Ulusoy'un vicdan borcu
Mustafa Özkan, 26 Aralık 2007'de Türkiye Futbol Federasyonu'na başvuruyor... Ankaragücü Kulübü'yle arasındaki sözleşme gereği kendisine yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını belirterek, sözleşmenin tek taraflı feshini talep ediyor. Bu fesih ile birlikte transfer yapması için gerekli izni talep ediyor.Mustafa Özkan profesyonel futbolcu.
Hayatını top oynayarak kazanmaya karar vermiş yıllar önce.
Zevk için oynamıyor, ya da heveslerini tatmin için vakit geçirmiyor.
Oyunu iş edinmiş, bu işten ekmek kazanıyor.
Federasyon durumu inceliyor, kuşkusuz...
Yalnız, inceleme biraz zaman alıyor.
Federasyon uzmanları, ellerinin altındaki dosyaya mı ulaşamıyorlar, şu iletişim çağında Ankaragücü Spor Kulübü ile yaptıkları yazışmalara yanıt mı alamıyorlar ? Bunları bilemiyoruz.
İnceleme sürüyor, günler ve haftalar geçiyor.
Mustafa Özkan ve avukatı, TFF'ye hatırlatma yazısı yazıp durumu soruyorlar... Transfer yapıp yapamayacaklarına dair net bir bilgi verilmesini istiyorlar.
İncelenme sürüyor...
Arada tartışmalı belgeler de var. Mustafa'nın anlattığına göre, bilirkişi o belgelerde tahrifat yapıldığını belirterek futbolcunun haklı olduğunu belirtiyor.
Sonunda bir belge veriliyor Mustafa Özkan'a.... Daha doğrusu 26 Aralık 2007'deki başvurusuna yanıt veriliyor:
"... Yapılan incelemeler sonunda ücretlerinizi zamanında alamadığınız anlaşılmış olup, sözleşmenizin tek taraflı feshedilmesiyle transfer yapmanızda hiçbir sakınca olmadığı..."
Mustafa Özkan, bu yazıyı 6 Şubat Çarşamba günü saat 18.01'de faks yoluyla elde ediyor.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun - kulüplerin isteği üzerine bir hafta daha uzattığı ara transferin kapanış saatinden tam bir dakika sonra...
Mustafa'nın başvurusundan tam 42 gün sonra.
Mustafa Özkan, şimdi kulüpsüz, formasız, ortada kalmış durumda.
Almanya'da anasının evine dönmüş. Yerel bir Alman kulübünde form tutmak için idmanlara çıkıyor.
Mustafa'nın başına gelenler, futbolumuzdaki kaotik ortamın, kimleri nasıl kurban etmekte olduğuna yeni bir örnek sadece.
Appiah'ın inadına ve kaprislerine karşı hemen toplanıp acilen çözüm üreterek Fenerbahçe'ye ve tüm kulüplere yabancı transferinde 6 + 2 kapısını açan Haluk Ulusoy Federasyonu, iş futbol emekçisi Mustafa'ya gelince biraz ağır ve sağır davranıyor...
Mustafa, anasının evine dönüyor.
İşsiz, formasız ve kulüpsüz ortalarda kalıyor.
Şimdi, duruma yeniden bakalım ve hiç şaşırmayalım.
Biz değil miyiz bu federasyon için yıllar yılı " kulüplerin federasyonu " papağanlığını yapan...
Kulüp çıkarları, kulüp hakları, kulüplerin devlet kapısındaki takıntıları adına birbirimizin gırtlağına sarılan ?
Hepimizi etrafında toplayan o güzel ve masum oyunun emekçilerini yok sayan bizler değil miyiz ?
Onları sadece performanslarıyla ölçüp teknik becerilerine övgüler düzmekle, ya da kötü oynadıklarında beceriksiz ilan etmekle kendimizi, iş yaptık diye kandıran !
Türkiye Futbol Federasyonu'nun delegasyonunda en az 75 kez milli formayı giyenlerin dışında tüm futbol emekçilere kapıları kapatan da biz değil miyiz ?
Profesyonel futbolcuların kendi egolarını aşıp aşmadıkları, dünyayı ve futbolu kendi sözleşmelerinden ve kendi kariyerlerinden ibaret sayıp saymadıkları da elbet ayrı bir konudur. Ne kadar sosyalleştiklerini, ne kadar örgütlendiklerini de hiç sorgulamayacağım burada.
Ama Haluk Ulusoy'un iki yakasındadır elim, haberi ola!
Bu gecikmenin ve Mustafa'nın ekmek kapısını kapatan nedenlerin meraklısı değilim. Olanları az çok herkes anlamıştır zaten.
Şimdi veda kongresine saatler kala bir karar alıp Mustafa Özkan'a özel transfer izni vermelidir Türkiye Futbol Federasyonu...
Haluk Ulusoy , giderayak bu vicdan borcunu ödemelidir.
Futbol emekçileriyle helalleşmelidir!
NOT: Bu yazı Futbol Federasyonu tarafından dün saat 18.38 itibarıyla medyaya yollanan "Üç futbolcuya transfer yapma hakkı tanındı" açıklamasından önce yazılmıştır.
Kızlara ayıp olmuyor mu?
Beşiktaş Asbaşkanı Levent Erdoğan, duygularını kontrol edememiş yine... Kayserispor yenilgisi üzerine basına verdiği demeçte futbolcuları eleştirirken öfkesini şu sözlerle ifade ediyor :
"- Kız takımı gibi futbol oynanıyor. Çaba ve mücadele yok.. Herkes antrenman maçında oynar gibi sahaya çıkıyor. Sanki kilo vermeye gelmişler !"
Doğrusu, Levent Erdoğan'ın ayıp ettiğini düşünüyorum. Bir spor adamı ve aynı zamanda hukukçu olarak, bayanları küçük gördüğü, hatta aşağıladığı bile algılanabilir.
Oysa dünyada ve Türkiye'de kızlar, erkeklere taş çıkartırcasına çatır çatır futbol oynuyorlar...
Bu eleştiride ayrıca, futbolcuların da hiç oynamadıkları halde haksızlığa uğradıkları hissiyatına kapılma tehlikesi var ki, Erdoğan boşuna konuşmuş oluyor!
Hasan Doğan Federasyonu
Kulüpler Birliği tarafından tam bir oldu bittiye getirilerek başkan adaylığına davet edilen Hasan Doğan, yaptığı yazılı açıklamayla teklifleri kabul ettiğini bildirdi...
Açıklaması, bir seçim bildirgesinden ziyade bir taahütname anlamını taşıyor bence. Hasan Doğan tek aday çünkü... Ortada bir tercih sorunu yok, sandık rekabeti yok.
Bu manifestoyu hiç unutmayalım, takipçisi olalım.
Hasan Doğan, dediklerini yapabilme konusunda müthiş bir avantaja sahiptir ayrıca... Ulusoy'u yoran ve dağıtan iktidar-federasyon çatışması artık sonlanmaktadır. Bunu yerine iktidar erk'ini yanında ve arkasında bulan bir federasyon yoldadır. Doğan bu güçten yararlanırken doğru işler yapmalı, popülizme teslim olmamalıdır!
agokce@milliyet.com.tr

Cafe