
Doğan HEPER
Not
Türban sorunu bitti mi?
Üniversite öğrencileri için başörtüsü serbestliği iki partinin anlaşmasıyla kabul edildi ve teklif Meclis'e verildi.
Bu serbesti kamu hizmeti verenlere ve üniversite dışındaki eğitim yuvalarına teşmil edilmeyecek.
Bazı hukukçular, mesela Prof. Ergun Özbudun kabul edilen değişikliğe "çok sakıncalı" diye karşı çıktı. Ve değişiklikte "yükseköğrenim" veya "üniversite" kelimesinin geçmemesini eksik bulduğunu söyledi ve konuldu.
CHP Genel Başkanı Baykal ise, "laikliğin elden gittiğini" iddia etti. CHP bu değişikliği iptal ettirmek için yargıya gideceğini de açıkladı.
* * *
"Eğri oturup doğru konuşalım" diye bir sözümüz var.
Şimdi biz, doğru oturup doğru konuşalım.
Anayasamızdaki "laiklik" maddesini değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.
Bazı konular, referanduma bile sunulamaz. Rahmetli Adnan Menderes halka "Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz" demişti. Getiremedi.
"Tartışılan türban değil laiklik" diyenlere bu bakımdan hak vermemek imkânsız.
Ya üniversitede türban kabul edildikten sonra kamuya ve ortaöğretime de sıra gelmeyeceğini kim taahhüt eder?
Şimdiden AKP Konya Milletvekili Hüsnü Tuna bunu önermedi mi?
AKP Isparta Belediye Başkanı'nın istediği bundan başka mı?
AKP Gaziantep Milletvekili ve Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin de, "Adım adım gideceğiz" diyerek, niyet belirtisi yapmadı mı?
Ve teklif sahipleri bu şüpheyi ortadan kaldırıcı bir anayasa değişikliği maddesini ağızlarına bile almadılar.
* * *
Toplumda yıllardır sürdürülmek istenen bu gerginlige son verelim. Ama nasıl?
Kamusal alanın tarafsızlığı türban kullanmamayı gerektirir. Öyleyse yalnız üniversite öğrencileri için türbanı kabul edelim.
Bugün de bu yapıldı.
İki partinin söylediği işte bu.
* * *
Ama unutulmasın ki, buna karşı olan hukukçular da var.
Bu demektir ki tartışma bir süre daha devam edecek.
Bu parayı verenlerden almalı.
Toplu söylenen "Safa geldiniz dostlar" şarkısıyla programa başlandı. Nakaratta "Ehlen ve sehlen dostlar" dendi.
Oysa TRT'de yakında bir programda Arapça kısmın değiştirildiğini gördüm ve "Bravo" dedim. Star'daki yarışmayı düzenleyenlerin bundan haberi yok galiba.
O zaman, Karamanlis'in soyadının Türkçeden gelme, Menderes'inkinin ise Yunancadan gelme olmasının mutlu bir tesadüf olduğu vurgulanıyordu. Bundan önemlisi, iki başbakan arasındaki dostluğu görüp, Türk-Yunan federasyonundan bile söz edenler vardı. 48 yıl sonra bugün bu dostluk yeniden canlandı.
Mutlu sonucu bekliyoruz.
MHP VE
Niye?
AKP ile içli dışlı olduğu için.
AKP'ye koltuk değnekliği yaptığı için.
Bu içli dışlı lafı doğru mu?
Koltuk değneği benzetmesi doğru mu?
Bakın üçlü koalisyonun bozulması ve erken seçimde MHP başrolü oynamadı mı?
O erken seçimin sonunda AKP iktidara geldi.
Sonra, Cumhurbaşkanlığı seçimine gelelim.
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığını MHP sağlamadı mı?
MHP, Gül'ün Çankaya'ya çıkmasına biraz ayak diretir gibi olsaydı, Başbakan ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, "uzlaşma" aramaya çıkmayacak mıydı?
Sonra geldik bugünkü türban krizine.
MHP kraldan çok kralcı görüntüsüyle AKP'ye yardıma koşmadı mı?
Koştu.
Belki MHP bunu dinci oyların hepsini AKP'ye kaptırmamak için yapıyor.
Yani MHP aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Ama bu tutum, bana göre memleketin aleyhine oluyor.
Zaten demokrasinin zayıf yanı da bu.
Yani, oy için her şey mubah sanılıyor, sayılabiliyor.
Onun için, "Daha iyisi bulunana kadar demokrasiyle yetinmeyeceğiz" diyenlere hak vermek lazım.
GEÇ KALDI
Bu söz boşuna söylenmemiş. Bu cümle bu hale gelene kadar neler yaşanmıştır, kim bilir neler?
Bakın geçen gün Pakistan Devlet Başkanı Müşerref, Davos'ta bu cümleyi haklı çıkaran şu sözleri söyledi:
"Biz 1979 yılında ABD başta, BM ve Batı'nın uygulamaya soktuğu bir planın "yeşil kuşak" projesinin kurbanıyız.
1979'da Sovyetler Birliği'ne karşı cihadı başlattık. Tam 10 yıl 20 bin ila 30 bin mücahit eğittik. Bunları Afganistan'a gönderdik. Orada çarpıştılar. İyi bir iş yapmıştık. Soğuk Savaş'ın sona ermesini, Almanya'nın birleşmesini sağladık bir anlamda.
Ama ne oldu? Askeri zaferi politik zafere dönüştüremedik. Herkes gemiyi terk etti. Pakistan kullanıldı ve kendi kaderine terk edildi."
Sayın Müşerref, uyanmanız biraz geç olmadı mı?
Müşerref'in sözünü ettiği "yeşil kuşak" projesinde Türkiye de var.
Müşerref'in yakınışı bana İsmet İnönü'nün bir sözünü hatırlattı, "Ayıyla yatağa giren sonucuna katlanır."
Ders olsun. İnşallah olur.
dheper@milliyet.com.tr

Cafe