|
15 Şubat 2008 / Cuma - 18:00
|
Yalçındağ: Parti bitti, şimdi muhasebe zamanı
Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yalçındağ, küresel piyasalarda yaşanan son dalgalanmanın merkezinde finans sektöründe faaliyet gösteren bazı uluslararası kuruluşların hataları bulunduğunu, söz konusu krizle derecelendirme ve denetim kuruluşlarının güvenilirliğinin de bir kez daha test edildiğini söyledi.
Yalçındağ, “Tüm bunlar 2008 yılını adeta uzunca süren bir partinin ardından herkesin evinin yolunu tuttuğu ve mevcut faaliyetlerini gözden geçirdiği bir yıl olmaya aday yapıyor" dedi.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği’nin (TSPAKB) ortaklaşa düzenlediği “Türkiye Sermaye Piyasası ve Yatırım Hizmetlerinin Geleceği" konulu konferans kapsamında düzenlenen “Aracılık Sektörü ve Reel Sektörün Finansmanı" adlı panelde konuşan Yalçındağ, küresel sermaye piyasalarında oluşan dalgalanmaların küresel sermayenin hareket hızında "yavaşlama" yaratacağına dikkat çekti. Yalçındağ, "Bu durum bir taraftan tarihsel olarak güçlü bir rekabetin yaşandığı finansal hizmetler iş kolunda rekabetin daha da artacağına, diğer taraftan da şirketler kesiminin finansman imkanları ve maliyetleri üzerinde bir baskı oluşabileceğine işaret ediyor" diye konuştu.
"FİNANSAL EYLEM PLANI OLUŞTURULMALI"
Yalçındağ, Türkiye’nin çoğunluğu genç ve çalışanlardan oluşan 70 milyonluk nüfusuna rağmen aktif sermaye piyasası yatırımcısının 1 milyonun altında seyretmesinin “düşündürücüö olduğunu söyledi. Yalçındağ, şöyle konuştu:
"AB’ye adım atmak üzere olan dünyanın 17. büyük ekonomisinde yatırımcı sayısının 5 yıl içinde 1 milyondan 30 milyona, finansal ürün çeşitliliğini gelişmiş sermaye piyasaları düzeyine ve sermaye piyasasının finansal sistemdeki payını en az yüzde 50’ye çıkaracak hem arz hem de talep yönlü kapsamlı bir finansal eylem planının bir hükümet politikası olarak hayata geçirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum."
"860 ŞİRKET NEDEN HALKA AÇILMIYOR ARAŞTIRMALIYIZ"
TSPAKB Başkanı Nevzat Öztangut da, geçtiğimiz yıl sermaye piyasasında 388 milyar YTL’si hisse senedi, 118 milyar YTL’si vadeli işlem ve 3.7 trilyon YTL’si getirili menkul kıymet olmak üzere toplam 4.2 trilyon YTL’lik işlem hacmi gerçekleştirildiğini söyledi.
Öztangut, sermaye piyasasının Türkiye’de AB’ye en uyumlu mevzuata sahip ve entegrasyona en hazır sektör olduğunu buna karşın aracılık sektörünün, arzı edilen ve hedeflenen seviyede bulunmadığını söyledi. Sermaye piyasasının asıl var olma sebebi olan reel sektörün ihtiyaçlarını sermaye piyasasının tam anlamıyla karşılayamadığını vurgulayan Öztangut, sermaye piyasasının sınırlı ve geleneksel ürünler sunduğunu dile getirdi.
Bu durumun sadece reel sektörü sunulan ürünler açısından değil, yatırımcılara sunulan ürünler açısından da böyle olduğuna dikkat çeken Öztangut, “Bugün çok karmaşık ürünlere değil geleneksel sermaye piyasası ürünlerinde dahi istenen yerde değiliz. Ülkemizin en büyük şirketlerinden oluşan İSO-1000 listesindeki şirketlerin sadece 140’ı halka açıktır. Bu tablonun tüm ilgililerce sorgulanması ve analiz edilmesi gerekmektedir. 860 şirketin neden halka açılmadıklarını araştırmalıyız ve tüm ilgililerce uygun tedbirleri almayız" dedi.
"ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ ARTIRILMALI"
Aracı kurumlarının farklı ürünlere yönelmesi ve gelir yapılarının sağlamlaştırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Öztangut, SPK’ya, faaliyet alanlarını ve ürünlerini çeşitlendirebilmek için aracı kurumların tezgahüstü türev ürünler çıkarabilmesi ve bu ürünlerin satışına aracılık edebilmesinin sağlanması ve aracı kurumlar tarafından tezgahüstü hisse senedi işlemlerinin yapılabilmesinin sağlanmasını önerisinde bulundu.
Nevzat Öztangut, sermaye piyasası üzerinde etkili olabilen bütün kurumların uygulamaları ile sermaye piyasasına olan sonuçlarına duyarlı olunması gerektiğine dikkat çekti. Öztangut, ürünler ve mükellefler arasında vergi adaletsizliğine yol açan farklı uygulamalar, sıklıkla değişen vergi oranları, kamu alacağının tahsili amacıyla işleme kapatılan bankaların iştirakleri ile ilgili olarak yatırımcı haklarının gözetilmemesi gibi uygulamaların yatırımcılara zarar verdiğini, sisteme güveni azalttığını söyledi.
"KÜRESEL KRİZ HAVACILIĞI DA ETKİLİYOR"
THY Genel Müdür Temel Kotil ise, küresel krizlerin havacılık sektörünü de etkilediğini, böyle zamanlarda uçuş taleplerinin negatif yönde hareket ettiğini söyledi. Avrupa’daki büyük havayolu şirketleri ile kıyasıya bir rekabet içinde olduklarını, bu şirketlerin rakamlarını yakından takip ettiklerini dile getiren Kotil, “Kriz zamanlarında talepler ya küçülüyor ya da yüzde 1-1.5 artıyor. Normalde bu büyümenin yüzde 4 olması gerekiyor. Ama THY 4 yıldır yüzde 20 büyüyor" dedi.
THY bünyesinde risk yönetimi ile ilgili ciddi çalışmalara imza attıklarını ifade eden Kotil, operasyonel finansmana ağırlık verdiklerini de sözlerine ekledi.
ANKA
| |

|
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun