Euro 2008'de biz
Mehmet Topal'ın, Selçuk'un, Deniz'in hatta Kemal'in bölgelerini dolduran birer oyuncuya dönüşmesi. Servet'in kontrolsüz sertliklerine rağmen ilerleyişi (aynı faulü aynı kontrolsüzlükte lig maçında da Semih'e yapmıştı hatırlayın). Zaten Ümit Milli Takım gediklisi olan Emre'nin yükselişi. Uğur Uçar'ın üzerindeki çekingenliğe rağmen standardı. Gökhan Gönül'ün parlayışı. Mehmet Topuz'un mükemmelliği. Emre Belezöğlu'nun oynadığı ve sinirlerine hakim olabildiği sürece her takım için vazgeçilmez oluşu, Gökdeniz'in koca bir takımı sırtında taşıyışı vs.
Volkan ve Orkun'un performansları, Rüştü'nün adı da var.
Yerinden kıpırdamayan sadece en kuvvetli cevherlerden olan Beşiktaş savunması. '2008 Etkisi' bunun adı. Oyuncular yükseliyor. Belki Burak'ın kıpırdaması da bir ilerlmeye dönüşür kim bilir!
Ama bana en çok umut veren hücum hattı. Hakan Şükür vites yükseltti.
Evet, hâlâ topu içeri itemiyor. Hiç itemedi zaten, ama Nihat'ın, Gökhan'ın, Mehmet Yıldız'ın, Ümit Karan'ın, Semih'in varsa elinde varsın itmesin. Hele de Yıldıray'ın varsa. İleride bizi parlatacak kadro şansı var Terim'in elinde. İsveç maçından bahsetmiyorum. İsviçre için bu söylediklerim. Nihat ve Yıldıray, kanatlardan Tuncay, Topuz, Gökdeniz vs, bir pivotla. Semih'le ya da Hakan Şükür'le düşündükçe umutlanıyorum ne yalan söyleyeyim.
Ama Yıldıray illa ki, Yıldıray lazım. Yoksa şişirip duruyoruz.
İlerliyoruz. Umutlanabiliriz.
Leverkusen için umutGalatasaraylılar derbi beraberliğine birçok şey için ayrı ayrı sevindiler kuşkusuz. Kadıköy'deki yenilgi serisine son verilmişti. Hem rakip, hem kamuoyu, hem de kendi yönetimleri tarafından (Isaakson meselesi) hafta içi çok baskı altında bırakılmışlardı. Buna direnç gösterdiler. 2. maç için avantaj sağladılar vs.
Ancak en önemlisi Kalli'nin hücum öncelikli oyun plan ve stratejisinin iyi alan oyunu oynayan bir takıma karşı nihayet tam anlamıyla tutmuş olmasıydı. Galatasaray'ın bir kademe daha atladığını söylemek güç, ama atlayabileceğini gösterdi. Yani artık Leverkusen maçı için olumlu düşünülebilecek bir şeyler var. Ve bence bir Galatasaraylının en çok sevinmesi gereken de bu!
Fenerbahçe'nin çok iyi kullandığı sağ kanadını Gökhan, Deivid ikilisini ve birincil bağlantıları olan Marco ve Alex'i durdurmayı başardılar. Bunu salt savunma yaparak değil, akınlarını sıklıkla oradan geliştirerek yaptılar hem de.
Rakibin yumuşak karnı olan topu savunmada kullanma işini de 3'lü çoğu zaman 4'lü presle sürekli tırmaladılar diğer yandan. Carlos, Gökhan, Marco, Edu ve Marco standartlarının çok altında kaldı. Sadece Selçuk'un bu konuda işlerlik sağlayabildiğini hemen herkes gördü. Ancak şunu da söyleyelim. Geri kalan herkese yapılan baskının yanında Selçuk en çok boşta kalandı. Bundan olabildiğince yararlanması Selçuk için hoştu. Ama yaptığı işi fazla da abartmaması gerekiyor. Bu tecrübede ve bu kadar -kısmen- boş kalmış bir oyuncunun şampiyonlar ligi seviyesinde maç çevirecek işler yapması lazım.
Galatasaray UEFA Kupası'nda çok zorlandı. Çok sıradan rakipleri sadece derli toplu oynadıkları, oyunun temposunu ayarlayabildikleri için hem de. Şimdi Fenerbahçe maçında rakibi kendilerine uydurabileceklerini gösterdiler. Bu Leverkusen maçı için büyük bir umuttur. Ve Kalli için bu işi yapan oyuncuları kulübeye göndermek çok zor olacak.
Bir pivot şartBu köşenin okurları, burada transfer çığırtkanlığı yapılmadığını bilirler. 'Vesaire takımın acilen 2 orta saha, 2 forvet, bir de savunmaya ihtiyacı var' gibi kolaylıklara sapılmadığını da. Mesele kadroyu işletebilmektir. Ancak Sevilla maçı öncesi Fenerbahçe için başka türlü konuşmak mümkün değil.
Zico'nun övgü alan, başarılı olan oyun sistemi Semih'e mecbur. Doğrusu bir pivota mecbur. Türkiye'nin başarılı olmuş tüm takımları gibi onların da bu kolaylaştırıcı faktöre ihtiyaçları var. Bu yüzden Semih sakatlandığında tüm takım sakatlanıyor. O cezalı olursa tüm takım cezalandırılıyor. Her pozisyonda oynayacak en az 2 oyuncusu olan bir takımın sistemin vazgeçilmezi pivot olarak tek bir oyuncu istihdam etmesi garip.
Burdan şunu anlamayın. Her takımın bir pivota ihtiyacı yoktur. İşte Manchester United. Ancak Türkiye'de hiçbir takımın pivotsuz başarılı olduğu da görülmedi.
Tabii ki bunun da çözümü var. Çözüm santrfor arksında bir pivot istihdam etmek kısa yoldan anlatmak gerekirse. Peki Zico bunu yapar mı?
Bu nasıl mı olacak?
4-2-3-1 oynarsınız. Maldonado'yu Marco'nun yerine, Selçuk'un yanına yollarsınız. Marco'yu Alex'in yanına. Deivid ya da Uğur'u da kulübeye. Marco ilerideki pivotunuz olur. Bunu Trabzon'da yaptı. İşte bu halde Kezman'ı işletmek mümkün olabilir.
Yoksa Kezman'dan topu alıp saklayıp servis yapmasını beklemek ona haksızlık.
Savunma kanatları bu kadar iyi bindirebilen bir takım bunu yapabilir. Sorun Zico'nun böyle temel bir değişikliğe kalkıp kalkmayacağı.
Cevap hayır olacaktır. Bu yüzden üzgünüm ama bu sefer ben de transferden bahsedeceğim.
Semih'siz Fenerbahçe'nin tıpası çekik oluyor. Acilen buraya adam lazım. Evet yazdım, ama pişman değilim.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe