
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Peşrev Nargile bozuk çalıyordu
Peşrev Nargile bir ayağında mes, bir ayağında çizme, üstünde şalvar, belinde kalın kırmızı kuşak, içinde yamalı mintanla altın köstekli yelek, sırtında frak ceketi, başında kasket, bir elinde tespih, öteki elinde tenis raketiyle çıkageldi.
* * *
Bildiğimiz gibi "mes" Osmanlılığın, "çizme" bağımsızlık savaşının, "şalvarla kırmızı kuşak" Anadolu'yla Rumeli'nin, "yamalı mintan" halkın, "altın köstekli yelek" eşrafın, "frak ceketi" Atatürk devrimlerinin, "kasket" solun, "tespih" Müslümanlığın, "tenis raketi" de Avrupa kültürünün simgeleriydi.
* * *
Peşrev Nargile, bizi tam olarak yansıtacak ulusal kılığımızın böyle olması gerektiğine inanıyordu.
Valilerin, kaymakamların, büyükelçilerle konsolosların, NATO ile Birleşmiş Milletler'deki temsilcilerimizin özellikle görevlerine bu kılıkla gitmelerini önerir dururdu.
* * *
Son zamanlarda omzuna bir yayla, bir de tirkeş asmıştı:
- Onlar da akıncı atalarımızın simgesi, diyordu.
* * *
- Uzun zamandan beri görünmüyordun Peşrev, nerelerdeydin?
- Horoydoların fasaryasına bozuldum. Bangabozların çevirdiği filmde atomlayacak bir paçoz bulmak için, dasnik bir halalım aradım. Hırbo elli sekiz çıktı.
* * *
- Ne diyorsun Peşreve Nargile, dedim; hiçbir şey anlamadım.
- Anlamazsın tabii, dedi; anlamazsın...
- Horoydo ne demek Peşrev?
- "Horoydo", andavallı, aval, dilgoz, gebeş, düdük makarnası, hırt, hışır,saloz, tereyağı, yanbolu demek.
* * *
- Kimi kastediyorsun peki, "andavallı", "gebeş" diye?
- Dünya görüşü benimkine uymayanları.
- Senin dünya görüşün biraz karmaşıktır benim bildiğim, yani giysilerin gibi. Frak ceketi, mes, yırtık mintan, tesbih, tenis raketi falan...
- Benim dünya görüşüm tepeden tırnağa covino. Biz Amerikan olmak için migrosa vermeyiz kimseyi...
* * *
- Anladıysam Arap olayım...
- Amerika olmak, diyorum; yani mangiz babası olmak. "Migrosa vermek", başından savmak... Para pul için kimseyi atlatmayız, diyorum. Oysa horoydoların hepsi o biçim. Kıçlarının kıllarıyla balık yakalıyor inekler. Bir de kürsülere çıkıp halkı paspaslamaya kalkıyorlar. Kim güvenir onlara be...
* * *
- Horoydolar kim yahu?
- Söyledik ya, dünya görüşü benimkine uymayan ne kadar dilgoz varsa, hepsi. Şimdi mevsimi geldi, lodosu görünce karaya vurdu astikler. Ellerinde mikrofon bağırıp duruyorlar alanlarda...
* * *
- Ha anlıyorum, sen bazı siyasetçileri kastediyorsun.
- Ne siyasetçisi be, hepsi pangadoz onların.
- Pangadoz mu?
- Yani kereste, kaşkaval...
- Sen nereden öğrendin bu dili Peşrev?
- Derdimi daha iyi anlatıyorum böyle. Bir başladım mı döktürmeye, matiz ediyorum milleti Allah belamı versin.
* * *
- Senin tuttuğun bir parti yok mu; şöyle dünya görüşüne uygun?
- Aslında yok abi... Ben polim yapıp racon kesenleri sevmem. Parti dediğin önce, beşliği açlıktan örümcek bağlayanları elden görecek; ona inanırım ben. Gerisi pafyos. O biçim fişek, küpe sıçan düşürmez. Hacı babası gavgavsız dasniklerin...
* * *
- "Dasnik" de ne, hiç duymadım böyle söz.
- "Esnaf" demek yani...
- Üçkâğıtçı anlamına mı?
- Yok abi, "dasnik" geyik demek. Senin anlayacağın pezevenk demek.
- Dur ağzını bozma. Kim dasnik?
- Halkı kazıklamak isteyenler.
- Anladım, sen politika dolandırıcılarına kızıyorsun.
- Kızıyorum, dünya görüşleri yok.
* * *
- Eveeeet... Sence nasıl olmalı?
- Elden görecek abi. Gariban kendine sokulunca, tayıncılık edip cızlam çekmeyecek. Ben ona "adam" derim. Yoksa bunların hepsi tek kürk Yalova yapıyor.
* * *
- Benimle böyle bilmediğim deyimlerle konuşma Peşrev Nargile; tek kürek Yalova da ne demek?
- Tespih çekiyor yani...
- Senin de tespihin var. Bu geleneksel bir şey bizde.
- Yok abi öyle değil. Lafla kendi kendini tatmin ediyor anlamına. El arabasına biniyor. Milletin frikiğini görünce similyası dikiliyor itlerin...
* * *
- "Similya" mı?
- Öyle ya, bombilisi yani. Hepsinin zekeriyasına edeyim. Yazık değil mi bu kadar insana.
* * *
- Az çok çakar gibi oldum söylediklerini. Horoydolara bozuluyorsun. Tuttuğun kimse pek yok; hepsi dubaracı demek istiyorsun.
- Onun için bangabozlarla iş tutuyorum ben. Onların piyançolandığı yere tezgâhı kurdun mu, saksafonuna sabahtan akşama lehimcilik yaptırırsın...
* * *
- Senin dünya görüşün bu mu?
- Yok abi, dünya görüşü kürsüde polim yaparken olur. Ben lafa bakmam, zulasında ne var ona bakarım. Garibana elden bir şey veriyor mu, vermiyor mu? Gerisi mısır koçanı.
- Peşrev Nargile, senin ahlakın bozulmuş. Dünya görüşü diye beleşçilikle dilenciliği savunuyorsun.
- Tam öyle değil abi. Hani içim kararıyor bazen de, öfkemden söylüyorum.
* * *
- O kadar karamsar olma. Açık sözlü, altın yürekli, olduğu gibi görünen dostlar da az değil.
- Tamam da abi, her sabah gazetelere baktıkça kahroluyorum; içimden duman etmek gelmiyor ortalığı. Daha iyi sövüp içimi boşaltmak için de, bu dili kullanıyorum. Vaktini aldım, haydi Allahaısmarladık.
* * *
Peşrev Nargile çekip gitti. Bakakaldım ardından. Pek hak vermedim ama, galiba anladım durumunu.
* * *
Not: 7.5 yıl önce yazdığım bir yazıdan ötürü verilen bir mahkûmiyet kararını, Yargıtay lehimde bozduğu için; dün sabah yeniden başlayan davada bizzat hazır bulunmam gerekiyordu.
Yazı yazmaya vakit olmadığından "Şeytanın Gör Dediği" köşesini, 30 yıl önceki Peşrev Nargile portresiyle boş bırakmamaya çalıştım.
c.altan@prizma.net.tr

Cafe