Kerem ve aslı!
Efes Pilsen, sezon başından beri zorlu maçlarda belini büken "dirençsizliğinden" ilk kez kurtulduğu, rakibinin kora kor mücadelesine ilk kez cevap verdiği verdiği ilk "yerli" maçı Kupa'da kazandı dün Beşiktaş'a karşı...
Yine "kırılgan" girdiği ve bir devre öyle götürdüğü maçta Efes, ikinci yarıda Kerem ve Ermal'in liderliğinde zinciri kırıp, "nedensizce" sakladığı hırsını nihayet dışa vurup, kazanma arzusuna da tavan yaptırıp asıldı maça... Öyle bir Kerem vardı ki sahada, artık takımı için "makus talihe" dönüşmeye yüz tutan "yenilgiyi kabullenme" alışkanlığına adeta tek başına "dur" dedi... Özgüven kaybıyla birlikte "dibe vuran" fiziksel özelliklerini ve yeteneğini dün en iyi şekilde kullanarak "aslını bulan" Kerem, Kaya - Nicevic ikilisinin pota altındaki "ezici üstünlüğüne" de darbe vuran isim oldu.
Yapmayın, ayıp oluyor!
Maçı kısa kesip, biraz da "kötü alışkanlıklara" değinelim. Nedir şu hakemlerimizin oyunculardan, coachlardan, yöneticilerden çektiği?.. Tıpkı futboldaki gibi basketbol da büyüyüp, Avrupa'nın önemli liglerinden biri olunca, hakemler üzerinde baskı kurup, bundan fayda elde etme, ya da tam tersine, kaybederken faturayı hakeme çıkarma "ayıbı" almış başını gidiyor bu sezon!..Yanlış anlaşılmasın; bunu söylerken dünkü maçı kastetmiyorum sadece... Büyük takımı da, küçüğü de yapıyor bu yanlışı...
Allah'tan Avrupa'da da maç izliyoruz da; orada hakemlerin nasıl daha "fahiş" hatalar yaptığını, ancak HİÇBİR ZAMAN bunların üzerinde durulmadığını, FAIR PLAY anlayışının hakim olduğunu görüyoruz her zaman... Bırakalım onlarla uğraşmayı, işimize bakalım; ya da kuralları değiştirip maçların sonunda yenilgiyi İPTAL edip, iki KAZANAN'la maçları bitirelim!.. Herkes mutlu olsun, hakemler de sahada ezilip, teknik faul bile çalamayacak hale gelmekten kurtulsun !..
gture@milliyet.com.tr

Cafe