
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Günaydın Türkiye!
Gazetelerde dün "Şaka gibi" dedirten türden iki haber vardı: Özdemir Sabancı cinayetinden 12 yıl sonra DHKP-C'li Fehriye Erdal'ın kaçışına göz yuman Belçika adaletinden bir heyet İstanbul'a gelerek "ikiz kuleler"de inceleme yapmışlar.
Dosyayı yıllarca kovalayan Bakan Cemil Çiçek, "Günaydın Belçika!" diye tepki göstermiş.
12 yıl sonra peşine düşülen bir dava da Danıştay kararıyla Mehmet Ağar'a yargı yolunu açan "Susurluk çetesi" kapsamında Yargıtay'da görülmeye başlanacak.
Polis, mafya ve milletvekilini "suikast silahları"yla aynı otoda buluşturan kazada Abdullah Çatlı ölmüş, DYP'li Sedat Bucak ağır yaralanmıştı. "Derin devlet" ilişkilerini ortaya döken ve 1990'larda işlenen "faili meçhul cinayetler"le ilgili pek çok bilginin kamuoyuna yansımasına yol açan kazadan sonra Türkiye, "sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" eylemleriyle ayağa kalkmış ve dokunulmazlıkların kaldırılarak "Gladio" türü örgütlenmenin açığa çıkarılması istenmişti.
DGM'de davalar açıldı, TBMM'de soruşturma komisyonları kuruldu ancak birkaç polis şefi dışında hesap sorulamadı.
Kazaya yol açan Susurluk kamyonu bile hurdaya çıktıktan sonra Mehmet Ağar, Emniyet Genel Müdürlüğü sırasında "suç örgütü" kurmaktan suçlanıyor.
Danıştay 1. Dairesi'nin kararında şöyle deniliyor:
"Türkiye'de katliam sanığı olarak gıyabi tutuklama kararıyla, yurtdışında uyuşturucu kaçakçılığı ve cezaevi firarisi olarak internet bülteniyle aranan bir silahlı eylemci olan Abdullah Çatlı ile bu kişileri yakalamak veya bulunduğu yeri derhal güvenlik birimlerine bildirmekle görevli, yükümlü olan üst düzey bir emniyet mensubunun (Hüseyin Kocadağ) ve bir milletvekilinin (Sedat Bucak) bir arada bulunmamaları gerekirken, aynı ortamda bulunmaları ve bu birlikteliğin Abdullah Çatlı'nın gerçek kimliği bilinerek, uzun yıllar yakın ilişkiler içerisinde sürdürülmüş olması, özel kasıtla bir araya gelindiğini ve teşekkül oluşturulduğunu göstermiştir."
Ağar, Çatlı'ya ve uyuşturucu trafiğinde adı geçen Yaşar Öz'e silah taşıma ruhsatı ve pasaport vererek "görevini kötüye kullanmaktan" yargılanacak.
Susurluk'a zamanında "dokunulabilse", Şemdinli ve Danıştay saldırıları, Hrant Dink suikastı gibi olayları göze almak kolay olmazdı. TBMM'nin 1996'da komisyona bile çağıramadığı Jandarma General Veli Küçük, "Ergenekon" davası kapsamında cezaevine yeni girdi.
Ağar, 12 yıl sonra mahkemeye çıkacak.
Cemil Çiçek, "Günaydın Belçika" demiş. Biz de "Günaydın Türkiye!" diyoruz.
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe