
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Başörtü Avrupa'da
Yükseköğrenim kurumlarında türban yasağını kaldıran anayasa değişikliği ve "laik" karşı gösteriler dünya medyasında yankılanıyor.Fransa'nın TF3 televizyonunda, Christine Ockrent'ın yönettiği programın konusu da "laisizim"di.
Christine Ockrent, entelektüel dünyanın ünlü isimlerinden biri. "Sınır tanımayan doktorlar örgütünün" kurucusu Bernard Kouchner'in eşi.
Bu programın arkasında ağırlıklı bir kamuoyu var.
Katılanların hepsi laiklik bağlamında sözü Türkiye'ye getirdiler.
Fransa'nın merkez sağ partisi başkanı François Bayrou, "Türkiye'nin İslam ve demokrasi ilkelerinin bağdaştığı laik modele yıllardır örnek oluşturduğu" mesajından sonra "son anayasa değişikliğinin, İslam-demokrasi çelişkisinin yeniden sorgulanacağı" izlenimlerini verdi. Diğerleri daha karamsardılar.
Gene aynı kadın
Ancak... Özellikle Ayaan Hirsi Ali adındaki örtülü genç kadın, etkili bir konuktu.
Hirsi Ali, beyaz örtüler içinde, çikolata renkli, güzel bir genç kadın. Somali kökenli. Önce Almanya, sonra Hollanda'ya geçmiş, milletvekili seçilmiş "İslamda kadın" eksenli yayınları, filmleri ve söylemleri nedeniyle radikal İslam çevrelerinden tepki ve tehdit almış. "Can güvenliği" nedeniyle Fransa'dan korunma ve yurttaşlık hakkı istiyor.
Ayaan Hirsi Ali'yi karakter olarak onaylamak mümkün değil.
Öyküsünü aşağıda ayrıca anlatacağım.
Ama...
Avrupa'da ve dünyada etkili. Hatta 2005 yılında Time dergisi tarafından "dünyadaki en etkili 100 isim" arasında gösterildi.
Programda verdiği mesaj şuydu:
"Ilımlı İslam olmaz, bir süre sonra radikal İslamın etkisi altına girilir. Bunun örneği de Türkiye'dir. Çünkü İslamla laik ilkeler bağdaşmaz."
85 yılda oluşan, Atatürk'ün yüzü Batı'ya dönük laik Türkiye'si, "önümüzdeki yerel seçimlerin oy hesapları uğruna" bakın ne hale dönüştü.
Başörtüsü yasağı böyle süremezdi... Doğru...
Ama...
Bu "doğru"nun, bir de "doğru yol haritası" vardı. Sorun, Prof. Ergun Özbudun ve onun arkadaşlarının hazırladığı Yeni Anayasa'da düzenlenecekti.
Bu anayasa oylamaya konulmadan 5-6 ay süreyle tartışılacak ve bir "ulusal uzlaşma" sağlanacaktı. Başörtüsünün ortaöğrenime ve bürokrasiye girmemesi için yazılı hukuk kuralları da konacaktı.
Oysa...
Yol haritasından ansızın çıkıldı. Dayatmayla, oldubittilerle, toplumun tüm laik kesimini karşıya alarak, iki maddede anayasa değişikliği yapıverip "bu sorun çözülecek" sanıldı.
İçeride de, dışarıda da daha pek çok yıllar Türkiye'nin aleyhine olacak bir hatalar zinciri başlatıldı.
Bir de kitap yazmış. Danimarka'da 2004 yılında "özgürlük ödülü" almış.
Ayaan Hirsi Ali, "Submission" adlı 10-11 dakikalık filmin senaryosunu da yazmış.
Filmde bir genç kadın üç ayrı öyküde İslam erkeği tarafından aşağılanıyor, dayak yiyor, zorla kapatılıyor, amcası tarafından tecavüze uğruyor, Allah'a isyan ediyor.
Filmin yönetmeni Theo van Gogh... Bu yönetmenin de radikal bir İslamcı genç tarafından öldürülmesi Hirsi'nin şöhretini daha da arttırmış.
Hirsi Ali Hollanda'da milletvekili seçilmiş.
Ancak...
İltica isterken bildirdiği gerekçe doğru çıkmadığı için milletvekilliği ve Hollanda yurttaşlığı düşmüş. Şimdiki durumu, Fransa'dan yurttaşlık ve koruma isteyen bir Somalili.
Türkiye'nin böyle bir oportünizme malzeme olabilecek yanlış yapması da üzücü.
..............
Kaynak1: Cevdet Akbay. Amerika/Nasname
Kaynak2: ANKA
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe