Türkiye, Karabağ'da tarafsız olsun
Ermenistan'a, Azerbaycan topraklarını işgaline yanıt olarak uygulanan ve Türkiye'nin de katıldığı ambargo büyük zarar vermiş durumda. Kafkaslar'da istikrar için öncelikle Karabağ sorununun çözümü gerekiyor Ancak Azerbaycan ve Ermenistan'ın Karabağ konusundaki katı tutumu çözümü güçleştiriyor. Türkiye ise bu itilafta taraf olmuş durumda. Erivan'ın en önemli isteği ise Karabağ konusunda Türkiye'nin tarafsız kalması
Ermenistan liderini arıyor 5 / Semih İdiz
Karabağ sorunu, benzeri sorunlar gibi, ortaya boşlukta çıkmadı. İhtilafın kökenleri Stalin'in demografiyi "böl-yönet" aracı olarak kullanma siyasetine dayanıyor. İlgilenenler konuya her açıdan bakan çok sayıdaki kaynaktan yararlanabilirler.
Arada yaşanan ve Azeri tarafında bir milyonun üzerinde mülteciye neden olan kanlı savaş ise tarafları onulmaz bir düşmanlık içine kilitlemiş. Bu arada, Karabağ toprakları dışındaki Azeri topraklarının üçte birinin Ermeni işgali altına olması açmazı iyice derinleştirmiş.
Azerbaycan'ın misillemesi, Ermenistan'a mutlak bir ambargo uygulamak ama çok daha önemlisi, Türkiye'nin de ambargo uygulamasını sağlamak şeklinde olmuş. Ermenistan'ın bu ambargolardan büyük zarar gördüğü kesin.
Sorun bununla kalmamış, Erivan'ın Ankara ve Baku tarafından bölgedeki stratejik enerji ve ulaşım hatlarından da dışlanması, ülkenin yansızlığını derinleştirmiş. Birçok Ermeni bu nedenle ülkenin geleceğine umutla bakamıyor.
Fakat, Ermenistan'ın da dahil olduğu istikrarlı ve gelişen Kafkasya'nın ortaya çıkması için önce Karabağ düğümün çözülmesi gerekecek. Ancak bunun nasıl olacağı belli değil. Minsk Grubu çerçevesinde süren sözde müzakerelerden ise şu ana kadar elle tutulur bir sonuç alınabilmiş değil.
Azeriler hâlâ, Karabağ dahil, tüm topraklarını "azat etme" emeliyle yaşarken, Ermeniler de "kutsal topraklar" mertebesine yükselttikleri Karabağ'ı teslim etmemeye yemin etmiş durumdalar. Ermenistan ile Karabağ arasındaki kara ulaşımını sağlayan bölge dışındaki Azeri topraklarını ise müzakere kozu olarak tutuyorlar.
'Pantürkizm' korkusu
Bu arada Erivan'ın resmen tanımadığı "Karabağ Cumhuriyeti"nin Ermenistan'dan bağımsız ve farklı bir ülke olduğu savı da bir mitten ibaret. Nitekim bugün Ermenistan'ı, başta Cumhurbaşkanı Koçaryan olmak üzere, "Karabağ grubu" yönetiyor.AGİT çerçevesinde soruna çözüm bulmak için kurulan Minsk Grubu'nun bir üyesi olsa da Türkiye'nin şu anda bu sorunun çözümüne katkıda bulunma potansiyeli pek yok. Zira Erivan ile diplomatik ilişki kurmayı reddederken bu konuya da atıfta bulunması, ayrıca 1993'ten bu yana Ermeni sınırını kapalı tutması Ankara'yı "ihtilafa taraf" yapmış.
Salı günü yapılacak seçimlerin cumhurbaşkanı adaylarından Vazgen Manukyan'a göre, Ankara'nın Karabağ sorununda izlediği politika, "bölgesel güvensizlik" yaratarak eski korkuların hortlamasına da neden olmuş. Bunların başında da "Pantürkizm" korkusu geliyormuş.
Erivan'da görüştüğümüz Manukyan, "Pantürkizm"in günümüzde bir "masal"dan ibaret olduğunu söyledi. "Bugün Türkiye'de hiçbir hükümet bunu düşünemez" diye ekleyerek şöyle devam etti:
"Fakat Türkiye'nin Karabağ konusundaki tutumu bu şüpheleri yine de körüklüyor. Bu amaç gizlice güdülüyor diye düşünülüyor. Türkiye'de Pantürkist projeleri unutmuş olabilirsiniz, ama bizde hâlâ hatırlanıyor."
Bu arada, Bakü-Ceyhan Boru hattının hayata geçmesi ve bu bölgede Ermenistan'ı dışlayan yeni enerji ve ulaşım hattı projelerinin olgunlaşmaya başlaması, Ankara-Bakü ilişkisini daha da yakınlaştırarak, bu tür korkuları iyice körüklemiş.
Hatta bu gelişmeleri, "Türklerin Ermenileri uzun vadede yok etme stratejisinin devamı" olarak görenler bile var. Bu nedenle Erivan'da, Türkiye'nin Karabağ sorununun çözümü ile ilgili tarafsız bir girişimde bulunabileceğine dair fazla inanç yok.
Ermenistan'ın açmazı
Ancak Erivan'ın bu konuda ciddi bir açmazı var. Zira "Karabağ Cumhuriyeti" hiç bir ülke veya uluslararası kuruluş tarafından tanınmıyor. Avrupa Konseyi ile AB de Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü teyit ederek, oradaki Ermenilerin haklarını teslim etseler de Karabağ'ın Azerbaycan'a ait olduğunu söylüyorlar. Ermenilerin işgal ettikleri toprakları terk etmelerini istiyorlar.Bu arada Uluslararası camia, Karabağ Ermenilerinin yaptıkları seçimleri de tanımış değil. Özetle, bugün "Karabağ Cumhuriyeti"nin izolasyonu yanında KKTC'nin izolasyonu hiç sayılır.
Ermenistan'ın açmazını derinleştiren en önemli husus ise Karabağ konusunda verilecek herhangi bir siyasi tavizin ülkedeki Karabağ kökenli egemen siyasi erk tarafından "ihanet" olarak görülmesidir.
Nitekim, cumhurbaşkanı adaylarından Levon Ter Petrosyan'ın bu konudaki pragmatik söylemi düşmanları tarafından aleyhinde kullanılıyor. Ermenistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonraki ilk cumhurbaşkanı olan Petrosyan, bu nedenle ağır suçlamalara maruz kalıyor.
Diyaspora da zorlaştırıyor
Öte yandan, bölgesel gerçekler hakkında çok fazla bilgisi olmayan Batı'daki Ermeni diyasporasının, "Hay Dat"ın (yani Ermeni davasının) temel taşlarından biri haline getirdiği Karabağ konusundaki katı tutumu da soruna çözüm arayışlarını kolaylaştırmıyor.Erivan'da bu katı tutumun nedenlerini sorduğumuzda, bazı muhataplarımız "Ermeniler tarihte düşmanlarına karşı o kadar az zafer kazandılar ki, bundan dolayı Karabağ'dan kolay vazgeçemiyorlar" diye konuştular.
Ancak Karabağ'da çözümsüzlükten en çok zarar gören tarafın gene de Ermenistan olduğu inkar edilemez. Zengin petrol ve gaz kaynakları nedeniyle birçok Batılı ülkenin gözdesi haline gelmiş olan Azerbaycan, var olan tüm sıkıntılarına rağmen ekonomik açıdan gözle görülür bir şekilde gelişirken, Ermenistan, son yıllarda yakaladığı nispi büyümeye rağmen, ekonomik sıkıntı içinde yaşayan bir ülke konumundadır.
Dink cinayeti 'büyük darbe' olduErmenistan'da geçirdiğimiz bir hafta zarfında konuştuğumuz resmi ve resmi olmayan kişilerin görüşlerini beş gün boyunca aktardık. Bazı söylenenler ileriye doğru küçük de olsa bir umut ışığı yaksa bile, genel siyasi ortamın Türkiye ile Ermenistan arasında resmi ilişkilerin kurulması açısından çok da verimli olmadığını itiraf etmeliyiz. Bunun Ermeni tarafındaki sorunlar kadar, Türkiye'deki sorunlardan da kaynaklandığı aşikar. Bu arada Ermeni diyasporasının girişimleri ve Karabağ ihtilafı da açmazı derinleştirmiş bulunuyor.
'Erivan'ı soranlar arttı'
Öte yandan, Hrant Dink'in öldürülmesi ve ardından gelen rahip cinayetleri ve misyoner katliamları iki millet arasındaki kuşku duvarının harcını daha da sağlamlaştırmış. Dink'in kardeşine ait Konstantinopolis kitap ve kırtasiye evinin yöneticisi ve aynı zamanda Agos gazetesinin Erivan temsilcisi olan Tiran Lokmazgözyan da buna işaret etti.Aslen İstanbullu olan ancak son 20 yıldır Ermenistan'da yaşayan Lokmagözyan'a göre Ermeni toplumu bu süre zarfında "artık her şey düzeldi" düşüncesiyle fazla rahatlamış.
"Hrant'ın öldürülmesi bu açıdan büyük darbe oldu" diyen Lokmagözyan şunları söyledi:
"Meğer bir şey değişmemiş, diye düşünüldü. Bu yüzden Türkiye'den gitmeyi düşünen çok kişi var. 'Erivan nasıl, orada yaşanabilir mi?' diye soranlar artıyor. Hrant'ın münferit bir vakıa olmadığını düşünüyorlar."
Lokmagözyan Ermenilerin, geriye doğru baktıklarında, hep bu tür kanlı olayları gördüklerini de belirterek şöyle devam etti:
"Sakin bir dönemden geçiliyor ve olaylar sonra yeniden parlıyor. Patlak veren olayların ise her zaman planlı olduğu görülüyor. Varlık Vergisi, 5-6 Eylül olayları, Alevilere karşı saldırılar. Hepsinin altından örgütlü bir olay çıkıyor. Bu da saldırılar açısından bir devamlılık arz ediyor."
Trabzon'da geçen yıl sahnelenen Hagop Baronyan'ın "Bağdasar Kardeş" adlı eserini Türkçeye çeviren Lokmagözyan, "Türkiye'nin değişmekte olduğu" tezini de desteklediğini söyledi.
Fakat, Türkiye'deki tartışmaları yakından izlediğini ortaya koyarcasına, "Türkiye'de bir derin devlet var ve bütün kilit kurumları ele geçirmiş durumda. Bu değişim süreci de derin devletin planıdır" diye konuştu.
Cesur adımlar bekleniyor
Tüm dünyanın yakından izlediği bu cinayet ve dava, Dink için 10 binlerce Türk sokağa dökülmüş olsa bile, şimdiden, Türk-Ermeni ayrışmasını daha da derinleştiren bir engel olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Zira bu dava Ermenilerde, "Ermeniler söz konusu olduğunda Türklerden adalet beklememek gerektiğine" dair inancı pekiştirmiş.Bu ortamda, özellikle de bu "asimetrik ilişki"de güçlü taraf olan Türkiye'den siyasi liderlik yansıtan cesur adımlar gelmedikçe, Ermeni tarafının da Karabağ konusunda bölgesel gerçeklerle uyumlu adımlar atılmadıkça düğümün güçlü bir dış müdahale olmadan çözülmesi kolay görülmüyor.
Oskanyan: Azerbaycan'la birbirimize güvenmiyoruzErivan'da Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan ile yaptığımız görüşmede Karabağ'ı da konuştuk. Oskanya'na yönelttiğimiz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:
Kosova için bağımsızlık yolda. Sizce bu Karabağ sorununu nasıl etkiler? Türkiye'nin bu sorunun çözümü açısından yapabilecekleri var mı?
Ermenistan ve Azerbaycan olarak üstesinden gelemediğimiz bir sorun da bu güvenlik sorunudur, çünkü birbirimize güvenmiyoruz. Bunun nedeni de son 15 yıldır yaşanan gerginliktir. Buna Türkiye'nin bu sorun karşısındaki tutumunu ve sınırın kapatılması gibi adımlarını katarsanız, o zaman tehdit algılamamız derinleşiyor ve müzakere şansı zora giriyor.
Size temin ederim ki, sınır açık olsaydı ve Türkiye de iki tarafın güvenebileceği tarafsız bir oyuncu olsaydı, o zaman sonuca varılmasını önleyen güvenlik engeli ortadan kalkardı. Onun için üzüntüyle söylüyorum. Zaman artık geçti. Bu durum düzeltilebilir mi bilemiyorum.
Bu konudaki müzakereler gelince bunlar bir hayli karışık. Kosova'da veya başka ülkelerde ne olursa olsun bu sorunu çözmeye kararlıyız. Fakat saf da olmamak lazım. Kosova bağımsızlığa kavuşursa - veya kavuşamazsa - artık ne olursa olsun, beğensek de beğenmesek de, bu benzeri sorunlar açısından bir emsal olacaktır.
Bu aynı zamanda, uluslararası camia tarafından zorla sağlanan bir çözün olması bakımından da emsal olacak. Tabii (Karabağ için) biz de bağımsızlık isteriz. Bu olabilir de, olmayabilir de. Her şey sürecin ve bu arada öngörülen referandum meselesinin nasıl ilerleyeceğine bağlı.
Türkiye temel pozisyonu olarak Karabağ Ermenilerinin hakları olduğunu teslim ediyor. Ancak Karabağ'ın Azerbaycan'a ait olduğunu belirtiyor. Bu yaklaşıma ne diyorsunuz?
Şu andaki tüm çaba toprak bütünlüğü ilkesi ile kendi kaderini tayin etme ilkesini uzlaştırmaya dönüktür. Bunu başarmanın bir yolu da halkın kendisinin, yani o bölgede yaşayan Ermenilerle Azerilerin kaderlerine karar vermeleridir. Bu iki ilkeyi ancak bu yoldan uzlaştırabiliriz.
Türkiye'nin pozisyonunu tabii ki not etmiş bulunuyorum. Ama Türkiye aynı zamanda Azerbaycan'a büyük destek veriyor. Bizim uluslararası camianın bir üyesi olarak Türkiye'den istediğimiz, masada olan belgeye saygı göstermesi ve müzakerelerden çıkacak sonuç hakkında peşin yargılı olmamasıdır.

AZERİ MÜLTECİLER:
Karabağ savaşının kurbanları arasında Ermeni saldırıları nedeniyle yerlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalmış olan bir milyonun üzerinde Azeri mülteci var bugün. Bu insanlar işgal altındaki topraklarına dönebilmek için çözüm bekliyorlar.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe