
71 yıl önceden bugüne mesajlar
Laiklik ilkesinin anayasaya girdiği 5 Şubat 1937'deki Meclis oturumunun tutanaklarında, laiklikle ilgili maddelerin Türkiye Cumhuriyeti'nin 'sigortası' olduğu dile getiriliyor
SALİHA ÇOLAK Ankara
İsmet İnönü ve 153 arkadaşının verdiği Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifinin TBMM'de 5 Şubat 1937'de görüşüldüğü oturumun tutanakları, laiklik ilkesinin anayasaya yazılmasının gerekçelerini ortaya koyuyor. Tutanaklar, türban tartışmasına kilitlenen günümüz siyasetine de tarihin sayfalarından ışık tutuyor.
Cumhuriyetin ilkelerinin Anayasa'nın 2. maddesine yerleştirildiği oturumdaki konuşmalardan satır başları şöyle:
'Dinler vicdanlarda kalsın'
Dahiliye Vekili Şükrü Kaya (Muğla): ...Laiklikten maksadımız, dinin memleket işlerinde amil olmamasını temin etmektir. Bizde laikçiliğin çerçevesi ve hududu budur. Biz diyoruz ki; dinler, vicdanlarda ve mabedlerde kalsın, maddi hayat ve dünya işine karışmasın. Karıştırmıyoruz ve karıştırmayacağız. Türk için yegane doğru yol ve tarikat, müspet ilimlere dayanan milliyetçiliktir. Vatandaşlarımızın kalbinde bu yanlış gidişlere küçük bir rabıta kalmışsa, o rabıtayı Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla kökünden silerek bu tarikatlardan uzaklaştırmak istiyoruz.Hakkı Kılıçoğlu (Muş)... Artık hiçbir zelzele cumhuriyeti sarsamaz, ne dahili, ne harici... Recep Peker (Kütahya): ...Şimdiden sonra da, cumhuriyetçiliğin nakızı olan saltanat lehine bir hareket; milliyetçiliğin nakızı olan beynelminelcilik, halkçılık nakızı olan imtiyazcılık, devletçiliğin nakızı olan liberallik, laikliğin nakısı olan klerikallik (ruhbancılık) ve inkilabcılığın nakızı olan irtica lehinde hiçbir faaliyet yapılmayacaktır. ...Bize sokulurken kıyafet değiştiren irtica denilen heyulanın boynuzları, kuyruğu yoktur.... Anayasada yalnız cumhuriyetçi olduğumuzun yazılı olması artık kafi değildir.
'İstikbalin sigortası'
Muhittin Baha Pars (Ordu): (Atatürk) istikbale bakarken... 'Yarın benim milletim de birbirini boğacak bir hale gelir, yani bir İspanya olursa, ben kabrimde rahat edemem' demiş ve bunları Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'na koymaya karar vermiştir... Yarın bir hükümet teşekkül eder de 10 sene, 20 sene sonra bir Meclis gelir de bu maddelere dokunmak isterse, içlerinden bazıları, 'Sen ne yapıyorsun, Atatürk'ün koyduğu esasları sen nasıl bozabilirsin?' diyebilir.
Ben bu maddelerle Türk'ün ve istikbalinin sigorta edilmiş olduğunu görüyorum.
Dahiliye Vekili (Devamla) Arkadaşlar bizim bu inkılâplarımız kendi kendine ve tarihin zarureti olarak doğmamıştır. Bu uğurda çok kanlar dökülmüştür.
Bu inkılâbın sağdan ve soldan karşısına çıkacak olan herhangi bir cereyan bu inkılâbın kuvveti karşısında devrilmeye ve ezilmeye mahkûmdur. Şimdiden böylelerine haber vermek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti bu gibi cereyanlara asla müsaade etmeyecektir.