirler değişemiyor, soru işaretleri kalkmıyor? Daha ne yapması gerekiyor? Gol mü atsın?Avrupa performansı mı? Bunun Orkun'la, Servet'le alakası yok. Galatasaray Türkiye'de de iyi alan oyunu oynayanlara karşı zorlanıyor ve bunun sorumlusu Kalli'dir.
Çünkü ligin en riskli oyununu oynuyor Galatasaray. Ersun Yanal'ın Vestel'e oynattığı oyundan bir farkı yok bu futbolun.
Tamamen hücum öncelikli bir futbol bu. Demode. 94 Dünya Kupası'nda favori gösterilen Kolombiya'nın parçalanmasıyla rafa kalkmış bir oyun. Çünkü tek taraflı bir oyun. Linderoth da olsa, Lincoln de, bir de Pato'yu, üstüne Van Nistelrooy'u alsanız bu risk bu anlayışla ortadan kalkmaz. Bu oyun rakibin direnci yüksekse, iyi bir alan oyunu varsa karşınızda, oyuncularınız kim olursa olsun sorun yaratır.
Yaratıyor da zaten.
Sorun Orkun'da değil. Bugün Volkan'dan sonra milli eldiveni hak eden ilk oyuncu o performans açısından. Ve Galatasaray bu riskli oyuna rağmen ligin en az gol yiyen kalecisine dayak atıyor sabah akşam. Sabote ediyor durup dururken. Bugün eğer Kalli Kadıköy'deki Fenerbahçe maçının ertesi günü kapının önüne konmadıysa Orkun'un sayesindedir.
Bu yaşa gelmiş insanların bu kadar bu kadar anlayışsız ve bu kadar kadir kıymet bilmez oluşlarını anlayamıyorum ben.
Ben onun yerinde olsam maaşımın yarısını Orkun'a verirdim. Ama yerine adam arıyor.
Pes doğrusu!
Tamam Topuz'a alkışlar ama
Kemal Bey, bizim kayınpeder, Kasımpaşa-Kayseri maçının özetini seyrettiğinden bu yana isyânlarda. Televizyonda ya da gazetede Topuz'u tebrik edenlere giydiriyor bir güzel. Mehmet Topuz'un gole giderken topu dışarı atışının övülmesine son derece kızgın. "Oyuncunun öncelikli görevi takımı için oynamaktır" diyor. Haksız mı?
Poziyona bakın. Hakem faul vermemiş. Pozisyona yakın. Sakatlanan oyuncunun hayati bir tehlikesi olmadığı ortada. Ortada ki, maçı devam ettiriyor sahanın tek hakimi. Darbe oyuncunun ayağına geliyor zira. Peki Topuz topu neden dışarı atıyor? Rakip 'eksik kaldı, gol atmak haksızlık olur' diyeyse, şöyle düşünün:
3 değişiklik hakkı sonrası rakip kaleci kırmızı kart gördüğünde ya da sakatlandığında ne oluyor? Kaleye geçen oyuncuyu terse yatırıp geri kalan zamanda da yüklenmekten kimse geri durmuyor. Neden? Çünkü kural böyle. Yoksa bir pozisyonda birisinin yerde kalmasından daha büyük bir adaletsizlik oluşuyor o sırada sahada.
Ya da şöyle bir pozisyon düşünün. Kaleciyle oyuncu arasındaki bir topa ikisi de hamle yapıyor, forvet topu söküyor. Kaleci de darbe alıyor bu arada ve sakatlanıyor. Ama faul yok. Top çizgide duruyor. Forvet topu dışarı mı atmalı? Ya da önce golü atıp sonra santranın ardından gidip kendi kalesine mi gol atacak?
Asıl pozisyonumuza dönelim. Oyun gereği bir sakatlık olmuş. Ani bir pozisyon oluşuyor ve Topuz dışarı atıyor topu? Maç 0-0 olsa. Türkiye Portekiz maçı olsa, 90. dakika olsa. O gol bizi bir üst tura çıkaracak olsa. O zaman ne yapmalı Topuz?
96'da Alpay'ın, Vlaoviç'i indirmemesi de fair play değildi, bu da değil. Kimse kusura bakmasın!
İşte bu yüzden bu işin bir kurala bağlanması gerekiyor. İngiltere'deki gibi. Tek yetkili hakem olmalı, oyunun durması konusunda. Bu işin bir standardı olmalı.
Oyuncuların üzerine bir de bu yükü bindirmeye hakkımız yok!
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe