
Taha AKYOL
Objektif
Söz Baykal'ın
CHP lideri Sayın Deniz Baykal dün telefonla aradı, uzun bir görüşme yaptık. Konu dünkü "Laik fetvalar" başlıklı yazımdı. Bugün köşemi Sayın Baykal'a bırakıyorum; uzun görüşmemizde söylediklerinin özetini sunuyorum:)
Dini boyut
"Ben bir fetva vermedim, bir fetvayı savunmadım. Sen de yazıyorsun, konunun sosyolojik, hukuki, siyasi yönleri var, ama dini yönü de var. Ben konuşmamda örtünme meselesi hakkındaki dini yorumların ne kadar farklı, çeşitli olduğunu anlattım; İmam-ı Azam'ın görüşünü de bu çeşitliliğe bir örnek olarak aktardım.
Evet, İslamda tesettür bir 'icma-i ümmet' olarak var; yani üzerinde geniş mutabakat oluşmuş köklü bir gelenek. Ama Kuran'da saç görünür, görünmez, türban olur, olmaz diye bir şekil hükmü yok. İçtihatlar ve coğrafi şartlar çeşitli şekiller geliştirmiş. Hatta İmam-ı Azam Ebu Hanife, başörtüsünün altından saçların görülmesini bile mümkün saymış. Demek ki, İslamda bir 'tesettür' olmakla birlikte çok farklı yorumlar, şekiller, gelenekler, değerlendirmeler var.
Biz hepsine saygı duyuyoruz. Saçı görünmeyecek şekilde örtünenlere de, türbanlılara da, yaşmak ve başörtüsü takanlara da, başını hiç örtmeyenlere de... Bu bireysel özgürlük alanıdır."
Hukuki boyut
"Biz örtünme konusunda çeşitlilik olduğunu belirterek bu örtünme şekillerinden birini Anayasa'ya koymanın yanlış olduğunu vurguluyoruz.
Hukuki açıdan baktığımızda kamu düzeni, başkalarının özgürlüğü, rejim gibi faktörleri gözetmek gerekir. AİHM kararında, bizim yargı organlarımızın kararlarında meseleye bu açılardan bakılmıştır. Bu açıları geçersiz sayabilir misiniz, bu açıları yok sayarak Anayasa'ya, yasaya örtünme şekli yazabilir misiniz?! Sen hukukçusun, bu konuları bilirsin, bu mümkün mü?
AKP ve MHP hem İslamdaki tesettür şekillerinden birini Anayasa'ya, yasaya koyarak hem laikliğe aykırı hareket ediyor, hem örtünme biçimlerinden sadece birini dini inanç gereği saymak gibi dinsel bir ayrım yapıyor. Asıl fetvayı onlar veriyor böylece! Ve çok yanlış yapıyorlar.
Aynı zamanda, hukukun kamu düzeni, başkalarının özgürlüğü gibi temel değerlerini göz ardı ediyorlar. İtirazımız bunadır."
Çözüm ne?
(Baykal bu noktada 'yaşmak, başörtüsü' gibi Anadolu giysilerini sempatik bir dille anlattı. Ben de öyleyse genç kızlar üniversiteye onunla gidebilsinler, bu çözüm olmaz mı diye sordum. Baykal şöyle devam etti:)
"Ben şimdi çözüm üzerinde durmuyorum, büyüyen tehlikeye dikkat çekiyorum. İslamda Kelime-i Şahadet inanç hiyerarşisinde en üst değerdir. Tesettür bu hiyerarşinin altlarındadır. Bunu yukarılara çekip bir iman şartı gibi göstermek toplumu böler.
(Bu noktada, Baykal'a, Fethullah Gülen'in 'başörtüsü teferruattır' sözünü sordum, 'evet, doğru' diye cevap verdi. Sözlerini şöyle sürdürdü:)
"Siz örtünmeyi, bir örtünme biçimini Anayasa'ya, yasaya koyarsanız bu toplumu da etkiler. Dahası, toplumu, kıyafetine bakarak, dindarlık düzeyine göre ayrıştırmış olursunuz aynı zamanda. Toplumda ayrışmayı böyle kışkırtırsanız , bundan, başı açık veya kapalı, samimiyetle inanan vatandaşlarımız da zarar görür. Ayrımcılık herkese zarar verir. İktidara diyoruz ki, laikliğe zarar vermeyin, toplumu ayrıştırmayın; bu tehlikeli gidişten vazgeçin."
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe