
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Şu idam lafını artık unutsak
SİYASETÇİLER hiç olmazsa ''idam'' lafı üzerinde anlaşsalar, ağızlarına bu kelimeyi almayacaklarına söz verseler.
Nedense ''idam'' lafına pek meraklıdırlar, her fırsatta idama meydan okur, şecaat arz ederler. Mesela Özal, bir kere kalkmış Osmanlı sadrazamlarını kastederek, ''Bizim biri bayramlık, biri idamlık iki gömleğimiz vardır'' demişti.
Bir başkası, marifetmiş gibi konuşmasını ''ipli ve cipli'' kafiyelerle doldurmuştu.
Deniz Baykal'ın da geçen gün idamdan söz etmesi Başbakan Erdoğan'ı coşturdu, ''Biz, beyaz çarşaflılarla yola çıktık, her şeyin bir bedeli vardır'' diye idama meydan okudu.
* * *
BİZ, Deniz Baykal'ın, siyasi rakiplerini ''idamla tehdit edecek kadar'' bir hata yapacağını hiç düşünmedik, içimizden ''açık konuşmadığı için başı derde girmiştir'' dedik...
Dediğimiz çıktı, Deniz Baykal meğer meşru hükümete isyan eden Talat Aydemir'i kastetmişti.
Deniz Baykal, meramını Fikret Bila'ya anlatıncaya kadar küçük çapta bir kıyamet koptu. Başbakan idama meydan okurken eski Meclis Başkanı Bülent Arınç da gözyaşlarını tutamıyordu. Sanki o da ipten kurtulmuş, oraya gelmişti...
Fırsat bu fırsat!
* * *
NEDENSE akıllarına ''555 K'' gelmedi, ''27 Mayıs''tan önceki öğrenci hareketinin parolası buydu: ''555 K'' yani ''Beşinci ayın beşinci günü saat beşte, Kızılay'da...'' Deniz Baykal, bu gösterinin düzenleyicisi olarak itham edilir. O gösterinin sonunda ''27 Mayıs'' darbesi olmuş, Başbakan Menderes idam edilmiştir; o halde Deniz Baykal suçludur.
* * *
DENİZ Baykal'ın siyasetini beğenmeyebilirsiniz, başarısız bulabilirsiniz, ''kifayetsiz muhteris'' de diyebilirsiniz, hatta her şeyi ona bağlayıp ''Deniz Baykal bir gitse de!'' diye yan gelip yatabilirsiniz.
Ama, Deniz Baykal'ı 2008 yılında ''idam müşevviki'' diye suçlamak insafsızlıktır.
Deniz Baykal'ın mücadeleci olduğu açıktır, mücadelesi partisini iktidara getirmese bile vazgeçmez, düşüncelerini şartlar ne olursa olsun söyler ve direnir. Bu bir ''marifet'' midir, ''meziyet'' midir tartışılır.
* * *
BİLİRSİNİZ, ''12 Eylül'' askeri yönetimi Adalet Partili ve CHP'li ileri gelen siyasetçileri ''Zincirbozan''a gönderdi. Süleyman Demirel ve Deniz Baykal da Zincirbozan'daydı. Haklarında bir mahkeme kararı yoktu, iktidardaki güç öyle istemişti.
* * *
BİRKAÇ ay sonra ''tahliye'' kararı geldi. Zincirbozan'ın kumandanı olan amiral herkese bir kâğıt imzalatıyordu. Hasta olan Sırrı Atalay ile Deniz Baykal kâğıdı imzalamadı, amiralle tartışma başladı.
Deniz Baykal, ''Böyle bir yazıyı imzalamaya mecbur değilim!'' diyor, amiral ise kızıyordu:
''Ben Türk ordusunun bir amiraliyim, bunu imzalamaya mecbursunuz!''
Amiral elini masaya vurunca, Deniz Baykal da elini masaya vuruyordu:
''Sizin de karşınızda, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı var, imzalamıyorum.''
* * *
ÇAĞLAYANGİL anlatır, imzalatılmak istenen, hemen herkesin imzaladığı yazıda, ''İleride Zincirbozan günlerinin hiçbir şekilde eleştirilemeyeceği, tartışılmayacağı'' yazılıydı. (Bilgi Yayınevi)
Deniz Baykal'ın da itirazı buna der:
''Ben ileride, bu tasarrufu eleştireceğim. İleride eleştireceğim bir olayı, eleştirmeyeceğim diye niçin imza edeyim.''
Amiral ise Zincirbozan'da herkese iyi davrandıklarını söylüyor ve ısrar ediyordu. Araya Çağlayangil girdi, amirale şöyle dedi:
''Sizin burada bize göstereceğiniz tavra herhangi bir diyeceğimiz yok... Ama bizi buraya siz getirmediniz, siz bir görevli olarak saygılı davrandınız. Ama, buraya geliş biçimimizin nedenini eleştirme hakkımız hep olacaktır''
Amiral düşünür ve herkesin imzaladığı kâğıdı alıp yırtar.
Çağlayangil anılarında bu olayı tatlı tatlı anlatır.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe