Memecan'ın türban kriterleri
Geçen hafta TBMM'de kabul edilen türbana ilişkin anayasa değişikliği paketinin görüşülmesi sırasında Meclis kürsüsünde en çok dikkat çeken hatiplerden biri İstanbul Milletvekili Nursuna Memecan oldu.
Üniversitelerde türban serbestisini kuvvetli ifadelerle savunan Memecan, bu konudaki görüşlerini Boğaziçi Üniversitesi Mezunları Derneği'nin çıkardığı 'Boğaziçi' dergisine verdiği bir mülakatta ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı.
Kendisi de Boğaziçi mezunu olan Memecan, bu mülakatında "Türbanlı çocuğu üniversiteye koymamak ne demek? Türbanlı birisini bir yere alıp almamak ne demek? İlla saçını göreceğim demenin bir manası var mı? Eğer türban yasağıyla kadının dini düşüncesini yargılıyorsak, o zaman aynı dini düşüncedeki erkeği üniversiteye alıp kızı almamış oluyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?" diye konuşuyor.
Devlet dairelerindeki türban yasağı sorulduğunda da Memecan, aynı görüşü tekrarlayarak, "Benim özgürlükçü görüşüme bunlar hiç uymuyor. İnsanın işini iyi yapıyor olması önemli. Saçı başı değil" diye ekliyor.
Memecan'a "Erkek çocuğunuzu doktora götürdünüz diyelim. Türbanlı bir doktorun dini inançları gereği gerekli tıbbi müdahaleyi eksik yapmasına ne dersiniz?!" sorusu da yöneltiliyor.
Memecan'ın yanıtı şu oluyor: "O zaman işini iyi yapmıyor demektir. İşini iyi yapmıyorsa orada olmayacak. Hangi kıyafetle olursa olsun, işini iyi yapmak zorunda..."
Memecan, "Bu konuda kaygısı olanları hiç anlamıyor musunuz? Hiçbir empati kurmuyor musunuz?" sorusuna da şu karşılığı veriyor:
"Yemin ediyorum hiç anlamıyorum. Empati kuramıyorum. Ben kendimi hiç kimseden üstün görmüyorum, insanların kendilerini başkalarından üstün görmelerini de hiç anlamıyorum."
Bir sonraki cümlesi ise Nursuna Memecan'ın konuya bakışında Amerikan modelinden de etkilendiğini ortaya koyuyor:
"Ben yaklaşık 25 senedir Amerika'da yaşıyorum. Orada binbir çeşit insan birbirine saygı duyarak yaşıyor. Kimse birbirine bayılmıyor, ama herkes eşit şartlarda yaşadığını biliyor."

Cafe