
BAYKAL'DAN ERDOĞAN'A YANIT:
Biz sizi çarşaflı görmek istemiyoruz
Baykal, Erdoğan'ın 'Beyaz çarşaflarla yola çıktık. Bedel ödemeye hazırız' sözlerine, 'Biz sizi çarşaflı görmek istemiyoruz. Sizi Anayasa'ya, hukuka saygılı başbakan olarak görmek istiyoruz' yanıtını verdi
ANKARA Milliyet
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, türban düzenlemesi tartışmaları ekseninde, "Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık. Biz bu konuda bedel ödemeye hazırız, bu konuda rahatız" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, "Başbakan çok sinirli, telaşlı, asabı bozulmuş, 'çarşafımızı giydik' diyor. Biz sizi çarşaflı falan görmek istemiyoruz, biz sizi Anayasa'ya, hukuka, milletine saygılı bir başbakan olarak görmek istiyoruz" yanıtını verdi. Baykal, dün CHP grup toplantısında şöyle konuştu:
ASABI BOZULMUŞ: Başbakan çok sinirli çok telaşlı, hiç ağzına yakışmayacak sözlerle bu konuları tartışmaya başlıyor. Asabı bozulmuş, 'çarşafımızı giydik' diyor başbakan. Biz sizi çarşaflı falan görmek istemiyoruz, biz sizi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'na yakışır olgunluk ve vakar içinde, anlayış içinde Anayasa'ya, hukuka, milletine saygılı bir başbakan olarak görmek istiyoruz. Sizi oradan, halkın oyuyla, milletin oyuyla, demokrasi içinde, sandıkta milletimizin uzaklaştırması gerektiğine inanıyoruz. MHP'YE UYARI: İktidara bu gidişte destek olan, tehlikeli mecraya onlarla beraber çıkan bütün yol arkadaşları umarım geldiğimiz noktada bir durum değerlendirmesi yapacaktır. Kimseyi üzmek istemiyorum, ama büyük yanlışlıklar yapılmıştır. Bu tarihi yanlışlıklardan dönmek herkes için görev haline gelmiştir. DEVLETE TÜRBAN: Dini anlayışının gereği türban takanlara saygı duyuyoruz. Başımızla beraber. Ama biz bu anlayışın Anayasa'ya girmesine karşıyız. Siz giyebilirsiniz, ama devlete giydiremezsiniz. Maalesef gidilen istikamet budur. Bakın şimdi örtünün dışında evlilik, tanıklık, miras konusu gündeme gelecek. PİŞMANLAR: Anayasa değişti, ne oldu? Dalga dalga sevinç mi var? Hayır. Aksine 'durduk yerde gerginlik çıktı' duygusu hakim. Türkiye daha mı demokratik oldu? Gelinen noktada kendileri de yaptıklarına pişman bir havadalar. Hatta 'Anayasa Mahkemesi'ne götürseler de çıkacak bir kararla reddedilse, ohh biz de kurtulduk' anlayışındalar. OTHELLO ÖRNEĞİ: Türban kelime itibarıyla Türkçe değil, Fransızcadır. Sarık anlamına gelir, erkeklerin kullandığı sarık. Shakespeare'in Othello'su da bıçağı alıp karnına sokar ve 'Ben Halep'te türbanlı bir Türkü de işte böyle öldürdüm' der. Buradaki kastı, sarıklı bir Türktür. Başörtüsü yerlidir, bizimdir. Ama türban başka bir şey. 1400 yıllık İslam tarihinde türban yoktur. Peygamberin çevresinde, sahabelerin içinde türban kullanan var mıydı? Türban bir üniforma. Başbakan itiraf etti, 'siyasi simge' dedi. Öyleyse öyle, kabul et. MİLLİYET'İN HABERLERİ: Başbakanın ve çevresinin pek çok söylemine tanık olduk, bilineni bilinmeyeni var. 11 Şubat 1994'te 'İktidarımızda çarşaf moda olacak' dedi. '21. asır dine dayalı sistemlerin asrı olacaktır' dedi. 20 Kasım 1994 tarihli Milliyet'te var. Tesadüf mü bunlar? TARİHİ KIRILMA: Türkiye Cumhuriyeti'nin çok önemli bir tarihi kırılma yaşadığına hep beraber tanık oluyoruz. Tarih yaşanırken, insanlar içinden geçtikleri günün nasıl büyük önem taşıdığını çoğu kere kavramazlar. Çünkü her şey bir gün öncesine çok benziyordur, parmaklar kalkmış, inmiştir bir karar çıkmıştır. Artık anlaşıldı ki, bu konu birkaç bin kızımızın öğrenim hakkı elde etmesinin çok ötesinde bir olaydır. Birkaç bin gence üzülüyorsunuz, ama her yıl 1 milyon 200 bin genç üniversite kapısından dönüyor, bir tanesine bile üzülmüyorsunuz.