
Meral TAMER
Adalet Ağaoğlu ile Gül'ün yemeğinden laikliğe...
Sevgili Adalet Ağaoğlu ile zaman zaman telefonda uzun sohbetler eder, dertleşiriz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le yedikleri yemeğin ardından dün sabah yine hasret giderdik.
Ağaoğlu, Ankara'ya epey çalışarak gitmiş; 301. maddeden Frankfurt Kitap Fuarı'na, BM Raporu'nda Türkiye'nin gelişmişlik ve yaşam kalitesindeki yerinden Batı'nın Türkiye hakkındaki yanlış algısına, Avrupa Birliği ile ilişkilerimizden laikliğe, Cumhurbaşkanı ile bir araya geldiklerinde konuşmaları gereken kabarık bir gündem hazırlamış.
Bayan Gül de olsaydı...
Diğer yazarlar gibi o da Cumhurbaşkanlığı'na bir kitabını hediye götürmüş ve kitabı eşiyle birlikte ikisine imzalamış. Hatta Hayrünnisa Hanım'ın yemekte bulunmayışına üzüldüğünü de yemekte dile getirmiş.
1969'dan 1996'da ölümden döndüğü trafik kazasını geçirinceye kadar olan günlüklerini kapsayan "Damla Damla Günler"in bütün ciltlerini özellikle seçmiş; çünkü o kitapta Türkiye'de bir edebiyatçının nerelerden geçtiği gayet net görülüyormuş.
Gül, açılış konuşmasını yaptıktan sonra salonda bir süre sessizlik olunca, "Hem Cumhurbaşkanı'nın sağında oturuyorum, hem de yaşım-başım dolayısıyla herhalde benim başlamam lazım" diye düşünerek 301. maddeyle lafa girmiş:
"Sayın Cumhurbaşkanımız, bakınız 301'in yine üstü örtüldü. Oysa topun ağzında en çok bizler varız."
Frankfurt Kitap Fuarı
Ardından AB ile ilişkiler konusunu açarak, sözü edebiyatımıza getirmiş:
"Türkiye son dönemde AB yolunda elinden geleni yaptı. Üzerine düşeni yapmayan AB tarafı. Cumhuriyet dönemi insanı ve toplumu, Batı dünyası tarafından pek bilinmiyor. Batı'dan bakıldığında hâlâ Osmanlı'dan kalma bir Müslüman ülke görünümü var. Edebiyatımız, bu yanlış algının ortadan kalkmasına yardımcı olabilir.
Madem ki Türkiye, Frankfurt Kitap Fuarı'na bu yıl onur konuğu olarak katılıyor, bari bu kez Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yanaki edebiyatımızı şiiriyle ve romanıyla, mehter takımından, sazdan-cazdan ve Mevlana'dan öne çıkartalım. Frankfurt'ta geçen yıl da Mevlana vardı. Bir Mevlana modasıdır gidiyor. Ben Mevlana olmasın demiyorum, ama biz bundan ibaret değiliz diyorum. Cumhuriyet edebiyatının öne çıkartılması, AB'de anlaşılmamızı bile kolaylaştırır."
'Gazetede köşem yok ki...'
Adalet Hanım, "Ben Sayın Cumhurbaşkanımızın yemeğinde biraz atak davranmış olabilirim ve atak davrandığımı da biliyorum" dedikten sonra ilginç bir hatırlatmada bulunuyor: "Yemekteki diğer yazarların hepsinin gazetelerde köşeleri var. Sadece benim yok. Eğer ben ha bire konuştuysam, belki de basına içimi dökemediğim içindir. Yine de çok konuştuysam, yaşıma versinler."
Laik bir ülke miyiz?
Laiklik konusunun da o yemekte tartışma konularından biri olması gerektiğine işaret eden Ağaoğlu diyor ki:
"Ben, sahiden laik bir ülke olup olmadığımızı sorguluyorum kendi kendime. Laiklik kavramı, entelektüel düzeyde derinlemesine araştırılmalı. Türkiye'deki kamplaşmanın geldiği noktada bir taraf "laik", öteki taraf "dinci" gibi algılanıyor, ama değil. Burada kavga laik Müslümanlarla diğer Müslümanlar arasında; çünkü hepimizin nüfus kâğıdında Müslüman yazıyor."
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe