Nazar boncuğuna nazar değdi
yural@milliyet.com.tr
Bu yaz ilk kez Girit ve Rodos adalarına gittim. Sanki çok eskiden gittiğim bir yere yeniden gelmiş gibi hissettim kendimi. Ege'nin iki yakası birbirine çok benziyordu. Tarihi dokusu, yemek adları ve insan davranışlarıyla... Hediyelik eşyalar satan yerlerin bizim yakadakilerden pek farkı yoktu. Yüzükler, biblolar, Kütahya tabakları, nazar boncukları, Helen vazoları, hatta tespihler... Ne var ki, bizimkiler 33, onlarınkiler 15 taşlı ve ipleri uzundu. Nazar boncukları her yeri sarmıştı. Anahtarlığı, kolyesi, küpesi, kemeri ve çeşitli boyutlardaki evlere, işyerlerine asılan duvarlıklarıyla.
* * *
Önce bunun, geçmişte birlikte yaşamanın getirdiği bir kültür alışverişinden kaynaklandığını düşündüm. Daha sonra boncukları elime aldığımda, gerçeği kavramakta gecikmedim. Çünkü bunlar cam değil, plastikti. Türkiye'den getirilmemişti. Üstelik de o özgün renginin dışında, pek çok farklı renk ve şekillerde üretilmişti. Oysa binlerce yıllık yaşamı boyunca en küçük bir değişime uğramamış olan nazar boncuğumuz, Çin mallarının ülkemize girişiyle birlikte özelliğini kaybetmiş, dünya pazarlarında yer bulmakla kalmamış, bizde de kendine yer edinmişti.
* * *
Geçmiş yıllarda nazar boncuğu halkımız arasında öylesine yaygındı ki, bırakın evlere, kapılara, çocuk omuzlarına asılan boncukları; saraçların, atların koşumlarından alınlıklarına, gözlüklerine, ineklerin boyun tasmalarına, koyunların çıngıraklarına kadar pek çok eşyayı üretirken nazar boncuğu koymadıkları yer olmazdı. Hatta develerin semerleri ve heybeler onlarla süslenirdi. Böylesine güzel bir inancın simgesiydi nazar boncukları. Harlı ateşin karşısında merdan ve asebe denilen demir çubuklarla üretilir, ustadan ustaya bilinmez farklılıklar ve gizli sırlar içerirdi. Nazar boncuğu saygınlığı olan bir süstü.
* * *
Her şeyi hızla üretmek ve tüketmek üzerine programlanmış günümüz insanı, ülkemizdeki bir geleneği, bir kültürü yalnızca yok etmekle kalmamış, bununla geçinen pek çok cam ocağının kapanmasına da neden olmuştur. Bugün Görece ve Kurudere köylerinde, ucuza üretilen plastik nazar boncukları yüzünden, bin yıllık cam sanatımız yok olmakla karşı karşıya kalmıştır. Kapanan cam ocakları ve unutulmaya yüz tutan cam ustalığı yeni kuşaklara artık aktarılamayacaktır.
* * *
Kurudere köyü, nazar boncuğunu nazardan koruyabilmek için adını Nazarköy yapmış. Bugün köylerindeki birkaç ocakla, gerçek nazar boncuğunu üretmeyi inatla sürdürüyorlar. Bize düşen de, camdan yapılmamış hiçbir nazar boncuğunu satın almamak olmalı. Çünkü plastik nazar boncukları bir kültürü nazardan koruyamaz.

Cafe