Topsuz oyun!
Beşiktaş- Ankaraspor maçını seyrettiniz mi?.. Müthişti! İlk yarı bitmeden açtım telefonu Bilgin'i (Gökberk) aradım:"Farkında mısın ligimizin kalitesi ne kadar yükseldi?.. Topsuz oyunu öğrendi bizim futbolcular... Hatta topsuz taç bile atıyorlar"!
Köyün Delisi, her zamanki dobralığı ile yanıt verdi:
"Yaklaş televizyona...Top var da sen göremiyorsun"
Haklıydı ya...
Ekrana kol mesafesi kalınca, hayal meyal fark etmeye başladım topu.
Zemin kar çimen karışık. Kamuflaj üniforması gibi. Top sarı-lacivert alacalı. Onu da uydurmuşlar kamuflaja.
Düz beyaz olsa daha iyi; hiç olmazsa çimenlerin üzerinden geçerken saliseler içinde fark edilir. Veya yeşil... Beyazlar üzerinde görürüz hiç yoksa.
Kim akıl ettiyse kulakları çınlamıştır mutlaka.
Yahu, koca takımlar bir hafta hazırlanıp maça geliyor. Milyonlarca dolarlık hocalar çalıştırıyor. Seyirciler stada toplanıyor. Milyonlarca dolar para ödüyor. Kameralar, teknikerler, linkler... Ve evlerin salonuna giriyor görüntüler; top yok.
Tek renk, kırmızı veya lacivert bir topu akıl edemiyor dev endüstrinin yüzlerce adamından biri.
Sonradan öğrendim, şikayetler üzerine kırımızı top aramışlar ama bulamamışlar. Sponsor firma göndermemiş.
20 milyon en kabadayı top. Bir kişi yüzlük banknot çıkarsa, oradan bir çocuğu koştursa Beşiktaş Çarşısı'ndan kıpkırmızı beş topu kapar gelir.
Yine açtım telefonu Bilgin'e...
"Ben hâlâ seçemiyorum. Senin televizyon HD dediklerinden mi" ?
Makarayı kaçırmadı tabi:
"Gözlüğünü yıka, netleşir"!
Söylemesi kolay. Burası Türkiye... Gözlük temizse, sadece topu görmüyorsunuz; her şey netleşiyor. İyisi mi topsuz seyrettim ben.
Nazlı Ilıcak'tan futbol
Hayatımda ilk kez sayın Nazlı Ilıcak ile aynı fikirde olduğumu gördüm ve endişelendim!
Yeni federasyon için geçen hafta yazdığım "muhtemel tehlikeleri" Sabah gazetesindeki köşesinde tekrar etmiş sayın Ilıcak:
"Futbolda hayal kırıklıklarının faturası Federasyona çıkarılır. Federasyonun başkanı Başbakan'ın yakın arkadaşıysa, İktidar futbol üzerinden yıpratılır".
Ha şunu bileydiniz!
Galatasaray'ın hava muhalefeti ile ertelenen maçı ilk sinyaldir. Hele bir kaybetsin Leverkusen'e, siz o zaman seyredin gümbürtüyü.
Futbolun farklı dinamikleri vardır.
Galibiyet, tur, şampiyonluk uğruna babasını tanımayan insanların karar ve tercihlerini derinden etkileyen dinamikler...
Her insanımız da oy sahibi olduğuna göre... Federasyon-Hasan Doğan-Recep Tayip Erdoğan denklemini kurmakta çok zorlanmayacaklardır.
Her şeye sahip olmak iyidir de, her şeyden sorumlu olmak zordur.
Gelelim sayın Ilıcak gibi kıymetli bir yazarın tekrar yazısına:
Aynı fikirdeyim dedim ama o kadar da değil hani.
Sayın Ilıcak "derin bir endişe" ile yazmış bunları.
Ben sadece durum tespiti yapmıştım.
'Hakeme dikkat edin'
Kahve sohbetlerinde hiçbir sakınca yaratmayan fikirleri, kulüp yöneticisi kimliği ile futbolun kalbine taşırsanız olacağı budur.Galatasaray yöneticisi Tunca Hazinedaroğlu, muhtemelen kahveye gitmez... O zaman aile dostları arasında da söyleyebilir "Rize-Fener maçının hakemine dikkat edin" fikrini.
Hatta yönetimdeki arkadaşlarını bile uyarabilir.
"Yakacaklar Rize'yi"!
Ve muhtemelen "Git işine be Tunca" şeklinde tepkiler alabilir ama olsun; fikir fikirdir. Sayın Hazinedaroğlu da bir yöneticidir ve işi fikir üretmektir.
Kimi stat yapmak için çok iyi bir fikir bulur, kimi kaynak yaratacak proje... Bazıları da hakemin yakın geçmişindeki istatistikleri masaya serip komplo teorileri üretir.
Kahve, dost, yönetim sohbetleriyle sınırlı kalırsa, kime ne?
Peki, Çaykur Rizespor başkanı Kadir Çakır'ı arayıp "Maçın hakemine dikkat edin" demesine ne buyrulur?..
Kadir Çakır'ın bu lafı ciddiye alıp Fenerbahçeli yöneticilere aktarmasına?
Onların da ciddiye alıp ayaküstü basın toplantısı yapmasına?
Fransız vodvilleri gibi...
Ard arda tuhaf raslantılar, saçmalıklar...
Ancak "oynayanlar" yönetici.
Hani şu milyonlarca insanı arkasından sürükleyen kulüplerin yöneticileri.
Ayıp ya...
Dikkat ettik de ne oldu maçta?
Boş verin hakemi falan, siz asıl yöneticilere dikkat edin bundan sonra.
"Aziz" Yıldırım
Büyük Kulüp'te efsane başkan Ali Şen'in objektifinden çekilen son Fenerbahçe fotoğrafı, "Mutluluğun Resmi"dir büyük bir ihtimalle. Fenerbahçe'ye emek veren herkese hak ettiği itibar, saygı ve sevginin asla esirgenmediği bir gece.
Dev zeplinler kadar egolara sahip, şöhretli, paralı, itibarlı insanların birbirlerine bu kadar iyi davrandığı bir başka Fenerbahçe fotoğrafı gördünüz mü yakın geçmişte?
Gecenin sahibi Ali Şen elbet...
Ama kahramanı, bu geceye kadar uzayan geçmiş on senede Fenerbahçe'yi sırtlayan Aziz Yıldırım. Sırtında Fenerbahçe ile "koşan" kimilerine göre "Yıldırım", kimilerine göre "Aziz" gibi bir başkan.
Saygı duyalım.
Bu kez eleştiri yok...
Lütfen alkışlayalım.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe