Milliyet'ten okurlarına
Kendilerini 'Kürt' sanan dağ Türkleri!
Doğan Akın
Mesleğimizde harcanmış sıfatlardan biri "tarihi"dir. Yerli yersiz kullanımı bu sıfatı ağırlığından uzaklaştırmış, gazetecilik lisanının klişelerinden biri haline getirmiştir. "Tarihi" olduğu iddiasıyla yapılan yayınların önemli bir bölümünün tarihe geçememesi, sıfatın habercilikteki akıbetini özetliyor!
Basında 2007 yılına damgasını vuran birkaç dosyadan birisi, "tarihi" nitelemesini sonuna kadar hak eden bir Milliyet dizisiydi. Ankara Temsilcimiz Fikret Bila'nın hazırladığı yazı dizisi, PKK terörünün doğup tırmandığı dönemde görev yapan genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanlarının ilk kez yaptıkları özeleştirileri de kapsayan içeriğiyle alıntı rekorları kırdı.
"PKK'yla geçen 24 yılın komutanları" başlığıyla 3 Kasım 2007'de başlayan dizi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinden sonra emekli olan Aytaç Yalman'ın sürmanşetimizde dokuz sütun yayımlanan sözleriyle özdeşleşti: Kürt yok dedik, sorunu göremedik!
Kürtlerin taşınması
Geçtiğimiz salı günü yayımına başladığımız "Ecevit'in gizli dosyası" da, tarihe geçecek önemde bilgiler içeriyordu. Yazarımız Can Dündar ile 32. Gün Genel Yayın Yönetmeni Rıdvan Akar'ın hazırladığı dosyada, Kürt sorunundan Susurluk raporuna kadar bir dizi konuda önemli belgeler yayımlandı."Kürt sorununa hicret planı" başlığıyla manşetimize çıkan dizinin ilk bölümü, Bülent Ecevit'in 1961'de Çalışma Bakanı olduğunda masasında bulduğu raporu içeriyordu. 27 Mayıs 1960'ta yönetime el koyan Genelkurmay Başkanı Cemal Gürsel liderliğindeki hükümetin kabul ettiği ve daha sonra İsmet İnönü'nün kurduğu koalisyon hükümetine teslim edilen raporda Kürt nüfusun bölge dışına hicret (göç) ettirilmesi tavsiye edilmişti.
Rapora göre Karadeniz'deki "Türk" nüfus Doğu ve Güneydoğu'ya yerleştirilecek, böylece bölgeden çıkarılacak Kürtlerin Irak ve İran'daki Kürtler'le bağlantısı da kesilmiş olacaktı.
'Dağlı Türkler'
Raporda Kürtler için kullanılan ifadeler, emekli orgeneral Aytaç Yalman'ın yaklaşık 2.5 ay önce Milliyet'in sürmanşetine çıkan özeleştirisinin nedenlerini "açıklayıcı bir andıç" gibi dikkat çekiyordu:"Kendisini Kürt sanan dağlı Türkler!"
Emekli komutanların açıklamalarıyla Ecevit'in gizli arşivinin Milliyet'in merceğinden geçmişe tuttuğu ışığın, aydınlık bir geleceğin inşasında değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.
Çiğnenmiş haysiyetler ve ağır yaralı bir adaletGeçtiğimiz salı gününden itibaren sadece Milliyet'in sayfalarında irdelenen bir dava Türk hukuk tarihine geçmeye aday görünüyor.
Gazetemizin iki yıldır büyük bir titizlikle takip ettiği, yargı muhabirimiz Gökçer Tahincioğlu'nun vardığı noktayı kamuoyuna duyurduğu bu davanın aşağıda özetlediğimiz inanılması güç serüvenini, en yüce temyiz makamı saydığımız vicdanlara havale ediyoruz:
Türkiye'de yargıyla ilgili sorunların bildirilerle sahiplenilen spesifik davalardan ibaret olmadığını da gösteren dosya kapanma aşamasına gelmiş bulunuyor.
Sonuç...
Sorumsuzca çiğnenen bir haysiyet, kaybedilen bir can, kırılan bir kalbe takılan üç stent ve ağır yaralı bir adalet!
dakin@milliyet.com.tr

Cafe