İPEKÇİ'NİN KIZINDAN SİTEM VAR:
Asıl suçluları adaletten kaçırdılar
29 yıl önce öldürülen eski Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi'yi anma töreninde konuşan kızı Nükhet İzet, 'Asıl suçluları adaletten kaçırdılar. Cinayet mağdurları, öç alma değil, adalete ulaşma kaygısı içinde' dedi
ŞAKİR AYDIN İstanbul
Maçka'daki evinin önünde katledilen Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi, ölümünün 29 yıldönümünde mezarı başında anıldı. Anma töreninde konuşan İpekçi'nin kızı Nükhet İzet, "Asıl suçluları adaletten kaçırdılar" derken, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, "İpekçi'yi katletmiş bir caninin, bir katilin günümüzde kutsanıyor olması, aslında onu öldüren zihniyetin de aramızda dolaştığını gösteriyor" dedi.
1 Şubat 1979'da tetikçi Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülen İpekçi için Zincirlikuyu'daki kabri başında dün düzenlenen törene, eşi Sibel İpekçi, kızı Nükhet İzet ve damadı Engin İzet ile Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, Milliyet gazetesi yazarları Nail Güreli, Derya Sazak, Hasan Pulur, Melih Aşık, Doğan Heper, Sami Kohen, Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, İpekçi'nin avukatı ve aile dostu Turgut Kazan ve sevenleri katıldı.
'Sanki suçlu biz gibiydik'
Anma töreninde konuşan İpekçi'nin kızı Nükhet İzet, aradan neredeyse 30 yıl geçmesine rağmen cinayetin hâlâ çözülemediğini belirterek şöyle konuştu:"Bize şimdiye kadar kimlerin suç örgütü mensubu olmadığı, kimlerin suçla hiçbir ilgisi olmadığı söylendi. Gladio'suyla hesaplaşmış bir ülke olan İtalya'dan, ülkemize geri yollanan tetikçinin askeri cezaevinden kaçırılışını, hangi kurumun mensupları, aşağılanma, hakaret ve suç sayıp araştırarak sonuçlandıracak?
'Asıl suçluları adaletten kaçırdılar. Devlet onlardan yanaydı. Sanki suçlu biz gibiydik.' Bu cümleleri bir çırpıda sıralayacak olan ne kadar çok cinayet mağduru aile var. Cinayet mağdurları, öç alma değil, adalete ulaşma kaygısı içindeler.
Bu kadar çok cinayete göz yumulması, bu kadar çok canın yok sayılması yurttaşa hakaret sayılmaz mı? Bizleri, cinayet işletenlerle bir arada yaşamaya mahkûm edenleri, mahkûm etmek gerekmez mi? Her tür suikastle, katliamla yüzleşeceğimiz, bu tür can almaya hep birlikte karşı gelebileceğimiz bir günü görecek miyiz?
Canları alınmak bakımından eşit durumda olan binlerce kurbanın, anılmaz, hatırlanmak, anıtlaştırılmak bakımından hiç de eşit olmadığını görüyoruz. Caddelere bazı katledilenlerin isimleri verildi, heykeller, anıtlar yapıldı ama akan kanlar hiç gözükmedi. Meçhul bırakılmış tüm cinayet kurbanlarının ortak bir anıtı olmalı.
Kim bilir belki de park ve caddelerimize tetikçilerimizin adlarını, onları cinayete yöneltenlerin, koruyup kollayanların adlarını versek belki daha gerçekçi oluruz. Karşı karşıya bırakıldığımız hakikati daha iyi kavrayabiliriz. Kim bilir."
'İsyanımız dinmedi'
TGC Başkanı Erinç de aradan geçen 29 yılda dosyanın zamanaşımına uğrayarak, faili meçhuller grubuna aktarıldığını belirtti, "Aradan geçen 29 yılda Abdi İpekçi'nin aramızdan alınmasına karşı, yapılan soruşturmaların yüzeysel kaldığına ve tetikçilerin arkasındaki karanlık güçlerin bulunmamasına duyduğumuz isyanı bu yıldönümünde bir kez daha vurgulamamız gerekir. Abdi Bey, Türk basınının sembol olmuş ve dünyaca da kabul görmüş önderlerinden biriydi" dedi.
Ergin: İpekçi'yi katleden zihniyet aramızda dolaşıyorMilliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, geçmişe bakıldığında son 30 yılın öldürülen gazeteciler ve aydınlatılmamış cinayetlerin bir tarihi olarak karşımıza çıktığını belirterek şunları söyledi:
"Bundan iki yıl önce Mehmet Ali Ağca, yapılan bir hata sonucu serbest bırakılınca, hapishanenin önünde toplanan bir grup kendisine sevgi gösterisinde bulunmuştu. Abdi İpekçi'nin katilinin yaklaşık 30 yıl sonra hâlâ kutsanıyor olabilmesi, üzerinde durulması gereken bir durumdur ve maalesef ülkemizde çok fazla yol alınmadığını, onu katleden zihniyetin hâlâ aramızda dolaştığını gösteriyor.
Abdi Bey'in ölümünden sonra 47 gazeteci daha öldürüldü Türkiye'de. Ne yazık ki, geçen 30 yılın tarihi, bize gazetecilerin, yazarların kaderinin değişmediğini gösteriyor.
Türkiye'nin yakın siyasi tarihi, tersinden baktığımızda, bir başka düzlemde gazetecilerin hedef oldukları cinayetlerin de tarihidir. Ve bu cinayetlerin önemli bir bölümü karanlıkta kaldığı sürece Türkiye'nin yakın tarihinin yazımı da mümkün olmayacaktır."

|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe