
Melih AŞIK
Açık Pencere
Cesur adımlar
Hukuk adamları, Yargıtay, Danıştay, barolar, açıklama üstüne açıklama yapıyor...
Sağduyulu çevreler, AKP'ye, türbanı serbestleştirme macerasında laikliği ve hukuku deldiğini üzerine basa basa anlatıyor...
Üniversite rektörleri aynı görüşteler...
Uygulama hem Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı hem üniversitelerin düzenini altüst edecek nitelikte...
Yargıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu günlerdir Anayasa'da yapılan değişikliğin türbanı serbest bırakmayacağını, 17. maddede öngörülen değişikliğin de Anayasa Mahkemesi'nden döneceğini söylüyor.
Profesör İbrahim Kaboğlu Anayasa'da değiştirilen maddelerin bizatihi Anayasa'nın diğer maddelerine aykırı olduğunu anlatıyor, üniversitede serbest bırakılacak türbanın liselerde ve kamu kuruluşlarında da serbest kalmaması için sebep kalmayacağını dile getiriyor...
İktidarın Anayasa Hocası Prof. Ergun Özbudun, dün aktardığımız gibi, mevcut düzenleme ile türbanlıların başı açıklara baskı yapmasının önüne geçilemeyeceğini, bunun da rejimin sonu olacağını anlatıyor...
Sonuçta, yasal olmayan düzenlemelerle türbana yalnız üniversite değil liseler ve kamu kuruluşlarında da kapı açılıyor... Laiklik deliniyor... Üniversiteler kargaşa içine itiliyor... Ama dinleyen kim?
Erdoğan doludizgin gidiyor... Ama nereye?
İran'da içki içen bir kişi idam cezasına çarptırılmış.
İçkinin sağlığa zararlı olduğunu biliyorduk da bu kadarını tahmin etmiyorduk...
Haldun Ertem
* "Laik düzen kızların okuma özgürlüğünü engelliyor" diyorlar. Laik cumhuriyet öncesinde kızların okuma, çalışma, seçme, seçilme hakkı varmış gibi...
Gülhan Elmas
"Partiniz MHP'nin, AKP'nin Türkiye'yi İslam ülkesine dönüştürme girişimlerine verdiği koşulsuz destek hiç kuşkusuz hepiniz adına tarihe kara bir sayfa olarak geçecektir. Bizleri asıl şaşırtan husus; çağdaş uygarlığı görmüş, yaşamış ve değerini bilme durumunda olan sizlerin, partinizin bu eylemlerini açıkça benimsiyor ya da suskun ve sessiz izliyor olmanızdır."
"Eskiden eşeklerin kendilerine özgü zengin bir dilleri varmış. Kendi ülkelerinde eşekçe konuşurlar, yazışırlarmış.
Günün birinde kurt sürüleri, eşeklerin ülkesine saldırmış. Eşekler, kurtların saldırıya geçtiğini haber almışlar ama 'Yok canım, kurtlar ne diye bize saldırsın' diye kendilerini avutmuşlar.
Kurt sürüleri yaklaştıkça kurt kokusunu da almaya başlamışlar ama, 'Yok canım, kurt değildir, inşallah kurt değildir,' diye yine kendilerini avutmuşlar.
Kurtlar daha da yaklaşmış, ayak sesleri duyulmaya başlamış, eşekler yine kendilerini avutmuşlar; 'Kurt değildir, ne diye kurt olacakmış...'
İyice yaklaşan kurtları gözleriyle görmüşler, ama gönülleri el vermediği için 'Bunlar kurt değil, kurda benzer bir şeydir' diye savunmuşlar.
Sonunda kurtlar dişlerini sağrılarına geçirince eşekler de gerçeği anlayıp can acısından haykırmaya başlamışlar:
'Aaaaaa! Ooooo'.
Korkudan dilleri tutulduğundan başka bir şey konuşamıyor, salt 'Aaa, oymuş, kurtmuş' anlamına, salt 'Aaaa! Oooo' diyebiliyorlarmış.
O zamandan beri eşekler dillerini unutmuşlar 'Aaa-ooo!' diye anırmaya başlamışlar.
Biz aydınlar, kurdun pençesi yakamıza yapışınca, dişleri ensemize geçince korkudan dilimiz tutulup haykırıyoruz. Daha önceleriyse gönlümüze göre gerçek uyduruyoruz. Üstelik bu avuntunun adını da "iyimserlik" koymuşuz; Gerçekçi iyimserlik."
- Benim önergelerim içtüzüğe aykırı da bir önergenin 139 gün cevaplanmaması aynı içtüzüğe aykırı değil mi?
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe