
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
1 Mart Vakası
Türbanla ilgili anayasa oturumunda Meclis'te sabahlayan ve 03.30'da uykulu gözlerle oylama sonucunu bekleyen Başbakan Erdoğan'ın önünde Deniz Bölükbaşı'nın '1 Mart Vakası' adlı kitabı bulunuyordu.
MHP Ankara Milletvekili Bölükbaşı, 2003'teki Irak işgali öncesinde Erdoğan-Gül yönetiminin ABD'ye Türkiye toprakları üzerinden geçiş izni vermeye çalıştığı tezkere sürecinde Amerikalılara 'kök söktüren diplomat' olarak ün yaptıktan sonra 22 Temmuz seçimleriyle Meclis'e giren yeni bir siyasetçi. Rahmetli Osman Bölükbaşı'nın oğlu, politika genlerinde var!
Bölükbaşı, dönemin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile birlikte 1 Mart öncesi ABD ile Kuzey Irak'a giriş koşullarını oluşturan 'mutabakat zaptı'nı hazırlamıştı.
Tezkere 'anayasa kazası'na uğramasa Bölükbaşı'nın savunduğu şekliyle tarih belki de başka türlü yazılacaktı.
Deniz Bey, 5 yıl geçtikten sonra '1 Mart Vakası' adlı kitapta müzakere sürecinde tanık olduklarını yazmış.
Bölükbaşı'nın kitabı yine tarihi bir oturumda türbanın oylandığı anayasa görüşmelerinde Başbakan Erdoğan'ın önünde duruyordu. 1 Mart 2003 tarihli 'gizli oturum'da Erdoğan AKP Genel Başkanı'ydı ve 'yasaklı olduğu' için henüz milletvekili seçilememişti; Abdullah Gül başbakandı. Ankara kararsızdı, AKP grubu bölünmüştü ve tezkere 62 bin ABD askerinin Türkiye üzerinden Irak'a geçişine izin verecekti.
Deniz Bölükbaşı o günü şöyle anlatıyor:
"1 Mart Meclis oturumunda Başbakan Gül'ün hazır olun talimatına rağmen konuşamadık, konuşturulmadık. 1 Mart tezkeresinin kabulü için sadece üç milletvekilinin oyunu değiştirmesi yeterliydi.
Konuşabilseydik oylama sonucu farklı olabilir miydi?
Evet, hiç tereddütsüz olurdu."
Türkiye'nin ABD ile birlikte Kuzey Irak'ta konuşlanma şansını elden kaçırması sonucu geçen beş yıldaki gelişmelerin ülke çıkarlarının aleyhinde olduğunu düşünüyor. Kitabının sonuç bölümü de bu yargıya göre yazılmış.
Bizim de içinde bulunduğumuz pek çok çevrede ise 1 Mart tezkeresinin reddinin Türkiye'nin hayrına olduğu görüşü yaygın. Tarihin gelecekte nasıl yazılacağını görebilmek için kuşkusuz erken.
Cumhuriyet tarihi açısından yine kritik bir dönemeçten geçiyoruz. MHP Grubu, 'türban' konusunda AKP'ye destek veriyor. Ankara kulislerinde Anayasa geçtikten sonra iptal olasılığı nedeniyle YÖK'teki değişiklikten vazgeçileceği konuşuluyor.
Türkiye 'pupa yelken' bunalıma giderken, Bölükbaşı ve MHP'liler laik toplumun aradığı 'güvence'yi Anayasa ve yasalara koydurmakta neden ürkek davranıyorlar?
Neden susuyorlar!
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe