
Taha AKYOL
Objektif
Türban üzerine notlar
ANAYASA değişikliği yapmadan bu çeyrek asırlık başörtüsü yasağına bir çözüm bulunamaz mı? AKP ve MHP bunun peşinde.
"Anayasa'ya kılık kıyafeti sokmadan çözmek" doğru bir yaklaşımdır.
Anayasa değişikliği hukuken kesinlikle mümkündür. Ama siyasi bakımdan çok sakıncalıdır: "Bunlar daha neler yapacaklar!" diye mevcut korkuları körükler! Bu korkunun yargıda da hissedilmesiyle yargının 'hukuku zorlayan' yorumlarla vereceği yeni yasakçı kararlar da siyasi gerilimi artırır.
MHP'nin 10. maddeyi değiştirme önerisi faydasızdır ve zararsızdır, yapılabilir.
Peki "Anayasa'ya kılık kıyafeti değiştirmeden" çözüm nasıl bulunabilir? CHP bile "Başörtüsünde sorun yok, sorun türbanda" demiyor muydu? Demek ki, tanımı yapılan bir "başörtüsü"nü serbest bırakacak yasal çözüm için geniş bir mutabakat sağlanabilir.
Askerlerin yaptığı gibi: Subay eşlerinin başının açık olması isteniyor ama subay akrabaları, başlarındaki türbanı "başörtüsü"ne dönüştürerek GATA'dan hizmet alabiliyorlar!
Böyle bir çözüm üniversiteler için de mümkündür. Nitekim MHP ve AKP'nin uzlaştığı çözümü "türban yasak başörtüsü serbest" diye özetleyebiliriz.
Pragmatik çözüm
Daha şehirli ve modern 'türban' üzerinde yasak sürecek, ama tesettürlü genç kızlarımız 'nineleri, anneleri gibi' başörtüsü takarak üniversiteye gidebilecek! Evet, tuhaf ama gözüken çözüm bu.
Türkiye şartlarında mutlak yasakta da tam serbestlikte de diretmek yanlıştır.
Siyasetin işi pragmatik çözümler aramaktır. Katı, mutlakçı yaklaşımlar yanlıştır; tarafları cephelerde siperlere yatırarak çarpıştırır; Türkiye zarar görür.
Bu açıdan, bazı AKP'lilerin "Kamu hizmeti verenlere de serbest olsun" gibi beyanları iktidar sorumluluğuyla bağdaşmaz! Vatandaşlar, aydınlar böyle konuşabilir ama iktidarların eli taşın altındadır; pragmatik davranmalıdır.
Bu sütunda daima "parti içi demokrasi" kavramıyla birlikte "parti disiplini" kavramını da savundum. Parti içi demokrasinin anlamı parti içinde serbest rekabet ve yetkili kurullarda serbest konuşmadır.
Parti disiplini ise partinin ana politikalarına ve kararlarına uymayı gerektirir. Kamuoyunu geren sözleri yüzünden AKP Konya Milletvekili Hüsnü Tuna hakkında disiplin incelemesi başlatılması isabetlidir.
Liberal demokrasi?
Liberal demokrasi, kamu erkini kullanan kamu görevlililerin "tarafsız" olmasını gerektirir. "İdeolojisiz devlet" diyorlar ya; işte o devlette "kamu erki kullanan" memurlar kıyafetleriyle de tarafsız görüntü vermelidir.
Bir görüntü toplumda "taraf" gibi algılanmaktan çıktığı zaman kamu görevlisine de serbest olur; profesörlere sakal dün yasaktı, bugün serbest...
"Referandum"a gelince... Liberaller bunu pek sevmez. Çünkü referandumlarda liberal demokrasinin çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri değil, "Ya o, ya bu" diye iki tercih sorulur. "Plebisiter demokrasi" de denilen bu anlayış, Jakobenizme ve Bonapartizme daha yatkındır; liberal demokrasiye uzaktır!
Liberal demokrasilerde referandum çok istisnaidir.
Kaldı ki, "referandum" terimi, laikçi kesimde "Bunlar kim bilir daha ne yapacak?" korkusunu tahrik edeceği için, siyaseten de yanlıştır. AKP bu kelimeyi fazla kullanmamalıdır.
Üniversite öğrencileri için, tanımı yapılmış bir "başörtüsü" serbestisinde uzlaşma olmalı; Türkiye bu sorunu böylece çözerek hızla reformlara sarılmalıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe