Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Şubat 2008 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Koalisyon olsa başbakan aynı tonda konuşur muydu?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Kabul... Türkiye tek başına iktidar dönemlerinde daha hızlı büyüyor.
Koalisyonlar bugüne kadar istenilen performansları bir türlü gösteremedi.
Yine de son günlerde yaşanan tartışmalar ''Keşke koalisyon olsaydı'' diyenlerin sayısını arttırıyor.
Bu konuda birçok okurum mesajlar yolluyor.
Ve diyorlar ki...
''Türkiye’de tek başına iktidara gelen hükümetler bir süre sonra uzlaşma kültüründen uzaklaşıyor ve dayatmalara başlıyor...''
Uzlaşmayı taviz vermek olarak algılıyoruz.
Oysa bir adım geri atmak ödün vermek anlamına gelmez.
Bu ülkenin sorunlar listesinde onlarca önemli konu var.
Ekonomi iyi gitmiyor.
Hükümet yetkilileri her seferinde dış piyasaları bahane gösterse de sorunun bir kısmı global dalgalanmalardan kaynaklanıyor.
İş dünyası borçlu, esnaf borçlu, vatandaş borçlu...
Giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor durum.
Gidip Kemeraltı’nda bir yürüyün; yıllardır burada iş yapan insanlarla konuşun.
Hayatından memnun olan bir kişi bulabilecek misiniz bakalım.
İzmir’in en değerli semtlerindeki mağazaların boşaldığını görüyorsunuz.
Birkaç yıl önce içindekilere hava parası teklif edilen mağazalar şimdi boş duruyor.
Tutulsa da birkaç ay sonra yine devrediyor.
Devletin açıkladığı rakamlar sokaktaki vatandaşın sıkıntılarını tam yansıtmıyor.
* * *
Son beş yıldaki üst üste gelen büyüme oranları sizi yanıltmasın.
Dünya likidite bolluğundayken, böyle bir konjonktür yakalanmışken Türkiye de bu durumdan yararlandı.
Herkes bilmeli ki; bu ülke yerinde saymamak için en az yüzde 5’lik büyümeyi yakalamak zorunda.
Altına indiğinde piyasalar daralır, işsizlik oranları artar.
Bugün de yaşadığımız bu...
Hükümet 22 çeyrekteki büyümeyi ballandıra ballandıra anlatırken; Çin’in, Singapur’un, Hindistan’ın büyüme hızından hiç bahsetmiyor.
Bu ülkeler son beş yılda yüzde 10’un üzerinde bir performans yakaladılar.
Bir ayrıntı daha bu ülkeler cari açık değil, cari fazla veriyorlar.
Kendimizle kıyasladığımız Brezilya, Arjantin, Meksika gibi ülkelerin de bizim gibi bir cari açıkları yok.
* * *
Kısacası...
Okurlarımın da hatırlattığı gibi Türkiye bu dönemde güçlü bir koalisyon ya da toplumun geniş kesimini kucaklayan bir hükümetle yönetilseydi daha iyi olmaz mıydı?
Şubatın tamamını türban konusuyla geçirdiğimizin farkında mısınız?
Siz bu yasa değişikliğiyle problemin çözüldüğüne inanıyor musunuz?
Ben inanmıyorum.
Başbakan esip gürlüyor.
Bu konuşma biçimini de ''hitabet sanatı'' olarak yorumluyor.
Eğer Erdoğan, programı iyi hazırlanmış bir koalisyon hükümetinin Başbakan’ı olarak konuşsaydı aynı üslubu kullanabilir miydi?
Sanmıyorum...
Evet, zorlukları var.
Toplumun gelişmesini yavaşlatan yanları var.
Ama ben Türkiye’deki uzlaşma kültürünün yerleşebilmesi için güçlü koalisyonların çok daha yararlı olacağını düşünüyorum.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Lütfen kol kola hemen şimdi...
Emeklilik hakkında her şey
EXPO ve Asım Usta
TEDAŞ görevini yerine getirmiyor!
Koalisyon olsa başbakan aynı tonda konuşur muydu?





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet