'Alex aksırırsa F.Bahçe hasta olur'
Bu cümleyi ben uydurdum. Milyonlarca kez tekrar edilen versiyonu "Alex yoksa Fenerbahçe yok" şeklindedir. Veya "Alex durursa, Fenerbahçe duruyor".
"No Alex, no futbol".
"Alex'siz olmuyor".
Vs...
Kaynak belli değildir.
Epey zaman önce söylenmiştir.
Kolay, net, kısa olduğu için toplumsal kabul görmüş ve değişmez doğru kabul edilmiş şehir efsanelerinden bir tanesidir aslında.
İlk "yumurtlandığı" anda, o maçta durumu özetleyen komprime bir cümle olarak değerli olabilir.
"Özlü söz" olarak sınıflandırılabilir.
Ama doğruluğu tartışmasız bir "hadis" gibi algılanıp sahadaki durumu bu özet cümleye uydurmaya çalışmak ne kadar doğrudur acaba?
Pazar günkü derbinin tarif edildiği gibi:
"Mehmet Topal'ın markajı topu istediği yere yollamasını, kalabalık orta saha ise özgür oynamasını kısıtlayınca, Alex işe yaramaz hale geldi. Alex işlemeyince Fenerbahçe durdu"!
Yarısı doğru.
Mehmet Topal'ın ayakları ve Galatasaraylı "genç"lerin akciğerleridir Alex'i durduran.
Ama Fenerbahçe'yi yakın tarihteki görüntüsünden uzak kılan başka nedenler yok mudur?
Aurelio mesela...
Alex'i frenlemeye kilitlenmiş Galatasaray savunmasının bu "kutsal görevi" sırasında gerçek kalitesini sergileyen bir Aurelio maçı değiştiremez miydi?
Neden kariyerinin en berbat maçlarından birini çıkardı Aurelio?
Tribünde oturan Maldonado yüzünden mi?
İki Uğur'dan Galatasaraylı olan ağır basmasaydı Alex'in oyundan düşmesi telafi edilemez miydi.
Sakatlanan Semih falan...
Moralsiz Kezman.
Ve bir Galatasaray ki, presin kitabını yazan...
Bir sürü unsur var. Alex de bunlardan biridir.
Futbol takım oyunudur ve başarılar sadece Alex'e zimmetlenemeyeceği gibi Alex'in muhteşem oynamasından ona bu fırsatı yaratan takım arkadaşları kadar rakip savunma da sorumludur.
Eyyam yapmayalımŞimdi ben "Temiz bir derbi oldu" diyeceğim; yüzlerce mail gelecek "Uzaydan mı seyrettin" içeriğinde...
"Nispeten" temiz bir derbi oldu.
Neden?
Saygıdeğer yöneticilerin özen ve dikkatinden...
Gaz yapacak tek bir cümle çıkmadı ki yönetimlerden gaz sancısı olsun.
Bir tek saygı duruşunda saygısızlık var. O da azınlıktaki Galatasaray taraftarlarından.
Dikkat ettiniz mi; her derbide olay çıkaranlar "misafir seyirci".
Sebebi, rakip sahaya giden vatandaşların psikolojilerinde yatıyor.
Bu insanlar kendilerini "kahraman" sanıyor her şeyden önce.
Veya kahraman adayı...
Kahramanlık kolay mı?
Deli gibi korkuyorlar, belli etmemek için deli gibi cesur olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar.
Fena halde bozuk bir ayarla gidiyorlar maça.
Hiçbir sorun olmasa kendileri yaratıyorlar.
Çünkü "hazır" adamlar... Maç falan izlemek değil niyetleri.
Etki-tepki meselesidir tribün gerçeğinin altında yatan.
Konuk takımın kontenjanını ne kadar daraltırsanız o kadar marjinal adamlar gider deplasmana.
100 adam gidecekse, 100 Rambo...
20 kişiye indirirseniz, "intihar timi".
Nedir asıl hedefleri ?
Yaptıklarının cesaret ve bağlılık gerektiren büyük bir özveri olduğunu düşünüp saygı görmek istiyorlar.
Hayati mevzu bu... Saygı...
Maç kazanılmış, kaybedilmiş önemli değil. İlk sırada kendileri.
Tehlike unsuru tehlikedeyse, tehlikeyi kendileri yaratıyorlar ki, "emekleri" belirginleşsin.
Saygı duruşunda saygı gösterip saygı duyulmak mı?
Uzun iş...
Bu sorunun çözümü, eyyam yapmayıp "kime saygı duyduğumuzu, kime acıdığımızı" açık açık dile getirmek.
En zayıf halka kulüp yöneticileri bile düzene girdi. Sıra medyanın amigo kısmında.
Adnan Bey'ler medyaya karşı
Sayın Adnan Polat'ın derbiyi "Türk ve Brezilya milli takımlarının maçı" şeklinde değerlendirmesi sadece bir latifedir.
Latife latif gerekir!
Benim dikkati çekmek istediğim; Galatasaray'ın iki Adnan'ı da Polat ve Sezgin- lafa "Medya" ile başlıyorlar maçtan sonra.
"Fenerbahçe kazanır" mealindeki yorumları "ti"ye alıyorlar, kınıyorlar.
"Bakalım ne yazacaklar" !..
Şu kadarını söyleyeyim; medya ile dalga geçiyorlar, ama en çok onlar inanıyor medyaya!
Nasıl mı? Anlatayım:
Adnan Bey'ler Galatasaray'ın sahadaki performansından memnun mu?
Hem de nasıl...
"11 Aslan"ın muhteşem oynadığını defalarca tekrarlıyorlar.
Peki 0-0 gibi "henüz oynanmamış" anlamına da gelecek, her türlü riski içinde barındıran skordan memnunlar mı?
Sonuna kadar!..
Adnan Bey'le golsüz beraberliğin şahane bir sonuç olduğunu söylüyorlar.
Yahu, hem üstün oynamışsın hem de pastayı paylaşmışsın.
Bu nasıl kanaatkarlıktır?
Adnan Bey'lere bu yorumu yaptıran o dalga geçtikleri medyadır!
Öylesine etkileniyorlar ki yazılanlardan, söylenenlerden; o kadar hazırlar ki medyanın tahminlerindeki gibi kaybetmeye... Üstün oynadıkları maçı eşit bitirince değmeyin keyiflerine.
Yoksa gerçekten Brezilya Milli Takımı ile Türkiye Milli Takımı oynadı ve bu iki orantısız güçten zayıf olan beraberliği yakaladı mı sanıyorlar?
eguven@milliyet.com.tr

Cafe