Kupa derbisinin tribün notları
Statta bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi seyretmek amacıyla 4 kişilik bir grupla maça gittik. Önceki günlerde, bana "Hiç mi stadda Fener-Galatasaray maçı izlemedin? Git de Galatasaray nasıl yeniliyormuş canlı gör" diyen Fenerbahçeliler ne kadar kendilerinden emindi. Üçten aşağı atan da yoktu zaten... Maçın başlamasına bir saat kala stadın oradaydık, alkol sınırını çoktan aştıkları belli olan 50-60 kişilik bir Fenerbahçeli grup, maçları karıştırmış olacak ki Beşiktaş'a küfür ediyordu. Bu durumdan anlamalıyız ki kime karşı rakip olunduğu değil, kimlere düşman olunduğu daha belirleyici bir durumdur futbolda...
Neyse stada girelim biz, Fenerium Alt'tayız. Farkındayım reklama giriyor bir önceki cümlem; ama zaten reklamı mecburi kılmak için konulmamış mı bu tribünün isimleri?
Tahmin ediyorum ki okurlarım maçın en azından özet görüntülerini izlemiştir. Bu yüzden dünyanın sayılı derbisi sayılmaya çalışılan bu maçtan izlenimlerimi aktarmayı görev bilirim. Dünya derbisine bizim de bir katkımız olmuşsa ne mutlu bana...
İkinci yarının başlamasıyla beraber, oynanan oyundan tatmin olmayan etrafımdaki Fenerlilerin homurdanmaları gittikçe artmaya başladı. "Kötü söz sahibine yakışır" deyip, küfür ve hakaretleri es geçtim. Konuşmalardan sizin için seçtim:
- Ne oldu bu takıma ya
- Çoluk çocukla oynuyosun şu hale bak, deli olucam.
- Abuk subuk oynuyoruz. Gol yicez ya...
- Zicoooo, bir şeyler yapsana...
- Duman ettiler bizi. Ribery'den beri bu hale getirmemişlerdi bizi.
- Çok kötü maç.
- Rahatlık böyle bir şey işte. Yeneriz havası...
- Ne oldu bu Fener'e?
- Sivas oldu.
- Hadi biraz koşun ya...
- Hepsi saçma sapan hareket yapıyor.
- Adamlar enseleriyle bile top çıkartıyor. Bizimkiler bakıyor.
- Hakem 10. dakika da Ümit Karan'a sarıyı gösterseydi... O zaman oyun değişirdi. (Klasik sendromun başlangıcına dair ilk işareti aldım; ama Allah'tan lokal bir tepki olarak kaldı. Maazallah, maç sonu hakemin nasıl maçı katlettiğini anlatan bir Nihat Özdemir de izleyebilirdik.)
- Olmaz ya, Allah dicemiz bir şey olmadı daha.
- Seyirci de dondu kaldı, hiç hareket yok baksana.
- Gol pozisyonumuz yok 60 dakikada.
- Aurelio çok kötü bugün. Berbat!
- Zico'nun değişikliği ancak böyle olur işte. Uğur çıksın, Vederson girsin.
Bir kısım taraftar Uğur'u alkışlar:
- Yalandan alkışlıyorlar oğlum.
- Bu kadar kötü olur mu bir takım ya!
- Hâlâ üç kişi bekliyorlar. Pozisyon yok daha
- Bir topa üç kişi giriyor adamlar. Pres yapıyolar sürekli, bizimkiler ne yapıyor?
***
Fenerbahçe atağı başlar:
- Hadi oğlum.
- Bu gol müdür?
***
- Son yıllardaki en kötü Galatasaray maçı. Pozisyon yok.
- Emre çok iyi ha!
- Servet de.
***
- Tırsaklık bu kadar olur işte. Edu Volkan'a, Volkan Edu'ya. Edu Volkan'a geri ver oğlum.
- İşini yapan bir tane bile adam yok takımda, bir tane bile.
***
Lugano kırmızı kart görür:
- Soytarı boşu boşuna artistik yapıyor. Kırmızı kart işte.
- Yazıklar olsun hakem. Ayıp. Ümit Karan'la yarım saat kahve sohbeti yaptın. Ayıp!
***
- Mehmet Topal'dan top alamıyorlar ya!
- Havaya girince böyle oluyor. Bizimkiler çok havaya girdi.
- Sanki galipmişiz gibi oynuyorlar. Oynayın biraz be!
- Top tutamıyorlar ya
- Kaçıncı değişiklik bu. Bouzid giriyor şimdi de. 4'tür inşallah!
- Öyle aptallıkları ancak bizimkiler yapar oğlum.
Maç biter, Galatasaraylılar mutludur:
- Galatasaraylılar için beraberlik bile büyük mutluluk. Şunlara bak!
- Bir bilete 350 milyon ver, bir gol bile izleme. Olacak şey mi? (Taraftardan ziyade seyirci olunca haliyle sevinmek ister müşteri. "Bileti götür paranı iade etsinler" diyeceğim ama boşuna yorulma.)
Bizim Bora, ikinci kez derbi maça gelmiş. İlki 87-88 sezonunda... Tanju'nun Galatasaray'a geldiği sene... TSYD Kupası'nda 3-2 yenilmiş Fenerbahçe. İkinci gelişinde ise berabere kaldı Fener, hem de uzun bir aradan sonra. Şanssızlık mı, uğursuzluk mu ben bilmem...
Hep onlara, hep onlara!
Kulüpler istedikleri hakemi tayin edecek, sıkışınca para verecek, disiplin kurulundan aldıkları cezayı indirecek, kişiye ve kulübe göre kararlar alabilecek, "ahbap-çavuş" ilişkileri ile futbolu yönetecek bir başkan arayışı içindeler.
(Şansal Büyüka - Akşam)
Bilmem!
Fenerbahçe ile Galatasaray Appiah ve Linderoth'da zarar etmesin diye bu kararı aldık diyorlar. Gülerim! Acaba ben karga mıyım?
(Osman Tamburacı - Yeni Şafak)
Sen üzülme!
Anlatmaya çalışıyoruz da seyircilerle ters düşünce de üzülüyorum. Anlatamıyoruz herhalde. Bizim dilimiz de yetmiyor herhalde anlatmaya.
(Göktuğ Sevinçli - Ve Gool, TV8)
Acaba?
Hatırlayın; Nouma şeref tribününe doğru etik olmayan ve son derece çirkin hareketleri yaptığı anda izleyenlerin gözünde bitmişti. O dönemde Beşiktaş şampiyonluğa doğru ilerliyordu. Nouma da Beşiktaş'ın en önemli oyuncularındandı. O günkü Beşiktaş yönetimi bu ahlakdışı hareketten dolayı Nouma'yı gözden çıkartmış ve derhal biletini kesmişti. Beşiktaş taraftarları da ne kadar severlerse sevsinler Nouma'nın gönderilişine doğal olarak tepki göstermemişlerdi.
(İlker Ateş - Pas Fotomaç)
İyi laf!
Uzun sözün kısası, ikinci yarıda şampiyonluk hedefleniyorsa Beşiktaş önce kendini geçmeli. Çünkü kendini geçmeyen, rakiplerini hiç geçemez.
(Turgay Demir - Pas Fotomaç)
Siz kimsiniz?
Helal olsun Fatih Gökşen'e! Kalli için "Transfer döneminin bitmesini beklemesin gitsin"demiş! Hele şükür!.. Biz onun gitmesini aylardır söylüyorduk. Bu sütunlarda ısrarla yazdık durduk! Galatasaray'a rest çekiyor. Sen kimsin be!
(Aydemir Akbaş - Fotospor)
Gürsoy'dan dersler:
Keyfi davranışlarla milli takım seviyesindeki futbolcularımızın bir bir harcanması, beni 20 yıl önceki "acemi yöneticilik" günlerime götürdü... Kim bilir, belki de genç yaşımda donandığım geniş yetkileri hazmedemediğimden, her hafta en ufak bir hatasını gördüğüm şampiyon takımın Avrupa çapındaki futbolcularını takımdan kovmayı düşünürdüm. Sağolsun Mustafa Denizli, "Ağabey bu vaziyette üç-dört hafta sonra takımda oyuncu kalmayacak; cezalandırma işini sezon sonuna bırakalım" diyerek beni engellerdi.
(Ergun Gürsoy - Hürriyet)
yakantop@gmail.com

Cafe