
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Türkçeseverin son yolculuğu
GEÇEN gün gazetelerde bir ölüm ilanı vardı, Yargıtay Hukuk Dairesi Onursal Başkanı İsmet Zekai Özdil vefat etmişti, Allah rahmet eylesin.
Rahmetli okurumuzdu, özellikle Türkçe konusunda sık sık mektup gönderirdi, kendisini ''47 yıl edebiyat ve Türkçe öğretmenliği yapmış, merhum babanın, dil konusunda eğitilmiş 84 yaşındaki oğluyum'' diye tanıtırdı.
***
HATIRLARSINIZ, hâkimin biri, bir boşanma davasında ''Kadının sırtından sopayı, karnından da sıpayı eksik etmeyeceksin'' demiş, bunu da karara geçirmişti. Merhum Zekai Özdil, bu hâkim hakkında açılan soruşturmayı yöneten kurulun sözcüsüydü. Olayın gelişmesini bize anlatmış, kadınları bu kadar aşağılayan hâkime ''yer değiştirtmekten'' başka ceza veremedikleri için çok üzüldüğünü yazmıştı.
***
SON mektubu Türkçemizdeki yabancı kelimelerdi, bizim ''Türkçemizin hali haraptır'' başlıklı bir yazımız üzerine bu mektubu yazmıştı, emekliliğin verdiği zaman olanağından yararlanarak günde üç gazete okuduğunu belirtiyor ve gazetelerden bulduğu yabancı kelimeleri sıralıyordu:
''Dezenformasyon, provokatif, sofistike, konsept, retrospektif, prodüksiyon, transformasyon, emisyon, enformasyon, performans, proje, kaotik, adaptasyon, etnisite, jargon, lümpen, empati, manipülasyon, lojistik, residence, kombinasyon, popülarite, abstre, absürt...''
Özdil, ''Bu sözcüklerin Türkçeleri var, niye yabancı kelimeler kullanıyorlar?'' diye soruyordu.
***
MERHUM Zekai Özdil bir anısını da anlatıyordu...
Yargıtay'daki duruşmada, genç bir avukata söz vermişti, avukat sanki medreseden geliyordu:
''Biz gayrimenkulü, bütün hukuki netayici, vecaibiyle takabbül ettik'' deyince Zekai Özdil, sözünü kesmiş:
''Beyefendi, anlayamadım, burası Türk mahkemesidir, Türkçe konuşun!''
Genç avukat mahcup olmuş, oysa, ''Biz bu taşınmazı bütün hukuksal sonuçları ve yükümlülükleriyle üstlendik'' deseymiş meramını çok iyi anlatacakmış, üstelik Türkçe.
***
TÜRKÇEYE Osmanlı'dan girmiş bir ''galat-ı meşhur'' hastalığı da vardır, bunun kuralını bile koymuşlardır:
''Deme kalbura kallabur
Lügat-ı fasihten yeğdir galat-ı meşhur''
Yani yerleşmiş yanlışa dokunma, kelimenin aslı kallaburdur ama, kalbur deseler aldırma, gibi...
İyi de nereye kadar, her yanlışa galat-ı meşhur uygulanırsa...
Rahmetli 84 yaşındaydı, günde 3 gazete okur, yanlış bulur, gönderirdi.
Bir Türkçeseveri kaybettik, Allah rahmet eylesin...
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe