
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Keçecizadeler...
GEÇENLERDE Keçecizade Fuat Paşa'nın babası İzzet Molla'dan söz ettik; Fuat Paşa, Ali Paşa, Mustafa Reşit Paşa, üçü de Osmanlı'nın son yakın bir döneminin güçlü devlet adamları. Sadrazamlık, hariciye nazırlığı yapmışlar, birbirlerine halef selef olmuşlar.
Mehmet Nuri Yardım, ''Tarihimizin Güler Yüzü'' adlı kitabında Keçecizade Fuat Paşa için şöyle der:
''Doktor, memur, devlet adamı, sadrazam, hariciye nazırı, şair, yazar, nüktedan, organizatör, zeki, zarif, kudretli, neşeli, cesur bir mizaç sahibi.'' (Nesil Yayınevi)
* * *
FUAT Paşa'ya gerçek dostlarının kim olduğu sorulunca şöyle demiş:
''Şimdiki dostlarımın kimler olduğunu bilemem... Zira ikbaldeyim (yani iktidarda), ikbalde olmadığım zamanlar beni arayanlar gerçek dostlarımdır.''
Acaba dinleyenlerden biri eklemiş mi?
''Tabii, bulursanız paşam!''
* * *
İKTİDARDA olup da eleştirilmemek, tenkit edilmemek mümkün mü? Onun hakkında da çıkan laflar, dedikodular kulağına gelir. O sırada İstanbul sokaklarına şimdiki parke taşlarına benzeyen taşlardan döşenmektedir; biri kinayeli kinayeli sorar:
''Bu taşları nereden buldunuz?''
Fuat Paşa güler:
''Bize atılan taşlardan!''
Eski İstanbul'un ahşap evlerini hatırlayanlar, çekilen fotoğrafları görenler bilir, her evin dışına ''Ya hafız!'' yazılı levhalar asılırdı, yani ev, yangından, depremden Allah'a emanet edilirdi...
İngiliz elçisi bunların ne anlama geldiklerini sormuş, Fuat Paşa'da cevap mı yok:
''Osmanlı sigorta şirketlerinin levhası!''
* * *
FUAT Paşa'nın babası Keçecizade İzzet Molla'nın dili oğlundan da sivriymiş, bu yüzden Keşan'a bile sürülmüş...
Tekirdağlı Ahmet Ağa, Beylerbeyi yakınlarında öyle bir yalı yaptırıyormuş ki, İzzet Molla bunu diline dolamış:
''Herif bu parayı nerden buldu?''
Yalı sahibi, İzzet Molla'dan çekindiği için onu yemeğe davet eder, ziyafet çeker, çıkarken kâhya, İzzet Molla'nın önüne ipek bir bohça kor, Keçecizade anlar:
''Git ağana selam söyle, bohça büyük ama, bu yalı da size büyük!''
* * *
ŞAİR geçinenlerden biri, şiir diye bir şeyler yazıp İzzet Molla'ya gönderir, o da okuduktan sonra teşekkür eder, uşağa ''Söyle efendinize, perhiz yapsın!'' dermiş...
Bir, üç, beş yine, İzzet Molla, adamın şiir diye yazdıklarını okuyup uşağına, ''Söyle perhiz etsin!'' deyince adam boynunu bükmüş:
''Efendim perhiz yapa yapa iğne ipliğe döndü!''
Keçecizade parlamış:
''Ulan perhiz yapıyorsa, bunları nereden çıkarıyor?''
* * *
FENERLİ Rumlardan Hançerli Bey, Hıristiyan olduğu halde Osmanlıcayı iyi bilir, özellikle hadisler hakkında derin bilgisi varmış.
Bir gün Müslüman ama cahil ilan edilen biri İzzet Molla'ya Hançerli Bey için şöyle demiş:
''Madem İslamiyeti bu kadar biliyor, niye Müslüman olmuyor?''
İzzet Molla adama şöyle bir bakmış:
''Sen bu kadar cehaletinle niye Hıristiyan olmuyorsun?''
İzzet Molla'nın ruhu şad olsun, yaşasaydı, kim bilir kimlere ne perhizler önerirdi, nice cahillere neler söylerdi...
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe