
Erman Toroğlu ile Düello
Yakında Kanal D’de yabancı format bir yarışma
başlayacak. “Düello” adlı yarışmada para
kazanmak için sadece genel kültürün süper
olması yetmeyecek.Bu yarışmada para kazanmanın yolu cesaret ve rakibe yapılacak blöflerden geçecek. “Düello”da kasa 100 bin YTL’den açılacak.
“Düello”da maç dört oyuncuyla başlayacak.
Yarışmacıların her birine 1.000 YTL’lik 10 fiş verilecek.
Yarışmacılar dört seçenekli sorulardan kendilerine göre doğru olanın üstüne fişlerini koyacak. Ancak yarışmacılar, rakiplerinin fişlerini hangi seçeneğin üstüne koyduğunu göremeyecek. Her sorunun cevabı ortaya çıktığında fişini yanlış şıkka bastıranların parası kasada toplanacak. Fişi, daha doğrusu parası biten yarışmacı elenecek.
Arka arkaya dört “düello”yu kazanan yani dört rakibini eleyen yarışmacı, bu kez de kasada toplanan parayı alabilmek için stüdyodaki aday sekiz yarışmacıdan gözüne kestirdiğini “düello”ya davet edecek.
Kanal D, mart ayının ortalarına doğru ekrana getireceği böylesine heyecanı ve tansiyonu yüksek yarışmayı sunması için kiminle anlaştı biliyor musunuz?
Erman Toroğlu ile...
Erman Hoca, Lig TV’de yorumculuk, Hürriyet’te spor yazarlığından sonra Kanal D’de de sunuculuk yapacak.
Kanal D’nin yeni ve iddialı yarışması “Düello”yu Erman Toroğlu sunmasına sunacak da, “düello” yarışmacılar arasında mı yaşanacak, yoksa Erman Hoca ile yarışmacılar arasında mı artık orasını Allah bilir...
Türk, Paris’te defileye çıkamaz ama Nigar’lar burada cirit atar!
Türkiye’de yaşayıp Türkiye’de atölye sahibi bir modacı olarak Paris Haute Couture Haftası’nda defile düzenleyen ilk Türk unvanıyla haklı bir gurur yaşayan Dilek Hanif, defilesinde podyuma neden Türk manken çıkarmadığıyla ilgili bir soruyu şöyle yanıtlamıştı:
“Paris Haute Couture Haftası resmi bir etkinlik olduğu için defilenize çıkarabileceğiniz mankenlerin Fransa’da çalışma izni olması şart. Fransa’da çalışma izni olan Türk manken olmayınca mecburen yabancılarla çalıştık.”
İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan bir dava Fransa’ya inat Türkiye’nin nasıl da “fırsatlar ülkesi” olduğunun göstergesi... Azeri manken Nigar Talibova, Moldovalı hizmetçisi Fedora Calin’den “Evimden 90 bin euro ile 100 bin YTL değerindeki mücevheri çaldı” diyerek davacı oldu.
Davaya bakan hâkim Ahmet Korkusuz da haliyle Nigar Talibova’ya sordu:
“Bu kadar parayı, mücevheri nereden aldın? Nasıl kazandın?
Ben 25 yıllık hâkimim bu kadar parayı hayatımda görmedim.” Nigar Talibova’nın yanıtı ise şu oldu: “10 yıldır çalışıyorum. Biriktirdiğim para.
Ayrıca Azerbaycan’da dededen kalma ev vardı, onu sattık. Mücevherlerin bir kısmını da doğum günümde arkadaşlarım hediye etmişti.”
Fransızlar, podyumunda defileye çıkacak mankenden “çalışma izni” istiyor...
Biz Türkler ise gümrükten her gireni alabildiğince özgür bırakıyoruz.
Türkiye’de neler yaptıklarını, nasıl para kazandıklarını da ancak birbirlerine düştükleri zaman ya da bir mağduriyet söz konusu olduğunda öğreniyoruz.
Türkiye’ye gelip çalışıp iyi para kazananlara da ancak mahkemeye düştüklerinde “Bu paralar nereden?” diye sorabiliyoruz...
Tabii bu da hukukuk gereği olarak değil, sırf meraktan...
Boşandım aşkım
Dün avukat bir arkadaşımı aradım uzmanlık alanına giren bir konuda görüşüne başvurmak için... Anlatacaklarını bitirdikten sonra, “Bugün gazetelerde Arzu Yanardağ’ın, reklamcı eşi Ali Serter’den boşandığına ve kızı Alara’nın velayetini aldığına dair haberler var. Ancak o haberi yazanlar ilginç bir ayrıntıyı atladılar” dedi. Gazetecilerin gözünden kaçan ayrıntının ne olduğunu sorunca şunları söyledi: “O gün tesadüfen karşılaştım Arzu Yanardağ’la adliye çıkışında. Eşinden boşandığı mahkemeden onu sevgilisinin şoförü alıp otomobilinde bekleyen patronunun yanına götürdü. Arzu Yanardağ o gün eşinden boşanmanın, kızının velayetini almanın mutluluğunu yaşıyordu. Sevgilisinin makam arabasının arka koltuğunda sevgilisiyle el ele mutlu bir şekilde ayrıldı adliyenin önünden...”
Hayat böyledir...
Birileri kaybederken, birileri de kazanır işte...
Deniz Seki’nin ABD çıkarması
Deniz Seki, hayli zamandır işinden çok aşkıyla gündemde olan bir yıldız. Aylardır “Hüsnü Şenlendirici aşağı”, “Deniz Seki yukarı”... 2007’nin ortalarından bu yana Deniz Seki’siz bir Hüsnü Şenlendirci haberi ya da Hüsnü Şenlendirici’siz bir Deniz Seki haberiyle karşılaşmıyoruz.
“Aşk kadını” Deniz Seki’nin aslında bir şarkıcı olduğunu neredeyse unutuyoruz. Biz unutuyoruz ama Amerika’da yaşayan Türkler unutmuyor Deniz Seki’nin şarkıcı olduğunu...
Siz bu satırları okurken Deniz Seki, “Sam Amca”nın ülkesinde olacak. Üstelik de Seki’nin Amerika’da hayli yoğun bir konser programı var. 21 Şubat’ta New York’ta ilk konserini verdi. Bugün de Boston’da konser verecek olan Deniz Seki’nin Amerika’daki son konseri ise yarın Washington’da...
aeyuboglu@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe