
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Türbandan sonra
Anayasa değişikliğinin Meclis'ten geçmesiyle siyasi tarihimizde yeni bir sayfa açıldı. The Washington Post, haberi "AKP'nin zaferi" diye vermiş:
"TBMMM, Müslüman dünyasının en kararlı laik cumhuriyetinde muhafazakâr İslamın yükselen etkisini kabul ederek türban yasağını kaldırdı."
Eşi türbanlı ilk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkması üzerine yapılan "Birinci Cumhuriyet'in sonu" yorumları üniversitelerde türban serbestisiyle biraz daha pekişiyor. 85 yıllık cumhuriyet tarihinin "türbandan sonra" nasıl yazılacağını belirleyecek yeni bir döneme giriliyor.
Erbakan Hoca'nın yapamadığını Tayyip Erdoğan başardı!
Anayasa Mahkemesi'ndeki itiraz süreci ve YÖK Yasası'ın e 17. maddesinde öngörülen düzenlemeler, üniversitelerdeki uygulamayı netleştirecek. Türban serbestisi yükseköğretimle sınırlı kalacak mı, "mağduriyet" söylemi ortaöğretimden resmi dairelere, yargıdan Meclis'e uzanacak mı, göreceğiz...
Bugünlerde İran'ı anlatan "Persepolis" filmini izlemekte yarar var.
Özgürlükler çerçevesinde sorun kız öğrencilerin "başörtülü" oldukları için yükseköğrenim haklarının engellenmesinden kaynaklanıyorsa, bu yasağın savunulacak bir yanı yok. Nitekim kalkıyor! Ancak bu "mağduriyet"i ortadan kaldırma iddiasındaki siyasi iktidarın da "İnancım gereği örtünüyorum" diyen genç kız ve kadınların gelecekte "Üniversiteyi bitirdiğime göre iş hayatında artık örtünmeme gerek yok. Laik bir ülkede kamuda ancak başım açık çalışabilirim" noktasından daha ileri dayatmada bulunmayacaklarını yasal güvenceye kavuşturması gerekmez mi? Demokrasilerde özgürlüklerin sınırının başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı noktasında çizildiği unutulmamalı.
Laiklerin "öteki"leştirildiği bir Türkiye'de rejim krizi kaçınılmazdır.
Nüfusunun yüzde 95'i Müslüman olan bir ülkede "dindarlık" ayrıcalık olamaz.
Siyasal İslamın "rövanşist" duygularının zemini üniversiteler olmamalı.
Fuat Keyman, Ahmet İnsel, Cengiz Aktar'ın bir grup akademisyenle kaleme aldığı bildiriye imzamızı atarız:
"Sorunun çözümüne, hak ve özgürlüklere çoğulcu yaklaşan, özgürlüğe ötekine karşı sorumluluk duygusuyla bakan, özgürlüğü ve sınırlarını hukuksal güvence altına alan bir görüşle yaklaşmalıyız. Hükümet de ancak böyle bir bakışla sorunlara yaklaştığı zaman inandırıcı olabilir, toplumun farklı kesimlerinin geleceğe güven içinde bakmasını sağlayabilir.
Toplum da türban sorununu ancak böyle sağlıklı bir temelde, en geniş hak ve özgürlükler güvencesiyle ve rejim korkusu yaşamadan tartışabilir."
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe