Size bir aşk mektubu
Bir zarf geldi gazeteye geçen gün. İçinden yırtılmış bir dergi sayfası çıktı, üzerine bir post-it: ''İlgini çekeceğini düşündüm, B''. Bu devirde kimsenin böyle bir zahmete girmeyeceğini biliyorum tabii de, insan bir an düşünüyor ''Kimdir bu B?''...Eskiden kalma dedektiflik güdülerimle zarfı, pulu, nereden postalandığını inceledim önce ve tam ''Allah allah bana şöyle bir şey geldi'' diye yerimden kalkıyordum ki baktım bütün masalarda aynı zarf, aynı faaliyet. Başarılı bir reklamla karşı karşıyayız yani.
Zaten insan ilişkileri anonimleştikçe halkla ilişkiler, reklam alanları ‘kişiselleşiyor’. Arkadaşların ortaya karışık mesajlar yollarken yüzünü hiç görmediğin bir halkla ilişkiler temsilcisinden ismine yazılmış bir kartpostal alabiliyorsun. Profesyonel gözler daha iyi biliyorlar neye ihtiyacımız olduğunu tabii...
Üç harfli kelime
Bu girizgahtan sonra, en son ne zaman mektup aldınız gibi can sıkıcı bir soru sormayacağım... Hafızalara bu kadar eziyet etmenin alemi yok. Hatta sanırım belli bir yaşın altındakiler mektuba bizim posta güvercinine yaptığımız muameleyi yapıyorlar. Ne iyi... Bilmediğin bir şeyin eksikliğini çekmezsin neticede.Neyse, bir kitap çıkmış Siren Yayınları’ndan. Adı ''Üç Harfli Kelime''. Ne olabilir akla gelecek ilk üç harfli kelime? Tabii ki hala - ve çok şükür - ‘Aşk’.
Kapağında iple bağlanmış bir deste mektup görünüyor. 40 yazarın ‘aşk mektupları’ var içinde. Margaret Atwood, Leonard Cohen, Ursula K. Le Guin, Douglas Copland, Jeanette Winterson, Hari Kunzru... Kaçırılmaz!
Bu bir ‘seçki’ değil, 40 yazar bu kitap için özel olarak birer aşk mektubu yazmış. Kurmaca mektuplar... Mutlu, umutsuz, ölümcül, düzmece zamane aşklarının acı acı gülümseten belgeleri.
Aşk virüsü
Ama beni en çok kitabın çıkış noktası etkiledi. Filipinli bir bilgisayar korsanının 4 Mayıs 2000’de bütün dünyaya yaydığı ‘aşk’ virüsüydü kitabı hazırlayan Rosalind Porter ve Joshua Knelman’ın ilham kaynakları. Hatırlarsınız, ‘konu’sunda ''Size Bir Aşk Mektubu'' yazan bir e-postayla gelmişti virüs. Gelmiş ve çökertmişti sistemleri.Beklenmedik bir ‘aşk mektubu’na kimse karşı koyamamıştı belli ki ve bu bir anlık romantik refleksin bedeli ağır olmuştu. Bilgisayar korsanı akıllıydı, hem de çok.
Neticede bu hikayeden yola çıkan Porter ve Knelman, 40 yazardan ''ölüm döşeğindeki bir geleneği canlandırmalarını ve sözcüklerin ne kadar baştan çıkarıcı olduğunu hatırlatmalarını'' istemişler. Ortaya, 21. yüzyılda aşkın neye benzediğine dair bir resim çıkmış.
Pek romantik bir resim değil. ''Hatırı sayılır derecede gülmece, epey bir kara mizah ve dağlar kadar keder'' var içinde. 21. yüzyılda hala beklenmedik aşk mektuplarına inanıyorsanız zarfı açtığınızda içinden çıkacak olan da bu değil midir zaten?
Bir sevgi albümü''Söz Müzik Teoman'' albümü arabamın CD player’ına yapıştı diyebilirim. Aralıksız dönüyor... Candan Erçetin (''Kim?'') ve Mirkelam’a (''Güzel Bir Gün'') üçer tekrar yaptırıyorum. Hemen düzenlemecilerini de anmak istiyorum, ''Kim?''i çağımızın büyücülerinden Alper Erinç, ''Güzel Bir Gün''ü de Mirkelam’ın yeni yol arkadaşı Volga Tamöz yeniden yaratmış.
14 müzisyenin Teoman şarkılarını seslendirdiği bir ‘sevgi albümü’ bu. Teoman ‘saygı albümü’ yerine bu tanımı kullanıyor ve çok da yakışıyor bence.
Sezen Aksu’nun ''Paramparça''sıyla açılıyor albüm. Müslüm Gürses’in jilet attıran yorumundan sonra içaçıcı bir şarkı var karşımızda. Yalın’ın ''Gönülçelen''inde, Yaşar’ın ''Rüzgar Gülü''nde yine Alper Erinç imzası var. Gönül isterdi ki Yaşar Teoman’ın sesinin aynısını çıkartmayı denemesin...
''İstanbul’da Sonbahar'' Nil Karaibrahimgil’e çok yakışmış, ''İki Çocuk'' da Yavuz Bingöl’e. Harun Tekin’den ''İstasyon İnsanları'', İzel’den ''Senden Önce Senden Sonra'', Emre Aydın’dan ''Sürpriz'', Kreş’ten ''Bugün'', Rashit’ten ''Kişisel Bir Şey'', Hayko Cepkin’den ''Gökdelenler''... Albümde boş yok gerçekten.
Çoğu şarkıda bir şekilde Teoman’ın da sesi var. ''Duş''ta da genç bir kadınla düet yapmış, çok da iyi etmiş. Kemancı’nın sevilen grubu Monopop’un solisti İrem Candar’ı tebrik ederken ben gene Candan Erçetin’e dönüyorum: ''Kim dinleyecek kalbimi, bakacak yüzüme, güzelmişim gibi sanki...'' Son söz: Teoman iyi bir şarkı yazarı.

