Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Şubat 2008 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yarışlarda son viraj hep önemlidir

Satır Arası / Deniz Sipahi

Bana göre EXPO için yapılan ikinci sempozyum oldukça başarılı geçti. Almanya Eski Başbakanı Shröder’in konuşmasının çok etkili olduğunu söylemeliyim. BIE Başkanı Jean Pierre La Fon her seferinde İzmir’i, Türkiye’yi iyi seçilmiş kent ve ülke tanımladı.
Genel Sekreter Vicente G.Loscertales, sağlık temasının EXPO’nun amaçlarına uygun hale getirildiğini, İnciraltı’nın doğru bir seçim olduğunu ve proje detaylarının içinin doldurulduğunu konuşmalarında hatırlattı.
BIE üyeleri EXPO tarihinin en yüksek katılımını İzmir’e gerçekleştirdi.
İlk sempozyumun aksine ikincisinde hem delege bazlı hem de görevli anlamında 200’ü aşan bir grup kenti tanımaya, incelemeye geldi. Sona yaklaşıldıkça yürütme kurulu da başlangıçtaki tutukluğunu üzerinden attı ve doğru adımlar atmaya başladı.
Sempozyumda çok doğru konuşmacılar seçildi ve sağlık teması çok yönlü anlatılmaya çalışıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Alsancak Garı’nda verdiği yemek oldukça görkemliydi.
Tarihi gar çok şık dekore edilmişti. BIE üyelerinin etkilendiğini hepimiz fark ettik.
Kenti yönetenlerin de büyük ve ortak bir proje gündeme geldiğinde nasıl bir araya gelebileceklerini çok güzel kanıtladı.
Dernekleriyle, meslek odalarıyla, odalarıyla eksiksiz bir katılım vardı.
Bütün bunlar İzmir adına sevindirici gelişmeler.
Genel Sekreter Vicente G. Loscertales kapanış konuşmasında güzel bir cümle kullandı.
''EXPO düşünmeyi cesaret eder...''
Galiba buna çok ihtiyacımız vardı.
Cesarete...
Ve büyük düşünmeye...
EXPO’lar yaşam kalitesini artırmayı, sürdürülebilir bir kalkınmayı amaçlıyor.
Loscarteles bir Arap sözüyle vurgu yapmayı tercih etti.
''Sağlıklı olan ümitlidir. Ümitli olan her şeye sahiptir...''
Bu bir ipucu mudur; yaşayıp göreceğiz. Ama bir hatırlatma yapmadan edemeyeceğim. Uluslararası bütün yarışlarda son virajlar çok önemlidir.
Kalan bir buçuk ayı, ikinci sempozyumun getirdiği olumlu havayla boş geçirmemeliyiz. Lobicilikte son dakika ataklarını unutmamalıyız. Aslında Türkler yumurta kapıya dayandığında bazı şeyleri yapmaya alışıktır ama İtalyanların da kendilerini anlatma konusunda ne kadar başarılı olduklarını da unutmamak gerekir. Kalan sürede çok daha fazla çalışmalıyız. Ziyaretlerimizi sıklaştırmalıyız, diplomasiyi kullanmalı ve işi şansa bırakmamalıyız.

Takıyenin sonu

Nüfus kağıdı eskimeye başladı herhalde; nefes yetse de, diz ağrıları eskisi gibi koşmama izin vermiyor, ancak uzun yürüyüşler yapabiliyorum artık. Sıklıkla spor salonunda ve sevdiğim müzikleri dinleyerek yapıyorum yürüyüşlerimi. Hava koşulları ve zamanım uygun olduğunda ise dijital fotoğraf makineme tele ve makro özellikleri olan bir objektif takıp, çoğunlukla Bostanlı’da deniz kıyısında yürüyüş yapıyor, bu arada çiçekleri, böcekleri, kuşları ve balıkçıları fotoğraflıyorum. Belki bir gün Atatürkçü Düşünce Derneği yararına küçük bir sergi açabilirim. Fotoğraf çektiğim günlerden birinde Atakent’le Mavişehir arasında belediyenin oluşturduğu parktaki çiçekleri fotoğraflarken bir vızıltı duydum; o yöne baktığımda kavuniçi renkli bir çiçeğin kıpırdadığını fark ettim. Dikkatle baktım, ancak vızıltı ve kıpırtının nedenini anlayamadım. Makro objektifle birkaç poz çektikten sonra eve döndüm ve çektiğim fotoğrafları bilgisayarıma yükledikten sonra merakla fotoğrafları incelemeye başladım. Fotoğraflarda çiçekle aynı renkte örümcek bacağını andıran bacaklar ve bir böcek kafası görünüyordu, ama neler olduğunu yine anlayamamıştım.
* * *
Olayın üzerinden birkaç gün geçmişti ki çalıştığım tıp fakültesinin koridorunda rastlantı eseri bitkiler ve böcekler konularında deneyimli olmasının yanında iyi bir fotoğrafçı olan bir dostuma rastladım. Olayı anlatıp, fotoğrafı gösterdiğimde anında tanıyı kondu:
''Kendini arıya benzeterek düşmanlarından korunmayı amaçlayan bir sinek, kendini çiçeğe benzeterek tuzak kuran bir örümceğin bacakları arasındaydı. Duyduğum vızıltı ise sineğin umutsuz son çırpınışlarıydı.''
Fotoğrafa ne ad vereyim diye düşünürken Dil Derneği sözlüğüne başvurdum. ''Takıye'' nin üç anlamından biri şöyleydi: ''Olduğundan farklı görünme''.
Fotoğrafın adı ortaya çıkmıştı: ''Takıyenin sonu...''
Kendini arı gibi gösteren sineklerle savaşmanın yolu örümcek gibi davranmak mı yoksa?

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Yarışlarda son viraj hep önemlidir
Enerji ve madenler konusunda pes etmek yok!





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi
Erol Yaraş

   
© 2006 Milliyet