Lincoln kavgası
Ne olursa olsun içeride gol yememiş olmak iyidir, avantajdır. Futbol da gayet umut vericiTakım topu rakip kaleye taşımakta hiçbir sıkıntı çekmiyor. Rakibi baskı altında tutuyor. Oyun olarak her şey yolunda. Tamam skor değişmemiş, ama pozisyon bulunuyor ve verilmiyor. Bu sırada seyirci 'Lincoln' diye bağırıyor kale arkasından. Kapalıdan gelen cevap 'Re re re ra ra ra'. Yapmayın! Şu takıma saygı gösterin demenin nazik yolu bu.
Çünkü, özellikle bu saha koşullarında ihtiyacın Lincoln olmadığı, hatta onun varlığının makineyi zedeleyeceğini görmesi lazım seyircinin. Ve bir kısmı da görüyor işte.
Bu makinenin en önemli parçalarından Serkan'ın sakatlığı nedeniyle takımda yerini alamayışına rağmen iş tıkır tıkır yürüyor. Bundesliga'nın en çok gol atan 2. takımına pozisyon vermeden ve bularak oynuyorlar.
Peki yürümeyen ne? İşlemeyen, olmayan tek şey özellikle Ümit Karan'ın kendi standardının altında kalan vuruşları baş neden olmak üzere topu rakip kaleye itememek.
Ümit çıkmalıydı
Ve bu apaçık ortadayken hala Lincoln'ün çağrılmasını anlamak mümkün değil. İlla birini çağıracaksanız o isim Nonda olmalı. Zaten Kalli'nin aklında olan da bu!Ümit'in orta sahasına verdiği destek üst düzeyde tamam. Galatasaray orta sahası bu kadar iyi pres yapıyorsa, bunda onun payı da büyük. Ama kaçırdığı o inanılmaz pozisyondan sonra yaşadığı düşüşte Nonda'ya yerini vermesi gereken oydu sanki. Vitesi maç maç değil dakika dakika yükselten Hakan Şükür değil. Hakan ve Nonda benzer özellikte oyuncular, ama bir arada oynayabilecek oyuncular aynı zamanda. Çıkarılması Ayhan'ın yokluğunda Lincoln'ün oyuna alınması ve baskının ortadan kalkması kadar yanlıştı.
Ama ne olursa olsun içeride gol yememiş olmak iyidir, avantajdır. Futbol da gayet umut verici.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe