Şener: Kırılganlığın olmadığı ortam yabancılaşmanın işareti
Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, ''Eğer ekonomide herhangi bir kırılma görmüyorsak bu işlerin iyileşmesinden dolayı değildir. Kırılganlığın olmadığı her ortam, hızla yabancılaşmanın devam ettiği anlamına gelir'' dedi.
Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV), Ankara Ticaret Odası (ATO) ve OSİAD işbirliğinde ATO Konferans Salonu'nda ''2008'de Türk Ekonomisinden Beklentiler'' konulu bir toplantı düzenledi.
Abdüllatif Şener, burada yaptığı konuşmada, ekonomik gücün diğer alanlarda da başarı sağlayan bir faktör olduğunu, daha büyük milli gelire sahip ülkelerin dünyaya yön verdiğini söyledi.
Dünyanın toplam gelirinin, 2005 yılı rakamlarına göre, 45 trilyon dolar olduğunu, (bugün itibariyle 50 trilyon doları aştığını) belirten Şener, ''En büyük payı alan ülke 12,5 trilyon dolar ile ABD, ikinci Japonya 4,5 trilyon dolar, üçüncü Almanya 2,8 trilyon dolan, 57 İslam Konferansına üye ülkenin toplam milli geliri 2,7 trilyon dolar, sadece Almanya kadar'' diye konuştu.
Şener, 2005 yılı rakamlarına göre dış ticaret hacminin de toplam dünya ihracatının 10 trilyon dolar civarında olduğunu, 57 ülkenin toplam ihracatın 770 milyar dolarını yaptığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bunun yarısı petrol ve doğal gaz çıktığınızda geriye 400 milyar dolar kalıyor. 400 milyar dolarlık ihracatın da 200 milyar dolarını 70-80 milyar dolar ile Türkiye, 120-130 milyar dolar da Malezya oluşturuyor. İkisinin toplamı 200 milyar dolar. Bu iki ülkeyi de çıktığınızda İKV üyesi 55 ülkenin toplam ihracatı 200 milyar dolar. Dünya ihracatının 40'ta biri yapmıyor yani zekat oranı etmiyor. Bu 57 ülke arasındaki toplam ihracat rakamı da 103 milyar dolar. O da fitre miktarı.'' Şener, doğru, sağlıklı istikrarlı büyümeyi sağlayacak bir yapılanmanın gerçekleştirilmesi, bir politikanın ortaya çıkarılması ve bunun kararlı bir şekilde uygulanması gerektiğini söyledi.
2001 krizi sonrasında Türkiye’de yeni bir döneme girildiğini, bu yeni dönemin ''dünya ekonomisiyle yeni bir eklemlenme dönemi'' olduğunu ifade eden Şener, bu yeni eklemlenme döneminin devam ettiğini, politikalar devam ettirildiği sürece bu yeni dönemin devam ettiğini kaydetti.
Şu ana kadar ortaya çıkan makro ekonomik göstergelere bakarak, ''her şey mükemmeldir ve mükemmel gidiyor'' denemeyeceğini ifade eden Şener, bir yıl sonra kırılma yaşandığı takdirde bu dönemin bütün rakamlarının baştan sona bozulacağını dile getirdi. Şener, 2008, 2009 ve 2010 yıllarını da iyi atlatmak, riskleri iyi ölçmek gerektiğine dikkati çekti.
"POTANSİYEL BÜYÜME ORANININ ALTINA DÜŞÜLDÜ, BU BİR SİNYAL"
Abdüllatif Şener, Aralık ayına ait sanayi üretim endeksinin ortaya çıktığını, endekste düşme olduğunu belirterek, ''3. çeyrek büyüme oranı Türkiye'nin yıllık ortalama kapasitesinin çok altında çıktı. Türkiye'nin potansiyeli olan büyüme oranının altına düştüğü görülüyor. Bu önemli bir sinyal'' diye konuştu.
Cari açık konusuna da değinen Şener, Türkiye'nin dünyada paraya en fazla para kazandıran ülke olduğunu, Türkiye'ye sürekli giren bir para olduğunu, bu para çekildiğinde cari açıkla baş başa kalınacağını söyledi.
Abdüllatif Şener, küresel rekabette avantajın nasıl artacağı, ekonominin nasıl büyüyeceği, sürekli istikrar halinde yola nasıl devam edileceği konuları çözümlenemediği takdirde her an bir kırılma yaşanabileceğini ve bunun ülkeyi geriye götürebileceğini dile getirdi.
Gelen dış kaynağın niteliğine bakılması gerektiğini kaydeden Şener, yabancıların telefonlar, bankalar, gayri menkuller, gibi sektörlere geldiğini söyledi.
Şener, şöyle devam etti:
''Önümüzde ne var? Otoyollar, Milli Piyango, enerji sektörü, köprüler özelleşecek.
Yabancılara devredilen bu faaliyet alanları kar marjları yüksek ve paranın tamamının içeride kazanıldığı sektörler. Nasıl bir sonuç ortaya çıkacak? İçeride kazandığı parayı dövize çevirecek ve dışarıya kar transfer edecek. Bunun anlamı şu; yüksek cari açığı olan Türkiye'nin cari açığına, bir daha düzeltilemeyecek yapısal bir unsur daha ilave ediliyor bu süreç içerisinde.'' Açığa rağmen yabancıya ait, gelen paralar nedeniyle döviz bolluğu olduğunu, kurun düştüğünü, kur düşmesi nedeniyle ithalat cazip hale geldiğini, kur düştüğü için sürekli cari açığın arttığını bir kısır döngüye girildiğini savundu.
Şener, ''Eğer ekonomide herhangi bir kırılma görmüyorsak bu işlerin iyileşmesinden dolayı değildir. Kırılganlığın olmadığı her ortam, hızla yabancılaşmanın devam ettiği anlamına gelir'' dedi.
Dünyada ABD'yi, Avrupa'yı ve önemli finans çevrelerini rahatsız eden bir dalga olduğunu, bunun Türkiye'yi etkileyebileceğini de belirten Şener, ''Yakın zamanda dünya piyasalarında bir dalgalanma oldu. Borsadaki en büyük düşüş Türkiye'de yaşandı'' dedi.
Şener, Türkiye'nin küresel rekabet gücünün artarak değil gücü adeta kırılarak yoluna devam ettiğini de savundu.
Bu arada, Abdüllatif Şener, Acil Eylem Planı'nın açıklandığı toplantıda, bir gazetecinin sorusu üzerine Merkez Bankasının İstanbul'a taşınmasının ve İstanbul'un finans merkezi olmasının gündeme geldiğini, sadece bu konunun tartışıldığını belirterek, ''Acil Eylem Planı'nın içerisinde Merkez Bankasının İstanbul'a taşınması, İstanbul'un finans merkezi olması yoktur'' dedi.
"TÜRKİYE'NİN FELAKET TELLALLIĞI"
ATO Başkanı Sinan Aygün de ATO olarak 4046 üyenin katıldığı bir anket düzenlediklerini, bu ankette üyelerden 2007 yılını bir önceki yılla karşılaştırmalarını istediklerini ve 2008 yılından beklentilerin sorduklarını söyledi.
Anketi yarın açıklayacaklarını, sonuçların hiç anlatılan gibi olmadığını belirten Aygün, bunları açıkladıkları zaman ''Felaket tellallığı yapıyor'' denildiğini söyledi. ''Felaket tellalı''nın kötü bir şey olmadığını, zamanında bir felaket olduğunda felaket tellalının eline bir davul olarak halka felaketi duyurduğunu anlatan Aygün, ''Biz de (Hiç iyiye gitmiyor. Dikkatli olun) dediğimizde, (Felaket tellallığı yapıyor) deniliyor. Olumsuzlukları duyurmak, dikkat çekmek felaket telalığı ise ben Türkiye'nin felaket tellalıyım. Biz uyarı görevi yapıyoruz'' diye konuştu.
İşsizliğin arttığını, sadece kendisine 18 bin müracaat olduğunu belirten Aygün, ''Ülker Godiva’yı aldı onurlandık. Migros satıldı niye alamadık? Türkiye gelip yatırım yapan yabancı yok. Hazır varlıklarımız gidiyor. Yabancılar bankalar,gıda ve hizmet sektörlerine geliyor'' diye konuştu.
Türkiye’nin yüksek faiz ve düşük kur yüzünden yıllardır bir sıcak para cenneti halinde olduğunu dile getiren Aygün, ''2007 yılında da yıllık ortalama yüzde 8,8 oranındaki faize rağmen Türkiye yüzde 18'in üzerinde bir faizle borçlandı, döviz kuru ise yüzde 16,7 oranında azaldı'' diye konuştu.
Türk özel sektörünün 147 milyar dolar borcu olduğunu, krizin fırsata dönüştürülmesinin yollarının aranması gerektiğini de kaydeden Aygün, cari açığı düşmesi, Merkez Bankası faizlerinin düşmesi, işsizlik oranlarının düşürülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
SSK PRİMLERİ ÜZERİNDEKİ YÜKÜN AZALTILMASI
TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Develi de gittikçe ithalata dayalı bir yapının ortaya çıktığını, reel sektörün KOBİ'lerin beklentisinin bu konudaki reformların yapılması ve uygulamaya geçirilmesi olduğunu söyledi.
SSK primleri üzerinde yükün azaltılmasının 2009 yılına ertelendiğini belirten Develi, KOBİ’lerin yaşamlarını sürdürülebilmesi için verilen sözlerin tutulması gerektiğini kaydetti.
OSİAD Başkanı Nihat Güçlü ise leasingde KDV oranının yüzde 18'lere çıkmasının OSTİM için büyük darbe olduğunu belirterek, iş potansiyellerinin yüzde 50 düştüğünü ifade etti.
TOSYÖV Ankara Destekleme Derneği Başkanı Erol Akaya da 2008'in özellikle yatırımcılar, sanayiciler ve KOBİ'ler açısından dünya ekonomisinde yaşanan sıkıntılardan dolayı son yıllardaki en zor yıl olacağının sinyallerinin alındığını kaydetti.
Böyle bir ortamda Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme performansı yakalaması için siyasi ve ekonomik istikrarın da bozulmamasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Akkaya, ''Bu açıdan Türkiye ekonomisinde yatırım ortamının iyileştirilmesi, makro ekonomik istikrarın sağlanması ve hükümetin uygulayacağı AR-GE yatırımlarına ağırlık verilmesi gerekmektedir'' diye konuştu.
Merkez Bankasının İstanbul'a taşınması konusuna da değinen Akkaya, ''Bunun tartışılmasının dahi başkentimize ekonomik ve sosyal alanda yapacağı olumsuzlukları bir Ankaralı olarak kabul etmek içimize sinmemektedir'' dedi.
Şener büyüksün
akp de ne yaptın bunca sene sen ? hiç takışmıyordun oraya zaten
[16:09 - Hep magdur halk] yazarın tüm yorumları
Sayın şener
İŞ BİLDİĞİNİZ İÇİNMİ, MUHALİF OLDUĞUNUZ İÇİNMİ. GAZETELERDE MANŞET OLUYORSUNUZ. MADEM İŞİ BİLİYORDUNUZ. CEPHEYİ NİÇİN TERK ETTİNİZ. . .
[15:52 - ademtoprak] yazarın tüm yorumları