ERDOĞAN, MEDYAYI CHP YANLISI YAYIN YAPMAKLA SUÇLADI:
Muhalif basına öfke
Başbakan Erdoğan, CHP lideri Baykal'a sert çıkarak, 'İdam sehpasını gösteriyor. Sen nasıl demokratsın? Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık. Bu konuda bedel ödemeye hazırız' diye konuştu
ANKARA Milliyet
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, türban düzenlemesi konusundaki tavrı nedeniyle CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a sert çıkarak, "İdam sehpasının yolunu gösteriyor. Sen nasıl demokratsın ya? Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık. Bu konuda bedel ödemeye hazırız, bu konuda rahatız" dedi. AKP'liler Baykal'ı yuhalarken, eski TBMM Başkanı, Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın da aralarında bulunduğu bazılarının ağladığı görüldü. Erdoğan, CHP ile işbirliği yapmakla suçladığı medyayı da sert bir dille eleştirdi.
Erdoğan, dün AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Dağ gibi aşılmaz yükseklikte zannettiğimiz birçok sorun, incir çekirdeğini doldurmayan kaygılar nedeniyle yıllarca bekleye durdu. Bu ülkenin evlatları eğitim süreçlerinin dışında kaldı" dedi. Erdoğan'ın, milletvekillerinin zaman zaman ayakta alkışları eşliğinde verdiği mesajlar özetle şöyle:
CHP YANLISI GRUP:
CHP ve onlarla beraber hareket eden medya grubunun nasıl bir yaygara kopardığını hep birlikte görüyoruz. Sadece bazı siyasetçiler değil, bazı medya grupları da eski alışkanlıklarından kurtulamadı. CHP yanlısı bu grubun gazeteleri ne yazık ki bir kez daha Türkiye'yi ikiye ayrılmış gibi göstermenin gayreti içinde. Dünyaya iki Türkiye fotoğrafı vererek, sanal kutuplaşmalar üreterek, gerilimi artırarak bir netice alacaklarını zannediyorlar. Bunlar dürüst değiller, bunlar ikircikli.Üçlü olana ne denir, onu da bulmamız lazım. Uygar ve medeni dünya, bir temel hak ve özgürlük konusunda güya rejim için endişeye kapılıp yaygara koparan yandaşı medyayı nasıl tasvir ediyor, sizi nereye koyuyor görün. Türkiye'de bir kaos ve tutarsızlık varsa o da bu başlıkları atanların kafasındadır.
Daha düne kadar seçim atmosferinin heyecanı içinde yandaşınız Sayın Baykal'ın başörtüsü sorununu çözme vaatlerini manşetlerinize taşıyordunuz. 'Üniversitelerde böyle yasaklar olmamalı' diye yazdığınız yazıların mürekkebi kurumadı. Ne oldu da şimdi yaygara koparıyorsunuz? O zaman istismar mı yapıyordunuz, alet mi oluyordunuz?
DERS ALIN:
CHP zihniyeti gerilim siyaseti izledi, ama 22 Temmuz'da da millet gereken dersi verdi. Şimdi siz de gerilim politikası izliyorsunuz. CHP'nin yaşadıklarından hiç mi ders almıyorsunuz? Sizin aslında başörtüsü ile bir derdiniz yok. Sadece fırsattan istifade başka bir hesabı görmek istiyorsunuz. Açık söylüyorum, aslında çıkarlarınızı tehlikede görüyorsunuz, yoksa laikliği değil.Bu manşetler yalnızca çıkar kavganızı örtmek için bir maske. Tıpkı bazı protesto gösterilerinde cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün Bolşevik Lenin'e meşruiyet kazandırmak için istismar edilmesi gibi, siz de laiklik üzerinden kendi çıkar kavganızı meşruiyet kazandırmanız peşindesiniz. Her fırsatta Türkiye'yi ikiye bölünmüş gibi göstermeye çok heveslisiniz. Soruyorum size; demokrasi tek tip olmak mıdır? İşte bugün bir tanesi yazmış; 'Çoğunluğun zorbalığı' diyor.
Bunun edeple, ahlakla ne ilişkisi var? Azınlığın çoğunluğa tahakkümüne 'evet' diyeceksin, 411'i kaos olarak göstermek suretiyle demokrasiyi yok farz edeceksin. Sen bunu hangi siyasi etikle bir araya getiriyorsun? Herkes aynı şekilde düşünmek ve giyinmek zorunda mı? Parlamentonun yüzde 80'i aşkını yasa değişikliğine 'evet' diyor, siz kalkıyorsunuz yüzde 20'ye mahkum etmek istiyorsunuz.
CİĞERİMDEN KONUŞUYORUM:
Ellerinde tek silahları var. Diğerlerinin durumu ne olacak, bugüne kadar ne oldu? İstanbul'a belediye başkanı olduğum da da aynı oyunu oynadılar. Hangi yaşam şekliniz değişti? Türkiye'nin 1800'e varan belediyelerde hangi yaşam şekli değişti? Ayıptır ayıp, izan ve insaf gerekir. 'Sayın Başbakan niye kızıyorsun?' Ben ciğerlerimden konuşuyorum. Bunlar sipariş üzerine konuşuyorlar.Özgürlükler konusundaki hassasiyetiniz sadece sizin işinize gelen konuları mı kapsıyor? Eğer bu sorulara gerçekten 'evet' diyorsanız, sizin düşlediğiniz düzen demokrasi değil. Düpedüz diktatoryal bir rejimdir.
"İDAM GÖMLEĞİ" YANITI:
Cumhurbaşkanı değerlendirmesini yapmadan ana muhalefetin başı ahkâm kesmeye başladı. Şimdiden yargıya akıl vermeye başladı. İstikamet veriyor. Ve idam sehpasının yolunu gösteriyor. Sen nasıl demokratsın ya? (yuh sesleri, ayakta alkışlar). Biz bu yola çıkarken daha önce de demokrasiye inanmış olan insanların söylediğini söylüyoruz. Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık. Biz bu konuda bedel ödemeye hazırız, bu konuda rahatız. (Ayakta alkışlar, bravo sesleri. 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sloganları.)Baykal, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin ilk tur görüşmeleri sırasında, 6 Şubat'ta TBMM kulisinde gazetecilerle sohbet ederken, milletvekillerinin anayasayı korumak için yemin ettiklerini anımsatmıştı. "Anayasa yeniden yapılamaz mı?" diye soran Baykal, "Elbette yapılır. Düşmanı atarsın, devleti yeniden kurarsın. Bayrağı dikersin. Parayı bastırırsın. Yapanlar yapmış... İhtilali yaparsın. İdamı göze alırsın. Anayasa toptan yenilenir" demişti.
BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇEKİP ÇIKARAMAZSIN:
Fikir tartışmasını çatışma gibi gösterip farklılıkları kötülemeye ve yasakları yüceltmeye çalışıyorsunuz. Sıhhıye Meydanı'na gelen hanım kardeşlerimizden 70-80 yaşındaki bir Anadolu kadınını sahneye çıkarıp onun başından başörtüsünü çekip çıkarmayı hangi insanı anlayışla bağdaştırıyorsunuz? İşte sizin yaptığınız budur.MEDYAYA GÜVENMİYORLAR:
Meclis'e ve millete güvenmeyenlere, millet de güvenmez. Zaten güvenmiyor. Kamuoyu araştırmalarında güvenilirliği en düşük kurumlar arasında medya geliyor. Türkiye'de de işler, beğenseniz de beğenmeseniz de böyle yürüyor. Bazı vatandaşlarımızın hassasiyetlerini kullanarak, laikliği çıkar kavganıza maske yaparak, bizden hiçbir haksız menfaat elde edemezsiniz, edemeyeceksiniz.Tehdit suretiyle bizden menfaat elde edemeyeceksiniz, edemezsiniz. Bunlar, kendilerine göre alıştıkları köşeye sıkıştırma metotlarıdır. Ama bundan bizden bir şey alamayacaksınız, boşuna uğraşmayın.

Cafe