
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Türbanda en başa mı dönülecek?
Başbakan Erdoğan, YÖK Yasası'nın ek 17'nci maddesinde düzenleme yapmak için CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne yapacağı itirazı bekleyeceklerini söylemiş. Hayret ki hayret.
Diyelim ki Anayasa Mahkemesi, yapılan anayasa değişikliklerini, Anayasa'nın ruhuna aykırı buldu. Tabii önce Çankaya'nın onayının gerektiğini de unutmamak gerekir.
Peki o zaman ne olacak?
En başa mı dönülecek?
Madem dönülecekti, bu biliniyordu, o halde neden onca gerginlik yaşandı? Bu konuda senaryo çok. Seçim yatırımı diyenler de var, beceriksizlik diyenler de. Ama en çarpıcı olanı, farklı gelişmeleri perdelemek. Bunların en başında da ekonomik gidişat geliyor.
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında, bu soruları tek tek önce kendi kendine sordu. Sonra da cevaplarını verdi. Ama, pek inandırıcı olmadı ki hâlâ konuşulmaya devam ediyor. Hem de hararetle ve artan bir şekilde.
Olayın siyasi boyutları bir yana, anneleri, babaları, gençleri asıl üzen, tüm bu "oyunların" öğrenciler üzerinden oynanması. Katsayılar ve türban yüzünden yüz binlerce öğrenci, yıllardır umut peşinde. Bugün, yarın denilerek 5 yılları çalındı. O yetmiyormuş gibi hâlâ "umut tacirliği" yapılıyor olmasını gerçekten anlamak mümkün geliyor.
Sadece AKP mi, diğer partiler de artık lütfen eğitimin ve öğrencilerin üzerinden ellerini çeksinler. Olayları kendi seyrine bıraksalardı çoktan çözülmüştü. Söylenen hep bu...
Çarşamba günkü Genç Bakış'ta iki önemli hukukçu konuğumuz vardı. Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Genç. Yaşananları çok net özetlediler:
"Yapılan anayasal değişiklikler hiçbir yenilik ve farklılık getirmedi."
Evet, şimdi tekrar soruyoruz?
Türkiye aylardır neden işini gücünü bıraktı, bu konuya kilitlendi?
Kar yağdı, böyle oldu
Yarın okullar tatil olacak mı, olmayacak mı? Tartışması günler öncesinden başladı. Neden? Çünkü kar yağdı.
Önceki yıllarda öylesine anlamsız kar tatilleri verildi ki, öğrenciler için kar=tatil anlamına geliyor artık.
Oysa biraz direnç ve mücadele ruhu kazanmaları gerekmiyor mu?
Doğuda ya da farklı ülkelerde bir metre kar yağdığında hayat devam ediyor. Ama İstanbul ya da Ankara'da 3-5 santimlik kar tatil gerekçesi olabiliyor. Çünkü arkasında popülizm var. Sorun yağan karda mı, tatilci zihniyette mi yoksa belediye hizmetlerinin yetersizliğinde mi? Bugün biraz da bunu sorgulamakta yarar var!..
120'yi izlediniz mi?
Geçen hafta vizyona giren 120 filmi de zor kış koşullarını ve öğrencileri konu alıyor. Karda, kışta, tipide, cepheye cephane götürmek zorunda kalan 120 lise öğrencisinin mücadelesi anlatılıyor.
13-17 yaşındaki öğrencilerden önemli bir bölümü, cephede zor durumda kalan askerlere mermi götürürken ve dönerken yolda yaşamlarını yitiriyor. Şehit oluyor. Ama hiçbirinin aklına, bugün yağan karın on katından daha fazlasına, hiçbir şekilde itiraz gelmiyor.
Allah o günleri bir daha yaşatmasın. Ne öğrencilerimiz böylesi zor koşullarla bir kez daha mücadele etmek zorunda kalsın ne de huzur ve barış bozulsun. Ama, bu ülkenin nasıl kurulduğunu, bugünlere nasıl gelindiğini de hiç kimse aklından çıkarmasın.
Gerçek bir olaydan uyarlanan "Karlara Yazılmış Gerçek Bir Destan" yani 120 filmi, aceleye getirilmeden çok daha ustaca işlenebilirdi. Ama sanki daha da vahimi, abartıya kaçacak şekilde iktidara şirin görünmeye çalışması. Buna hiç gerek yoktu. Hiç olmazsa sinema istismar edilmesin...
Ellerine sağlık. Umarız böylesi filmler daha çok çevrilir ve yakın tarihimizi farklı açılardan öğrenme olanağı yakalarız. Ders kitaplarının başaramadığını sinema başarabilir.
Özetin özeti: Yapacak o kadar çok iş var ki, bırakın ayları, yılları, havanda su dövülerek geçirilen günlere bile yazık!..
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe