
Melih AŞIK
Açık Pencere
Çenealtı sohbeti
Meselenin özü türban değildir. İktidarın hedefi türban üzerinden laik demokratik cumhuriyeti ortadan kaldırmaktır. Gerçeğin bu net ifadesi ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği'nin dünkü bildirisinin girişinde yer alıyordu. Türban meselesi baş bağlama olayını çoktan aştı... Hem tehlikeli hem komik yönde gelişiyor.
Çene altı türban nasıl bağlanır, onu konuşuyoruz.
Arman Salepçi dostumuz gırgır geçiyor:
- Yıllardir laikleri, türbanlı - türbansız diye ayrımcılık yapmakla suçlayanlar, şimdi kendileri turbanlılar arasında ayrımcılık yapıyor!
Başbakan AKP'lilerin türban konusunda konuşmasını yasaklamış. Haklı... Önceki gece ekranlarda TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ve AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ı izledik. Savunamadılar türban yasasını. İnanmadıkları belliydi yaptıkları Anayasa değişikliğine...
Dönelim uygulamaya... Üniversite öğrencisi okurumuz yazıyor:
- Üniversitelerde şu anda bile var olan mahalle baskısından kimse bahsetmiyor. Mesela, birçok üniversitede saçlarını uzatan erkek öğrenciler, belli siyasi ideolojilere (nasıl bir ideolojiyse) sahip gruplar tarafından önce uyarılıyor, sonra dövülüyor. Türban serbestisinden sonra oluşacak baskıları düşünün...
Prof. Ergun Özbudun bile Anadolu'da mahalle baskısı sonucu türbansız kız öğrenci kalmayacağı görüşünde.
Kaldı ki sorun başı örtüp örtmemek değil. O nokta çoktan geçildi. Sorun başörtüsü üzerinden cumhuriyetin kavgalar içine sürüklenmesi tehlikesidir... AKP ve MHP ateşle oynuyor.
Erdoğan, "Maskeli siyaset bitti" demiş. Artık takiyeye gerek kalmadığının beyanı mı bu?
Haldun Ertem
* " Irkçı, kafatasçı, aşırı milliyetçi" yerine "ulusalcı" diyerek gizli koalisyon ortaklarını korumuş olmakla kalmıyor, Atatürkçü kesimi de karalamış oluyorlar...
Gülhan Elmas
Neden?
Birinci neden, kadrolaşma sonucu deneyimli personelin birer ikişer TCDD'den uzaklaşması, yerine deneyimsiz personelin gelmesidir.
İkinci neden, Genel Müdür'ün sendika ile sürtüşme içinde olması, işçi - işveren birlikteliğinin ve uyumunun sağlanamamasıdır.
Üçüncü neden, sanırız yatırım planlamasındaki yanlışlardır. Çarpıcı sonuçlar elde etme uğruna zorunlu yatırımlar ihmal edilmektedir.
Son kazada Pamukkale Ekspresi Kütahya'da devrildi, 9 kişi öldü. Üç kişi gözaltına alındı. Ama asıl suçlunun "conta" olduğu açıklandı.
Daha önce Pamukova ve Tavşancıl'daki tren kazalarında da suç birkaç makinistin üzerine atılmış, üst yönetim işin içinden kolayca sıyrılmıştı.
Kazalardan sonra gerçek sorumluların koruma altına alınması yeni kazaların bir başka sebebidir.
Medyatava sitesinde Neslihan Acu yazıyor:
- AKP iktidarıyla birlikte bir de demiryolları canavarımız oldu. Külüstür halindeyken hiç olmazsa insanlar ölmüyordu. Şimdiki makyajlı külüstür halinde bir katile dönüştü raylı sistem. İnsanlar, aaa ne güzel hızlı tren deyip biniyorlar ve ölüyorlar!
Plana, programa, uzmanlığa, bilime ve tekniğe inanmamanın sonucudur yaşadıklarımız. Sayın Süleyman Karaman kendi konumunu bir kez daha gözden geçirmeyecek mi?
Türban yasasının gerekçesinde Atatürk'e atıf yapılıyor: "Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği, 'Fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür' nesiller" ancak... özgür üniversitelerde yetişebilir" deniyor.
Atatürk o sözü 1924'te Tevfik Fikret'in şiirinden alıntı yaparak söylemiştir. Fikret'in dizesi malum:
"Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim"
Bir nevi hatırlatmış olalım...
şarkılarında atasözü ve deyimlere yer verdiği için
teşekkür etti. Bu arada Tarkan'ın son albümünün adı da açıklandı: Metamorfoz... Türkçesi mi?
Onu da TDK açıklasın!
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe