
Kadri GÜRSEL
AKP taraftarı bir Amerikalı gazeteci
Aşağıdaki paragrafları, The New York Times'ın (NYT) İstanbul muhabiri Sabrina Tavernise'nin son üç hafta içinde türban gerilimiyle ilgili olarak yazdığı haber-yorumlardan aldım. Bir araya getirildiklerinde, bu gazetecinin zihniyetini mümkün olan en bütünlüklü haliyle yansıtan paragrafları seçtim. Amacım karakter katletmek değil, bir kafa yapısını teşhir etmek. Lütfen sabırla okuyunuz:
"... (Türban yasağını kaldırma girişimi) Daha dindar bir Türkiye'den yana olan Bay Erdoğan ile kurulduğu 1923'ten beri devleti perde gerisinden yönlendiren laik düzenin tutucu kanadı -ordu ve yargı- arasında, daha büyük bir mücadelenin zeminini hazırlıyor."
"Ordu, Bay Erdoğan'dan nefret ediyor çünkü (Erdoğan'ın) Türkiye'de yapmakta olduğu demokratik değişiklikler sahip olduğu iktidarı yavaşça elinden alıyor." (29 Ocak 2008)
Dindarlar en demokratmış
"Burada, en dindar vatandaşlar ülkenin en aktif demokratları olurken, -ordu ve yargı tarafından temsil edilen- en koyu laik tutucu kanat (old guard), darbeler ve mahkeme kararlarıyla iş gördü."
"(Atatürk'ün) kurduğu sistem, laikti ama, yoksul ve dinine bağlı Anadolu'nun (heartland) seçtiği siyasi liderlerin yoldan çıktığını düşündükçe müdahale eden, 'beyaz Türkler' olarak da bilinen kentli seçkinlerle, sınıflara bölünmüştü."
Türban, dönüştürücü
"Şimdi Türk tarihinde ilk kez, Başbakan Erdoğan'ın liderliğindeki AKP tarafından temsil edilen bu alt tabaka, eski düzene meydan okuyor ve en azından şimdilik bunu başarabiliyor.
Türkiye, geçen yüzyılın büyük kısmını, Müslüman Doğu'nun merkezi olduğu önceki altı yüzyılından kaçmak için Batı'da geçirmiş huzursuz bir mülteciyi andırıyor. Başörtüsü gibi bir şey üzerinden tutucu kanada meydan okunması, bir çok bakımdan, Türkiye'nin daha çok kendisine dönüşmesidir." (30 Ocak 2008)
Ve nihayet son cümle: "Türkiye, liberal demokrasi, İslam ve laikliği dengeleme girişimleriyle bilinmeyen denizlere doğru yol alıyor ve Batılı modeller de yolu göstermiyor." (10 Şubat 2008)
Meğer her şey ne kadar basitmiş değil mi?
İslamcı gibi yazıyor
Mesela bir İslamcı iseniz, "Ne varmış bunda, doğruları yazmış işte" diyebilirsiniz. Mesele de bu zaten: Tavernise'nin bir İslamcı gibi yazması, AKP'nin uluslararası propagandacılığını üstlenmesi... Bu propagandayı dünyaya yayan NYT'nin "saygın" bir gazete olarak tanınması da meselenin bir başka yönü.
Uzun yıllardır Türkiye'yi ayrıştıran meseleler konusunda yazan Batılı gazetecileri izlerim; Tavernise gibi taraftarlık yapanını, ve çoğu zaman bunun da ötesinde, taraftarlığını bu kadar amigoluk kertesine vardıranını görmedim.
Tavernise neden böyle?
Tavernise'nin ne yaptığı belli, ama bunu neden yaptığı sorusunun cevabı belirsiz.
Belki Irak'ta gördüğü kafa kesen İslamcılarla bizdeki "ılımlı"ları karşılaştırması, bizimkilere hayranlık duymasına yetiyordur... Belki de pek çok Batılıda olan Türk devleti antipatisi onda da vardır ve bu, T.C.'yi halkına yabancılaşmış bir nevi Şah rejimi, AKP'yi de böyle bir rejimi bu kez demokratik yoldan yıkan inkılapçı bir güçmüş gibi algılamasına neden oluyordur...
"Ilımlı İslam" tezinin savunulması, kendisi ve gazetesi için öncelikler arasında mıdır? Bilmiyorum.
AKP propagandasını nasıl yaptığı ise meydanda...
Laikliği nasıl harcıyor?
Tavernise'nin yansıttığı Türkiye kontrastında, yaşam tarzları ve laiklik için kaygılanan ama aynı zamanda da AB üyeliğini ve demokrasiyi savunan kentli orta sınıflar, profesyoneller, iş alemi, Aleviler yok. Ona göre kavga dindar halk yığınları ile değişime direnen "tutucu laik kanat", yani asker ve yargı arasında. O zaman laikliğe "tu kaka" demek daha kolay oluyor tabii.
AKP hükümeti, AB'den müzakere tarihi aldığı Aralık 2004'ten bu yana hangi demokratik dönüşümü gerçekleştirmiş? Kürt sorununda hangi adımları atmış? Tavernise'nin İslamcıları hangi kritere göre "aktif demokrat" ilan ettiğini anlamak zor; ama İslamcılığın kitle tabanının yaratılmasında 12 Eylül cuntasının aldığı kararların ne kadar etkili olduğunu, yani darbelerle görülen işlerin kime hizmet ettiğini biliyoruz.
Tavernise türbanı kente, kırdan hücum eden milyonların getirdiğini sanıyor. Kendisine bu ezberden vazgeçmesini ve en azından Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı'nın 11 Şubat tarihli Milliyet'te arkadaşımız Devrim Sevimay'a söylediklerini çevirtip okumasını salık veriyorum.
Tavernise'nin, Türkiye'nin türban üzerinden İslami Doğu'ya geri dönüyor olduğu tespitine katılıyorum. Farkımız, demokrasimizin bekası adına tehlikeli bulduğum bu yönelimi onun olumlaması. Batılı ya, en azından takiye yapmıyor!
kgursel@milliyet.com.tr

Cafe