
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
ABD'nin fendi, huzuru yendi
Devlet Bahçeli'nin MHP'sinin üniversitede türbanın serbest olması yolunda Tayyip Erdoğan'ın AKP'sine arka çıkmasını yadırgayanlar var. İlhan Selçuk bile MHP'nin türbancılığına şaşırıp kaldığını yazıyor. (Cumhuriyet, 27 Ocak)
Oysa, olaya türbancılık değil, Amerikancılık açısından bakılırsa şaşıracak bir şey yok. Her şey ABD'nin ılımlı İslam projesi yolunda "normal mecrasında" gelişiyor.
Biz olaya türbancılık olarak değil, Amerikancılık açısından baktığımız için hiç şaşırmadık.
Çünkü, 12 Aralık 2007'de bu köşede Bahçeli için şunları yazmıştık:
"ABD'nin birinci hedefi Ecevit hükümetini devirmekti. Bunu da Bursa'nın yaylasında coşup '3 Kasım'da erken seçim' diye tutturan Bahçeli sağladı. Bahçeli'nin AKP'ye, dolayısıyla ABD'ye ikinci kıyağı cumhurbaşkanı seçiminde oldu. Erdoğan uzlaşma ararken Bahçeli: "AKP kimi isterse ona oy veririz' diye uzlaşma zeminini torpilleyip Gül'ün önüne kırmızı halı sermedi mi?"
Devletin zirvesi böylece düzenlendikten sonra, ılımlı İslam devleti yolunda sıra toplumun türban bağlamında "dizayn" edilmesine geldi.
Elhak! Bahçeli bu noktada da misyonunun gereğini yapıyor.
AKP halkın dini inançları, MHP ise milli duyguları üzerinden siyaset yürütüyor. Zorluk çıkınca MHP, AKP'ye omuz veriyor, bu da ABD'nin önünü açıyor.
Anlaşılan o ki, ABD'nin ılımlı İslam gemisinde MHP de hiç değilse bir çımacılık kapmaya bakıyor.
Bir laboratuvar
Emperyalist Amerika, CIA'sı başta olmak üzere düşünce kuruluşlarıyla, her alandaki uzmanlarıyla müthiş bir toplum-bilim laboratuvarına sahip. Bu sayede hemen her ülkenin toplumsal ve siyasal yapısını o ülkelerin insanlarından daha iyi tanıyor, reflekslerini avucunun içi gibi biliyor.
Baksanıza, El Kaide bile canlı bomba eylemleri için down sendromlu (zekâ engelli) insanları kullanıyormuş. ABD mi bilmeyecek hangi insanları hangi iş için nerede ve nasıl kullanacağını?
Bir bilmece
Yılların "Bölükbaşı"sı Abdullah Öcalan'ın pabucunun yakında dama atılacağa benziyor. Şimdi bilin bakalım, asıl en tehlikeli bölücü başı Apo mu, yoksa bir başkası mı?
Bir şiir
Bu haftaki dizelerimiz Evrensel Kültür'ün ocak sayısından, Arif Berberoğlu'nun "Bu sabah dünya" şiirinden:
"işte yine o rüzgâr / karanlığın soluğu rüzgâr / kanlı bir muşamba gibi savurmakta / nefreti sokaklarda: / savaş istiyoruz / ölümü çok seviyoruz / evet ölümü çok seviyoruz / hiç bilmedik ki nasıl yaşanır / turuncu beyaz bir iklimde / nasıl insan kalınır / ekmek ve gül kokuları içinde"
nailgureli@milliyet.com.tr

Cafe