Bizde beyaz sayfalar bitmez
Artık kanıksadık.
Her yeni dönemde bir "beyaz sayfa" açılıyor.
Ve nedense geride kalanlar hep gri ya da siyah damgası yiyor.
Siyasette, sporda, futbolda her daim aynı.
Bu söyleme son katılan Futbol Federasyonu'nun yeni Başkanı Hasan Doğan oldu.
Üstelik karartıldığı söylenen o sayfalarda birer çiziği bulunan kulüplerin ortak mutabakatıyla.
İşi zor.
Umarım başarır.
Zaten gelecekte bir başka beyaz sayfadan söz edilmesini istemiyorsa başka seçeneği yok.
Doğan'ın, Başbakan'a yakınlığı, iktidar partisiyle iyi ilişkileri ve otoritesi bu anlamda en büyük avantajı.
Haluk Ulusoy'u tüketen ve kulüplerin ona cephe almasına yol açan pek çok sorunun çözümü için bugünkü siyasi konjonktürde ideal bir isim.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın prenslerinden Tuncay Karartı'yı sürpriz bir şekilde yönetime alması bunun kanıtı.
Örnek mi?
Daha dün TBMM'de, kulüplerin maç hasılatlarından kesilen yüzde 7'lik Genel Müdürlük payı kaldırıldı!
Karneye bakacağız
Transferde stopajın düşürülmesi, vergi ve SSK borçlarının yapılandırılması, gelirlerin artırılması gibi konular sırada.Bu arada geçen dönem bıçak gibi kesilen sponsor gelirlerinin yükseleceği de kesin.
Devlete bağlı kuruluşlar ve bankalar yakında para musluklarını açar.
Rafta bekleyen kulüpler yasası kısa sürede işlerlik kazanır.
Araya bir de askerlik yaşıyla ilgili düzenleme girerse...
Değmeyin kulüplerin keyfine.
İşin ekonomik yanı, Doğan'ın siyasi gücüyle bağlantılı.
Federasyonun gündemindeki en önemli konu, yitirildiği iddia edilen güven ortamının yeniden ihdas edilmesi.
İlk etapta hakem müessesesine ve adalet mekanizmalarına olan inancın geri kazanılması.
Ulusal takımlarda alt yapının ayağa kalkması, yeni bir eğitim seferberliğinin başlatılması.
Bunlar ha deyince olacak mı?
Asla.
Kimse böyle bir beklenti içine girmesin.
Yeni Federasyon karnesini Haziran'da değil, 1.5 yıl sonra alacak.
Bekleyip göreceğiz.
Söz uçar yazı kalır
Levent Kızıl'ı severim.
Ancak biraz heyecanlı ve tezcanlıdır.
O an aklından geçeni söyler.
Lafının nereye gideceğini düşünmez.
Bu yüzden ara sıra sıkıntıya düşer.
Tıpkı bugünkü gibi.
Kızıl, Futbol Ekstra dergisinin Haziran 2007 sayısına verdiği röportajda şunları söylemişti;
Tek çıkış Erzik!
"1993 yılından beri futbolun içindeyim. Gelinen noktada tek çıkış vardır, o da Şenes Erzik.""Türkiye'de dört-beş tane başkanın bir an evvel futbolu bırakması gerek. İsim vermeyeceğim, onlar kendilerini bilir."
"Pansumancı değil, ameliyatçı hakemler var. Bu hakemlerin ancak 4-5 tanesine maç verilir."
"Futbol Federasyonu'nun Ankara'yı kapatması lazım. Bir kaç başkanın emrindeki çiftlik gibi."
Kızıl geçenlerde de bir ajansa konuşmuştu;
"İş Adamları Derneği seçimi mi yapacağız, yoksa federasyon mu?
Önceki gün Futbol Federasyonu'nda seçim yapıldı.
Bu sözlerin sahibi şimdi yönetimde.
Deneyimiyle etkin bir görev alması kesin.
Merak ettiğim, Kızıl'ın "tek çıkış olarak gördüğü" Erzik'in değil de, Doğan'ın yanında nasıl bir performans göstereceği?
Pansumancı hakemlere ne yapacağı?
Federasyonun Ankara merkezini kapatıp kapatmayacağı?
Futbolu bırakmasını istediği kulüp başkanlarıyla çalışıp çalışmayacağı?
Ülkenin önde gelen iş adamlarıyla hangi düzeyde mesai yapacağı?
Kızıl, "Değişerek geldiğini" savunuyorsa sözüm yok.
Düne kadar birbirine etmedik laf bırakmayan kulüp başkanlarının bugün kol kola gezdiği düzende, ona kızmayız.
Hazreti Mevlana'nın dediği gibi;
"Dün dünde kaldı cancazım, bugün yeni şeyler söylemek lazım."
Zor dostum zor!
Yeni Federasyonun başını önce MHK ağrıtacak demiştik, yanılmamışız.
Bir kısmını genel kurulun yapıldığı otelde gördük.
Bazıları ise kilometrelerce uzakta pusuya yatmış bekliyordu.
Bir sürü eski hakem Hasan Doğan'ın yanına yaklaşmak, tebrik etmek, göreve hazır olduğunu anlatmak isterken komik duruma düşüyordu.
Ve kimse "ne işleri var bu adamların burada" diye sormuyordu!
Kimler yoktu ki aralarında?
Paralı kulüp menajeri iken hakem odalarına çay servisi yapanı mı istersiniz?
Beşiktaş Kulübü kongre üyesi olup MHK başkanlığına soyunan mı?
Yoksa bir teknik adamla ortak şirket kurup hakemlere araba kiralayan mı?
Ya da hakem yöneticisi iken bir bayan hakeme taciz mesajları atan mı?
Haa, bir de yıllar önce MHK üyesi iken bir hakeme sınav sorularını vermekle suçlanan, bugün ise "MHK'yi ben yaparım" resti çekenler var içlerinde!
Sayın Doğan.
Anımsarsınız. Genel kurul öncesi "tertemiz, şaibesiz" demiştiniz.
İşte şimdi verdiğiniz sözü yerine getirme vakti.
Tertemiz ve şaibesiz bir MHK için top sizde!
O fotoğraf karesi!FOTOĞRAF: CEM ÖKSÜZ - AA
Hasan Doğan kürsüde teşekkür konuşmasını yapmış, sıra yeni yönetimi ilk kez bir arada görüntülemeye gelmişti.O ana kadar resmen açıklanmasa da, Mahmut Özgener ile Lütfi Arıboğan'ın başkanvekilleri olacağı bizzat Doğan tarafından dile getirilmişti.
Yanlış anlaşılmasın.
Öyle protokol takıntım filan yoktur.
Ancak teamüllere göre, bu tarihi anda başkan ve vekilleri yan yana olmalıydı.
Türkiye'nin 38. zengini Oğuz Çarmıklı bile o fotoğraf karesinin bir köşesine gidecek kadar mütevazı davranırken...
Diğerleri nezaketen "hiyerarşiye" özen göstermeliydi.
Ama o ne?
Günlerdir yakın çevresine Başbakan'dan vetolu olduğunu ve yönetime girme şansı bulunmadığını söyleyen Serdar Güzelaydın grubun tam göbeğinde, Doğan'ın yanı başında objektiflere poz vermiyor mu?
Aslında poz değil, mesaj verdiğini sanıyordu.
Haluk Ulusoy'un seçildiği genel kurulda yumruğunu sıkarak sevinç gösterisinde bulunan ve bu görüntüsü Başbakan'ın da gözünden kaçmayan Güzelaydın, ağabeylerinin ricası sonucu bir kez daha federasyon yönetimine girmenin zaferini yaşıyordu.
Çok cesurdu!
Bir süre önce ulusal bir televizyon kanalında futbola siyasetin müdahalesinden şikayet eden gazetecinin niçin ekrana çıkarıldığını sorgulayacak, o kanalın spor müdüründen "hükümet muhaliflerine bir daha söz verilmemesini" talep edecek kadar fütursuzdu!
Eeee.
Bu cüretinin elbette bir karşılığı olacaktı.
İlki, o fotoğraf karesiydi.
Sonrası mı?
Sonrası, Doğan'ın inisiyatifinde...
cersen@milliyet.com.tr

Cafe